Yapay zekâ her geçen gün gelişen teknolojileri ve makine öğrenimini kullanarak hayatımızdaki rolünü artırıyor. Doğal dil işleme yöntemleriyle makaleler yazabilen GPT-3 ve yüz tanıma teknolojilerini kullanarak yeni videolar yaratabilen Deepfake, acaba yapay zekâ sıfırdan bir sinema filmi yapabilir mi sorusunu akıllara getiriyor.

Bir filmi çekebilmek için ihtiyacınız olan şeylerin başında oyuncu, kamera, senaryo ve kurgu geliyor. Yapay zekânın tek başına bir film çekebilmesi için filmin senaryosunu yazması, oyuncuların videolarını oluşturması ve çekimi yapılan sahnelerin kurgusunu yapması gerekiyor. Bu süreçleri teker teker ele aldığımızda yapay zekâ hangi konularda yetersiz kalabilir?

Oyuncuların Videosunu Oluşturma

Yapay zekâ, Deepfake teknolojisini kullanarak yazdığı senaryoya göre oyuncuları belirli rollerde oynatabilir. Ancak günümüzde Deepfake halihazırda çekilmiş bir videodaki kişilerin yüzleriyle oynama yapmada veya başka bir kişiyi videoya monte etmekte kullanılıyor. Bu da sıfırdan film çeken bir yapay zekânın Deepfake’ten sadece kısıtlı bir şekilde yararlanabileceği anlamına geliyor. Eğer oyuncular bu filmde oynamak için kendi yüzlerini dijital ortamda taratarak yapay zekânın kullanabileceği hale getirirse o zaman bu videolar üstünde değişiklik yapılması ve yapay zekânın yaratacak olduğu dijital film setinde kullanılması mümkün hale gelebilir. Ancak oyuncular böyle bir projede yer almak istemezse yapay zekânın bir başka seçeneği bulunuyor: animasyon.

Animasyon filmlerde karakterler 3 boyutlu olarak bilgisayar programları ile yaratılır. Yapay zekânın daha önce piyasaya çıkmış animasyon filmlerinin makine öğrenmesi ile analiz edip eğitilmesi sonucunda kendi animasyon karakterlerini yaratabilecek bir yapay zekâ oluşturulabilir. Bu sayede yapay zekâ kendi çekeceği filmde karakterleri istediği şekilde yaratabilir. Hem oyuncuların dijital ortama aktarılma kısmında yaşanacak sorunlar bertaraf edilmiş olur hem de yapay zekâya daha özgür bir ortamda film çekme imkânı doğar.

Filmin Çekilmesi

Oyuncular ile ilgili problem çözüldükten sonra yapay zekânın karşılaşacağı ikinci büyük sorun filmin çekilmesi olacaktır. Kameraların kontrolünün sağlanması, açıların ayarlanması, filmin bütünlüğünü ve akıcılığını bozmayacak geçişlerin sağlanması yapay zekânın üstesinden gelemeyeceği bir probleme yol açabilir. Filmde oyuncu kullanılmayacak olmasından dolayı gerçek bir film seti kurulup günümüzde alışık olduğumuz şekilde bir film çekiminin gerçekleşmesi gerekmiyor. Animasyon karakterlerin yaratılmasından sonra yapay zekâ yine makine öğrenmesini kullanarak filmde göstermek istediği hayali dünyayı kendi yaratabilir.

Senaryonun Yazılması

Yapay zekâ daha önce taradığı ve doğal dil işlemeyi kullanarak analiz ettiği milyonlarca senaryodan sonra klasik bir senaryonun temeli sayılan mekan, diyalog, zaman akışı ve karakter gelişimi öğelerini gözeterek giriş gelişme sonucu olan bir senaryo yazabilir. GPT-3’ün yazdığı makaleler okunduğunda yapay zekânın günümüzde insanların kullandığı yazı diline ne kadar yakın bir şekilde yazılar yazabildiği görülüyor. GPT-3’ün biraz modifiye edilmesi ve makale üslübundan daha çok senaryo kalıplarına yönlendirilmesi ile yapay zekâ tek başına bir film senaryosu yazabilir.

