Geçtiğimiz haftaki sayımızda internet üzerinde oluşturduğumuz farklı kimliklerden ve yapay zekâ ile AR teknolojisini kullanarak gerçekliği büküp, artırılmış güzelliğe nasıl ulaşabildiğimizden bahsetmiştik. Bu hafta ise yüz tanıma teknolojilerinin, dijital varlığımız üzerinden hayatımızı nasıl tehlikeye atabileceğinden bahsedeceğiz.

2010’lu yılların internetinde sahip olduğumuz en büyük sorun kişisel verilerimizin ucu bucağı olmayan bir okyanusta başıboş süzülüyor olması(ydı). 5 yıl öncesinde katıldığın etkinlikte bir fotoğrafçı veya akıllı telefonu bulunan bir insan tarafından çekilen fotoğrafın, adını bile bilmediğin bir sosyal paylaşım platformunda binlerce beğeni almış olabilir. Bundan haberinin olması oldukça zor. Bu durum; düğünler, mezuniyet törenleri ve daha birçok farklı organizasyon için geçerli olduğu gibi metro-metrobüs-sahil gibi kamusal alanları da kapsıyor. Sen metroda her şeyden habersiz otururken bir insan isteyerek veya istemeyerek seni fotoğraflamış olabilir. Bir Instagram kullanıcısının son aylarda en iyi çıktığı fotoğrafta, arkada masumca oturmuş çorbanı kaşıklıyor olabilirsin. Bunlardan haberdar olman imkansız. En azından şu ana kadar imkansızdı.

Bir etkinlikte çekilen bu fotoğraf, organizasyon sahibi tarafından yayınlandı ve ben de kendi hesabımda paylaştım. Fotoğraftaki diğer insanlar açısından İki ihtimal bulunuyor, birincisi: fotoğraftaki yaklaşık 20 kişi bu fotoğrafın yayınlandığını hiç görmedi. İkincisi ise: bu fotoğraftaki 1 kişi, organizasyon sahibine ulaşarak fotoğrafı kaldırmasını rica etti ve fotoğraf kaldırıldı. Ancak benim de bu fotoğrafı yayınladığımdan asla haberdar olmadı.

Son yıllarda, büyük veri (big data) ve yapay zekânın da gelişimiyle birlikte yüz tanıma algoritmaları ciddi bir ivme yakaladı. Birçok ülkenin istihbarat birimleri ve emniyet güçleri yüz tanıma teknolojilerinden faydalanarak suçlularla mücadele etmeye başladı.

Konu işletmeler ve devlet kurumları olduğunda akla ilk gelen yüz tanıma girişimi ClearViewAI oluyor. Geçtiğimiz yıl, bir gazetecinin ClearViewAI kullanarak 15 yıl öncesinde paylaştığı fotoğraflara erişebildiğini aktarmıştık. Yani, dünyanın öbür köşesinde bir şirket herhangi birimizin 15 yıl önce MySpace’te paylaştığı, 10 yıl önce Facebook’ta paylaştığı tüm fotoğrafları tek bir veri tabanında saklıyor ve yapay zekâ sayesinde kolayca organize edebiliyor.

Emniyet güçlerinin bu teknolojiyi kullanma şekli ve sonuçları konusunda tartışmalar süredursun, bir yandan kişisel kullanım konusunu da göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Yüz tanıma teknolojisini kişisel anlamda nasıl kullanabilirsin?

Pandemi bitmiş, kuaföre gitmişsin, 1 yıl önce büyük heveslerle aldığın o muhteşem kıyafeti giymiş ve tüm hazırlıklarını yaparak Gelecek Burada Konuşmaları’nın dokuzuncusuna katılmışsın. Son 3 yılın en güzel/en yakışıklı olduğun günü yaşadığını hissediyorsun. Ancak fotoğrafını çekmesini rica edebileceğin bir arkadaşın yok ve telefonunun kamerasını da pek beğenmiyorsun. Aslında Gelecek Burada’nın fotoğrafçısı birkaç fotoğrafını çekmiş ancak Twitter ve Instagram sayfamızı kontrol etmene rağmen fotoğrafını bulamamışsın. Acaba hangi platforma yüklediler diye merak ederek bu güzel fotoğrafları uzay boşluğuna uğurladığını kabul etmiş ve önüne bakmaya karar vermişsin. Daha ne etkinlikler gelecek, ne güzel günlerimiz olacak, daha sonra yine öyle bir fotoğraf çekilebilirsin sonuçta. Fakat… Umudunu kaybetmeden önce son bir deneme yapabileceğin bir platform daha var.

PimEyes, yapay zekâ (yüz tanıma algoritmaları) kullanarak, internette her nereye yüklendiyse o fotoğrafı senin için bulabileceğini iddia ediyor. Diğer bir deyişle, internet üzerinde hangi platformlarda fotoğrafının bulunduğunu görmek için PimEyes kullanabilirsin.

Yüz tanıma teknolojisinin avantajları bununla sınırlı kalmıyor. Belirli durumlar için yine bu uygulamadan/teknolojiden faydalanabilirsin.

🤖 Birileri senin fotoğrafını kullanarak sahte profil açmış olabilir

🤖 Birileri izinsiz şekilde senin fotoğrafını çekmiş ve üzerinden para kazanıyor olabilir

🤖 Eski sevgilin, özel bir fotoğrafını/videonu internette (özellikle pornografik sitelerde) yayınlamış olabilir.

🤖 Eski sevgilin, aslında var olmayan bir videonu deepfake ile oluşturup internette yayınlamış olabilir. (Ancak bu durumun yüz tanıma sistemleriyle tespit edilebilmesi biraz daha zor olabilir. Bu konu farklı katmanlara sahip)

PimEyes, premium abonelere fotoğrafların yüksek çözünürlüklü hallerini paylaşma ve internette kişiye ait bir fotoğraf paylaşıldığında haber verme gibi hizmetler de sunuyor.

Tabii PimEyes ve benzeri işletmelerin sunduğu hizmetin olumsuz çıktıları olabileceğini de unutmayalım. PimEyes bu hizmeti sadece “kendi fotoğraflarını bulmak için kullanabilirsin” diyor ancak herhangi bir kimlik kontrolü de yapmıyor. Yani siteye girip bir başkasının fotoğrafını aradığımızda sadece “bu kişi sensin değil mi?” diye soruyor ve onay kutucuğunu işaretlememizi istiyor. Herhangi bir engelleyici veya caydırıcı önlem bulunmuyor.

“Senin veya benim gibi rastgele vatandaşların elinde, halka açık alanlarda bir insanı takip edebileceğin ürkütücü bir stalking aracına dönüşüyor”

-Privacy International Topluluğu Hukuk Sorumlusu Lucie Audibert

Kötü niyetli insanlar;

😠 Metroda seni gördüğünde fotoğrafını çekerek ismini bulabilir. (PimEyes, bulduğu fotoğraflarda isim ve nickname dahil herhangi bir kişisel veri paylaşmadığını söylüyor ancak bazı fotoğraflarda URL kısmında ismin göründüğü örnekler de bulunuyor.)

😠 Twitter üzerinden paylaştığın bir fotoğrafı kullanarak başka platformlardaki daha özel fotoğraflarına ulaşabilir.

😠 [Fazla korumacı ebeveynin, toksik sevgilin veya çevrim içi tanıştığın takıntılı bir insan] nereye gittiğini, neler yaptığını öğrenerek seni ‘fiziksel’ olarak da takip edebilir.

😠 [Trans bir birey isen] eski kimliğine/cinsiyetine dair fotoğraflarına ulaşabilir.

Ben de PimEyes’ın ücretsiz versiyonunu denedim ancak yapay zekâ herhangi bir fotoğrafımı bulamadı. (Onlarca farklı platformda, farklı yayıncılarda fotoğrafım bulunuyor.) Ancak fotoğraflarını oldukça az paylaşan bir arkadaşımı aradığımda, daha önce hiç görmediğim bir fotoğrafına ulaştım. Eğer kendisinden izin almadan bunu yapmış olsam yukarıdaki kötü niyetli insanlara örnek gösterilebilirdim.)

CNN yazarı Rachel Metz’in PimEyes denemesi

CNN yazarı Rachel Metz ise bu servisi kullandığında bir sürprizle karşılaştığını söylüyor. 2013 yılında katıldığı bir doğum günü partisinde, çekildiğinden hiç haberi olmadığı bir fotoğrafı bulmuş. Dans ederken çekilen bu fotoğrafta asıl şaşırtıcı nokta ise bahsi geçen fotoğrafta Rachel’ın arka planda, köşede, zor görünür bir şekilde bulunuyor olması.

Sonuç olarak internet, terabaytlarca verinin başıboş bir şekilde süzüldüğü bir okyanus. Bu okyanusta, süzülen onca maddeyi anlamlandırmak, kategorilendirmek ve dosyalamak oldukça zor. Kendine ait verileri görmek veya silmek istediğinde ise bunları bulmak bambaşka bir sorun. Yapay zekâ sayesinde bu sorunu en aza indirgeme şansımız ortaya çıkıyor fakat bu da kendine has yeni tehlikeleri beraberinde getiriyor.

Bitirmeden önce birkaç küçük anekdot: 

✍️ Son kullanıcıya hitap eden PimEyes 2019 sonunda, internette 900 milyon insan yüzünü taradığını açıklarken kurumsal çözümler sunan ClearView AI Şubat 2020’de 3 milyar insan yüzü taradığını) açıklamıştı.

✍️ PimEyes %90 doğruluk oranı ile çalıştığını iddia ediyor.

✍️ PimEyes ile aynı işlevi gören Türkiyeli bir girişim olan ReminisApp’ten bahsetmiştik. Bu girişim de yönünü biraz daha kurumsal çözümlere çevirmiş gibi duruyor olsa da hâlâ son kullanıcıya hitap eden bir mobil uygulaması bulunuyor. Ben uygulamayı indirip kendi yüzümü tarattım ancak herhangi bir sonuca ulaşamadım.

✍️ Yüz tanıma teknolojilerinin farklı ten renklerinde (özellikle siyahi) ve kadınlarda çok başarılı çalışmıyor olması da evham verici. Zira, fazla ‘korumacı’ bir ebeveyn kendi çocuğunu sistemde arattığında, çocuğuna çok benzeyen başka bir insanın fotoğrafına ulaşabilir ve bu yüzden çocuğuna zarar verebilir.

✍️ PimEyes şu an sadece kendi fotoğraflarını bulabileceğin bir hizmet olduğunu iddia ediyor ancak 2018 yılındaki arşivlere bakıldığında başka insanların hatta ünlülerin fotoğraflarını da arama hizmeti veriyordu ve bunu bir pazarlama objesi olarak kullanıyordu. Belli ki son yıllarda GDPR/KVKK gibi yasalardan dolayı bazı değişikliklere gidilmiş. Gazeteci Rachel Metz de bu konuyu biraz irdelemiş, detayları incelemek istersen buraya tıklaman yeterli.

Güvenlik kameraları, otonom araç kameraları, akıllı telefon kameraları ve çok daha fazla ‘görüntü kayıt’ cihazının her an bizi kaydediyor olması ve kimlik hırsızlığının artması, internette hangi ortamlarda fotoğrafımızın bulunduğu konusunda bizi endişelendiriyor. İddia edildiği gibi BtcTurk kullanıcılarının selfieleri sızmışsa ve senin de fotoğrafın bir hacker platformunda yayınlanırsa, bundan haberdar olabilmen için en iyi yöntem, yüz tanıma teknolojisiyle çalışan bir takip sistemi olacak.

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir