“Radyo ve televizyon, internet ve sosyal medya dahil olmak üzere çeşitli ortamlarda üretilen ve tüketilen içeriğin doğruluğu, güvenilirliği veya taraflılığı açısından eleştirel olarak analiz etme yeteneği veya becerileri.”

1995’te kurulan ve milyonlarca kullanıcısı olan çevrim içi sözlük platformu Dictionary.com, “medya okuryazarlığı” kavramını yukarıdaki şekilde tanımlıyor. Bu tanımın geleneksel olarak okuma becerilerinden ziyade bir yargılama sürecini içermesi dikkat çekiyor. Medyada yer alan bir habere gerekli soruları sorup doğruluğunu teste tabi tutabiliyorsak bu tanıma göre kendimizi medya okuryazarı olarak tanımlayabiliyoruz. Bu gibi soruları sormadan aksiyona geçtiğimizde yani bir mesajı grubumuzla paylaştığımızda ya da bir tweeti retweet ettiğimizde ne yazık ki yanlış bilginin yayılmasına katkıda bulunma şansımız oldukça artıyor. Kriz anları gibi duygularımıza önemli etki yapabilen durumlar bu sorgulama becerilerimizi etkileyerek bu süreci tehdit ediyor.

Öfkeyle Kalkan Zararla Oturur

Örneğin duyguların karar vermemize etkisini görebilmek için öfkeyi ele alalım. Harvard Üniversitesi’nden araştırmacıların bulgusuna göre:

Öfkeli kişiler karar verirken, alternatif seçenekleri düşünmek için duraksamaksızın sezgisel yöntemlerle harekete geçer.

Buradan; bizi öfkelendiren bir duruma ait bir tweeti, bir yazıyı ya da bir görseli gördüğümüzde doğruluğunu kontrol etmeden ya da alternatifleri düşünmeden öfkeden doğan bir tepki verebileceğimizi ön görebiliriz. Bu gibi kontrolsüz tavırlar da yanlış bilginin yayılmasına, öfkenin artmasına ve krizin büyümesine ya da çözümsüz kalmasına sebep olabilir. 

Ülkemizdeki yangınların başlamasıyla birlikte içinde olduğumuz süreçte, yanlış bilginin hızlıca yayıldığı durumlara özellikle sosyal medyada birçok örnek mevcut.

Görsel: Gelecek Burada – Nuh Enes Sakallı

İnternette şüpheli bilgileri inceleyen doğrulama platformu Teyit.org, da bu duruma dikkat çekmiş.

Help Turkey

Yangın süresince çeşitli kampanyalar yürütülürken bunlardan biri de #helpturkey tagiyle yürütülen paylaşımlardı. Bu kampanyaya medya ve spor sektöründen de tanınmış isimler destek verdi.

Bu kampanyaya katılmayan kişiler, böylesine bir hareketin kötü niyet barındırdığını öne sürerek katılan kişileri de eleştirdi. Sabah gazetesfii yazarı Hilal Kaplan eleştirilerine köşesinde şu şekilde yer verdi:

Yahu koca Avustralya kıtası 240 gün yandı. Ama bir Avustralyalı da çıkıp “Avustralya’ya yardım et” diye sosyal medyada duyar kasmadı.

Benzeri bir felakette bu tarz bir kampanyaya başvurulmadıysa biz neden “Help Turkey” diye dünyayı ayağa kaldırmalıydık? Sıradan, gündemden yorulmuş bir Türk vatandaşı olarak Hilal Kaplan’ın tweetiyle gaza gelip dünyadan yardım ‘dilenen’ bu topluluğa karşı içimi öfkeyle doldurmam an meselesiydi.

Gel gör ki kazın ayağı öyle değilmiş. Kaplan’ın argümanını test etmek için YouTube’a “celebrity austraila help” yazarak yazım hatası da içeren çok ilkel bir arama yaptım. Karşıma çıkan bu videoda, Avustralya’daki yangınlar için bağış yapan ve hayranlarından da yardım isteyen Margot Robbie’den tut da Thor’a kadar birçok Avustralyalı ünlü ile karşılaştım. Bunları görünce dedim ki, “Hilal Hanım beni doğru yönlendirmemiş.” Neticede yanlış bir bilgiyi öfkeye kapılıp yaymanın önüne geçebildim.