Aslında yapay zekânın senaryosunu yazdığı Sunspring adlı kısa filmin prömiyeri geçtiğimiz yıllarda yapıldı. Başrolünde Thomas Middleditch‘in olduğu film, garip bir fütürist ofiste yaşayan üç kişi arasındaki gizemli aşk üçgenini anlatıyor. Filmin senaryosunu yazan yapay zekâ, 1980 ve 90’ların bilim kurgu senaryolarını filmlerin o dönemlerde aldıkları puanlara göre analiz ederek öğrenmeye çalıştı. Ortaya çıkan kısa film tam anlamıyla net bir yapıya sahip değildi ve geleneksel senaryo metotlarına uymuyordu. Tutarsız olarak nitelendirilen filmde başrol olan Thomas Middleditch’e  filmin senaryosu hakkında ne düşündüğü sorulduğunda;

“Doğruyu söylemek gerekirse ne hakkında konuştuğumu bile bilmiyorum.”

Senaryosunu Bir Yapay Zekânın Yazdığı Sunspring Kısa Filmi

Kurgunun Tamamlanması

Bir film canlı çekimi bittikten sonra beyaz perdede seyircinin seyrettiği versiyona gelene kadar sayısız görsel efekt ve montajdan geçiyor. Bu bölümde genelde yönetmenin yönlendirmeleri doğrultusunda film son halini alıyor. Yapay zekâ hem yönetmen hem kurgucu olduğu için aslında bu bölümde insanların yaşadığı iletişim problemlerini yaşamayacaktır ancak bu bölümde yapay zekânın yaratıcılığını ön plana çıkarması gerekiyor. İşte bu bölümde yapay zekânın bu filmi neden çektiğini ve seyirciye ne anlatmaya çalıştığını sorgulamamız gerekiyor. Sanatsal ve estetik konularda günümüz entelektüel seviyesine henüz ulaşamamış olan yapay zekâ, teknik açıdan seyirciyi tatmin edebilecek bir film çekse de sanatsal açıdan şimdilik yetersiz kalabilir.

Filmin Müzikleri

Senaryonun yazılmasından sonra yapay zekâyı en az zorlayacak bölümlerden birisi de filmin müziklerinin yapılması olacaktır. Filmin temposuna ve anlatmak istediği duygulara uygun olarak seçilecek veya sıfırdan bestelenecek olan müzikleri, günümüzde yapay zekâ kolaylıkla halledebilir.

Yapay Zekâ Destekli Film Yıldızları

Al Pacinonun 2002 yapımı ünlü filmi S1m0ne‘da Al Pacino’nun hayat verdiği karakter bir bilgisayar yazılımı kullanarak oluşturulmuş bir film yıldızının hayatını yönetiyor. Filmdeki bilgisayar programının filmlerde oynayabilmesi için Al Pacino’nun bilgisayarın başında oturup programı seslendirmesi ve hareketlerini taklit etmesi gerekiyordu. Bu filmdekine benzer bir yazılım eğer bir insan kontrolü gerektirmeden filmlerde oynatılabilirse gelecekte yapay zekâ destekli oyuncular, yönetmenler ve senaristler görmemiz mümkün olabilir. Belki bir filmin tamamını çekemese de belirli bölümlerinde rol alabilecek yapay zekâlar yaratılabilir.

Al Pacino’nun Başrolünde Olduğu 2002 Yapımı Bilim Kurgu Filmi S1M0NE

Yapay zekânın çektiği film orijinal olmayabilir

Her ne kadar günümüz teknolojileri sayesinde yapay zekâ senaryosunu yazdığı filme uygun karakterler yaratarak bir animasyon filmi çekebilse de kurgu ve sunum kısımlarında biraz problem yaşayabilir. Ayrıca yapay zekânın çekeceği filmin senaryosu ve animasyonlarında kullanacağı karakterler, makine öğrenmesi sonucu ortaya çıkacağı için seyircinin daha önce izlediği bir filmin biraz değiştirilmiş bir kopyası olmaktan öteye gidemeyebilir.

Share:

administrator

1997 İstanbul doğumlu olan Kemal Berk, İTÜ Ekonomi bölümünde eğitimini sürdürüyor. Estetik açlığını Avrupa Sineması ve Müziği ile doyurmaya çalışmasının yanı sıra felsefe, nöroloji, dinler tarihi ve iktisat konularında okumalar yapmayı seviyor. Öğrenmeye ve gelişmeye yönelik durdurulamaz bir arzuya sahip olması, onu üretken ve verimli olmak için teşvik ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir