Mozilla Vakfı’ndan araştırmacılara göre YouTube beğeni butonları algoritmanın sunduğu öneri hizmetine herhangi bir etkide bulunmuyor.

Web2 ile hayatımıza giren etkileşim sistemi interneti kendi alışkanlıklarımıza göre şekillendirebilme özgürlüğünü de beraberinde getirdi. Öyle ki, şirketler bu özgürlüğü kullanıcılara kişiselleştirme hizmeti olarak işleyip sunmaya başladı. Artık nitelikli algoritmalar sayesinde ilgilenebileceğimiz içeriklere herhangi bir efor sarf etmeden ulaşabiliyoruz. Yapmamız gereken tek şey: Beğenmek ya da beğenmemek! Peki tüm mesele gerçekten bundan ibaret mi?

Bu düğme çalışıyor mu?

Mozilla Vakfı’ndan araştırmacıların yayınladığı bir rapora göre dünyanın en büyük video paylaşım sitesi olan YouTube, öneri mekanizmasında kullanıcı geri dönüşlerini pek dikkate almıyor. “Bu Düğme Çalışıyor mu?” (Does This Button Work?) adıyla sunulan araştırmaya göre YouTube’da beğenmeme (dislike) butonuna basarak fikir beyan etmek benzer önerilerle karşılaşma ihtimalinizi yalnızca %12 azaltıyor.

Sanırım bu butonları trafik ışıklarının üzerinde yer alan karşıya geçme talebi butonlarına benzetebiliriz. Kimsenin çalıştığından emin olmadığı ancak umutsuzca basmaya devam ettiği butonlar… Fakat söz konusu belediyenin trafik lambaları değil de nitelikli bir sosyal medya platformu olduğunda insan daha bir güvende hissediyor.

Araştırmacılar, 22.700 katılımcının yardımıyla 567 milyondan fazla YouTube video önerisini analiz etti. Beğenmeme butonu verilerinin yanı sıra “kanalı önerme”ye basmak istenmeyen önerileri azaltmada yüzde 43, “ilgilenme”ye basmak yüzde 11 ve birinin izleme geçmişinden bir videoyu kaldırmak da yüzde 29 etkiliydi.

Temmuz 2021’de Mozilla, YouTube’un katılımcıların yanlış bilgi, nefret söylemi ve diğer nahoş içerikler içerdiğini söylediği videoların yüzde 71’ini önerdiğini tespit eden bir araştırma da yayınlamıştı.

YouTube geri adım atmıyor

Bir öneri sistemi geliştirdiğinden beri YouTube, her kullanıcıya algoritmalarının izleyicilerin geçmiş izleme davranışlarına ve diğer değişkenlere dayanarak görmek istediklerini belirlediği videoları ortaya çıkaran, platformun kişiselleştirilmiş bir versiyonunu sunuyor. 

İddialar karşısında YouTube tarafı da sessiz kalmadı ve bir açıklama yayınlayarak Mozilla’nın sistemlerinin gerçekten nasıl çalıştığını bilmediğini düşündüklerini belirtti. “Kontrollerimiz tüm konuları veya bakış açılarını filtrelemiyor. Bunun izleyiciler üzerinde yankı odaları oluşturmak gibi olumsuz etkileri olabileceğini düşünüyoruz.” diyerek öneri sistemini savunan YouTube sözcüsü Elena Hernandez, araştırmacı programı kapsamında daha fazla akademik araştırmacıyla işbirliği yapmak istediklerini söyledi.

Kendi anketlerinin kullanıcıların önerilerden genel olarak memnun olduklarını gösterdiğini ve platformun bir konu, görüş veya konuşmacı ile ilgili tüm içeriğin önerilerini engellememeye çalıştığı da YouTube tarafından bildirilen görüşler arasında.

İçerik tüketiminin birleştirici gücü

Peki kişiselleştirilmiş sosyal medya deneyiminde hangi noktadayız? Yakın zamanda linç ve cancellation kültürüne ve olası etkilerine yer verdik. Bugün geldiğimiz noktada belirli bir perspektifin içine sıkışmak bize toplumun sadece belirli bir kesimiyle iletişime geçebilme olarak geri dönüyor. Evet, ilgi alanlarımız dahilinde içerik tüketebiliyoruz ancak farklı seslerden ve düşüncelerden büyük oranda uzak duruyoruz. Üstelik taleplerimiz doğrultusunda gelişen içerik endüstrisinin devleri bile sesimizi dinlemezken, bizim fikrimizin ne önemi var ki?

Share:

administrator

Yıldız Teknik Üniversitesi Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi olan Kardelen, yeni filmler ve müzikler keşfetmenin yanında teknolojik yenilikleri takip etmekten büyük keyif alıyor ve kendisine ilginç gelen şeyleri Gelecek Burada için yazıyor çiziyor, hatta bizzat Gelecek Burada'nın podcast yayınlarını yürütüyor.