Açıkçası kişisel olarak oldukça duygusal hissettiğim bu konuda burada paylaşılan bilgiye bir test şansı vermesem, “sezgisel” hareket ederek öfkemi kampanyaya katılanlara yöneltebilir, yanlış bilginin yayılmasına bir katkı da ben verebilirdim. Dictionary.com’un tanımı üzerinden gidersek, Hilal Hanım tarafından internet üzerinde üretilen bu içeriğin doğruluğunu, güvenilirliğini ve taraflılığını basit bir araştırma ile test ettim ve bu içeriği “medya okuryazarlığı” çerçevesinde ele aldım.

Görsel: Gelecek Burada – Nuh Enes Sakallı

Ek olarak, kampanyanın organik olarak yayıldığını paylaşan isimlerden anlayabilsek de bot hesaplarca başlatıldığına dair iddialar bulunuyor. Bu yazıyı yazarken de bu etiket ile paylaşım yapanlara Başsavcılık tarafından soruşturma açıldığını öğrendim. Teyit de bu hususu detaylıca incelemiş.

Toplumsal Tepkiler

Benim bireysel olarak alternatifleri düşünmeden aksiyona geçme örneğimden daha büyük ölçeklisini toplumsal reflekslerimizde görebiliriz. Yanmış, küllerle örtünmüş çıplak arazileri görünce insanın aklına gelen ilk seçenek hemen yeniden ağaçlandırmaya girişmek oluyor. Ben de esasında ilk olarak “TEMA’ya bağış yapmalıyım” diye düşündüm, arkadaşlarıma da teklif ettim. Aynı şekilde arkadaşlarımdan da benzer öneriler aldım. Gelgelelim bu pek de doğru bir hareket değilmiş. Anlamadan dinlemeden atılsam muhtemelen pek de faydalı olmayan bir işe imza atacaktım.

TEMA Vaktı Başkanı Deniz Ataç bu durumu şöyle açıklıyor:

Aslına bakarsanız doğrusu (yanan bölgelerin) hiç ağaçlandırılmaması, kendi haline bırakılmasıdır ama kamuoyu baskısı nedeniyle Türkiye’de ormanlar çok hızlı ağaçlandırılmaktadır.

Yalnızca Ataç değil, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Doğanay Tolunay da BBC Türkçe’ye verdiği demeçte benzer bir hususu vurguluyor:

Yangınların söndürülmesinin ardından yapılması gereken ilk ve en önemli şey fidan dikmek yerine, yanmış araziyi kontrol altına alıp, koruyup, gözlemlemektir.

Ancak aklına tıpkı benim gibi refleksif olarak hemen yeniden ağaçlandırma gelen kişilerin sayısı öyle fazla olmalı ki hem TEMA hem de Orman Genel Müdürlüğü ağaçlandırma kampanyalarını başlattı bile. Bu durum, yanlış bilgilerden doğan aksiyonların ne kadar güçlü yayıldığını ve önünde durulmasının ne kadar güç olduğunu gösteriyor.

Çözüm?

Kriz anlarında duygusal güdülerimizin nasıl geliştiğini ve bu süreçlerde ne gibi yönlendirmelerle karşılaştığımızı gördüğümüze göre son adıma geçelim: neler yapabiliriz?

İlk olarak bireysel tepkilerimizi sağlıklı yönlendirmek için kişisel önlemler alabiliriz.

Annual Review of Psychology dergisinde yayınlanan “Duygu ve Karar Alma” isimli makalede karar alırken acele etmeme, duyguyu baskılama ve durumu yeniden değerlendirme gibi uygulayabileceğimiz önerilere yer verilmiş. Fakat sistemsel olarak da yanlış bilgilerin önüne geçmemize yardım edebilecek çözümler mevcut. Örneğin Twitter ve Facebook gibi bilginin yoğun ve hızlı şekilde paylaşıldığı platformlar, hâlihazırda yanlış bilginin yayılmasına karşı önlemler alıyor.

Yıkıcı Teknolojiler

Bir başka örnek olarak; yapay zekâ araştırma şirketi OpenAI tarafından geliştirilen GPT-3 isimli dil modeli üzerine çalışan Georgetown Üniversitesi’nden araştırmacılar yanlış bilgi yayan bir yapay zekâ geliştirdi. İklim değişikliği gibi tartışmalı konularda yanlış yönlendirici tweetler atabilen bu araç, yapılan deneylerde bu içeriklere maruz kalan kişiler üzerinde kayda değer bir etki bırakmayı da başarmış. Burada kaba bir tersine mühendislik yapabilirsek yapay zekâ yanlış bilgi üretebiliyorsa, başkaları tarafından üretilen yanlış bilgiyi de tanıyabilir diyebiliriz. Tıpkı eğer ben doğrusunu bildiğim bir konuda yalan söylüyorsam, başkaları da o konuda benimle aynı şeyi söylerse bunun yalan olacağını bildiğim gibi.

Logically

Görsel: Gelecek Burada – Nuh Enes Sakallı

Bu fikri ilk düşünen ben olamayacağım için bu konuda bir girişim hâlihazırda mevcut: Logically.Bu yapay zekâ; doğal dil işleme süreçlerini kullanarak metni analiz ediyor, kaynağın güvenilirliğini sınıflandırıyor ve daha önce kategorize edilmiş diğer kaynaklarla karşılaştırıyor. Bir bakıma, medya okuryazarlığı görevini bizim için üstleniyor. Uygulama şu an ABD, Birleşik Krallık ve Hindistan’da erişilebilir halde ve 200 binden fazla kullanıcıya sahip. Araç, piyasalar tarafından da değerli bulunmuş olacak ki 2.5 milyon £ tutarında yatırım almış.

Logically’nin henüz beta sürümünde olan bir Chrome eklentisi de mevcut. Bu eklentiyle bir habere girip, güvenilirliğini Logically ile test edebiliyoruz. Ben Türkçe haberlerle olan denememde çok sağlıklı sonuçlar alamasam da CNN’de rastgele olarak test ettiğim bu haberde şu sonuçları aldım:

Bu kaynağın itibarı “orta derecede” olarak etiketlenmiş. Bu da ilgili kaynağın genellikle güvenilir ancak zaman zaman yanlış yönlendirici ya da algoritma tarafından tanınamayan kaynakları kullandığı manasına geliyormuş. Eklenti ayrıca makaleyi “politik olabilir” şeklinde değerlendirmiş. Bu da içeriğin uç bir tarafta olmamasına rağmen ve çoğunlukla doğru bilgi içermesiyle beraber belli bir grup ya da partinin yanında olabileceği anlamındaymış. Logically ayrıca istersek bize benzer makaleleri de sunabiliyor.

Uygulama ayrıca sosyal medyadaki yorumların “toksisite” yani zararlılık derecesini de ölçebildiğini iddia ediyor ancak ben sağlıklı bir sonuç alabildiğimi söyleyemeyeceğim.

Logically beta değil de tam sürüm olarak birçok içeriği sağlıklı bir şekilde test edebiliyor olsa TEMA’nın kampanyasının yanında “güvenilir değil” ibaresini görebilir miydik? Ya da içinde olduğumuza benzer kriz anlarında bizi yanlış yola sürükleyebilecek ifadelerin yanında böyle bir medya okuryazarlığı asistanı bize yanlış yönlendirildiğimizi gösterse duygularımızı kontrol altına alabilir miydik? Bu sorular geleceğe dair düşündürse de bugünden net bir yanıt vermek zor. Ancak bu gibi araçların bir ihtiyaç üzerine çıktığını görebiliyoruz. Şimdilik yapabileceğimiz bu araçların sağlıklı bir zemine oturmasını dilemek ve bize fayda katmasını beklemek.

Bu yazı yayınlandığında Logically ile bir bakacağım, ne sonuç verecek acaba.

Share:

administrator

İTÜ’de Ekonomi öğrencisi olan Burak, günümüzde meydana gelen değişimleri iktisadi bakış açısıyla inceliyor. Bu inceleme sürecinde Gelecek Burada’da üretilen kıymetli içeriklerin çeşitli iletişim kanallarıyla size en iyi şekilde ulaşması için çalışıyor ve yazarak öğrenirken geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir