iPhone ile birlikte ciddi anlamda tanınan ve yaygınlaşan kişisel asistanlar, önümüzdeki yıllarda hayatımızın her alanında bizlere eşlik edecek. AI tabanlı ses kontrolü, insan-makine etkileşiminde önümüzdeki 10 yılı domine eden teknolojilerinden biri olabilir. Siri’nin kurucusu Adam Cheyer, geleceği şimdiden tahmin etmenin mümkün olduğunu ve ses-kontrolü teknolojisinin uygulama alanlarındaki artışla birlikte, bu teknolojinin 2-3 yıl içerisinde mainstream olacağını öne sürüyor.

Phil Schiller 2011 yılında Apple’ın merkez ofisinde düzenlenen lansmanda ilk defa Siri’yi medyaya tanıtıyor. Fotoğraf (Paul Sakuma / Associated Press)

Cheyer’ın altına imzasını attığı bu öngörünün doğruluğunu tartışmadan önce biraz onun geçmişine göz atalım. Kendisi, AI tabanlı asistanlar denince akla ilk gelen isimlerden birisi. Cheyer, takım arkadaşlarıyla birlikte geliştirmiş olduğu Siri’yi 2010 yılında Apple’a satmış. Ardından aynı grup, tekrar bir araya gelerek 2012 yılında Viv Labs adlı bir şirket kurarak yeni bir asistan geliştirmek için yola koyulmuş. Ekip, başarılı bir exit gerçekleştirerek bu yılın 3. çeyreğinde Viv Labs’ı 215 milyon dolar karşılığında Samsung’a satmayı başarmış.

Cheyer’a göre AI tabanlı ses asistanları uzun zamandır devlerin kıskacı altında. Ancak son zamanlarda iş yeni bir boyut kazandı. Öyle ki; Samsung, Amazon, Apple, Microsoft, Google ve daha birçok şirket bu alana milyar dolarlar akıtmaktan çekinmiyor. Cheyer, kurduğu ve sattığı başarılı şirketler ile bizlerde merak uyandırıyor. Gelin, AI asistanları alanındaki bu hareketliliği daha yakından inceleyelim.

Önümüzdeki 10 yıl boyunca şirketler bu teknolojiye adaptasyon sağlayacaklar.

Cheyer, Viv Labs’ın başarısını bir felsefeye bağlıyor. Yalın bir şekilde ifade etmek gerekirse; kendisi, her 10 yılda bir insanların bilgiyi işleme-kullanma biçimlerinin değiştiğini tespit etmiş. O, gerçekleştirdiği girişimleri ve sektör önerilerini bu fikir üzerine temellendiriyor.

Öyle ki, 1980 yılında insanlık kişisel bilgisayarların yükselişine tanıklık etti. Hızlı hesaplama yapma imkanı bilimi hızlandırdı. 1990 yılında bilgiyi demokratikleştirecek ve tüm dünyayı birbirine bağlayacak olan Web oyuna dahil oldu. 2007’de ise, bizleri tamamen etkisi altına alacak ve içeriği mekandan bağımsız olarak tüketmemizi sağlayacak iPhone piyasaya sürüldü.

Görüldüğü gibi, kesin olmasa da, teknoloji tarihindeki önemli mihenk taşlarının belirli aralıklarla hayatımıza girdiğini söyleyebiliriz. Bu, bir sonraki bilgi işleme-kullanma kanalının AI tabanlı ses-kontrollü asistanlar olacağı ihtimalini güçlendiriyor. Bu asistanlar mobil ile uyum içerisinde çalışacaklar.

google_home_smartphone

Bu yükselen trend, keza şirketleri de derinden etkileyeceğe benziyor. Asistanlar sayesinde doğacak yeni fırsatlar (reklam stratejileri, mobil uygulamalar, müşteri kitlesine erişim) şirketleri birçok alanda konsept değişikliğine zorlayabilir. Tıpkı mobil çağa geçişte yaşandığı gibi… Mobil platformlar hem kullanıcının içeriği tüketim biçimini hem de kişisel alışkanlıklarımızı başlı başına değiştirdi. Ödeme, ulaşım, alışveriş bunlardan sadece birkaçı. Geleneksel işletmeler ayakta kalmakta zorlanırken mobile ayak uyduran şirketler büyük başarı hikayelerine imza attı. Bu nedenle gelmesi beklenen kişisel asistan dalgasına hazırlanmanız ve stratejilerinizi gözden geçirmeniz yararınıza olacaktır.

Cheyer:

“Hala bu teknolojinin erken dönemlerindeyiz. Yani Web’in ilk dönemlerindeki çirkin görünüşlü ve interaktivite yoksunu web siteleri gibi… Ancak bu teknolojinin yükselişini görmeye başladığınızı düşünüyorum.”

Siri’nin kurucusuna göre önümüzdeki 10 yıl için yeterli teknolojik altyapıya sahibiz. Ve 2-3 yıl gibi bir süre içerisinde, şu an internette gerçekleştirdiğimiz işlemlerin birçoğunu kişisel asistanlarımız aracılığıyla gerçekleştireceğiz.

BMW, Hyundai ve Ford iddialı: Asistanlar aracınızda vücut bulacak!

Kişisel asistanlar yalnızca evlerin değil, araçların da gözdesi haline gelecek. Önde gelen otomotiv şirketlerinin bu konuda çeşitli girişimleri var.

BMW, Amazon ile yaptığı işbirliği kapsamında 2018 itibariyle bazı otomobil modellerinde Amazon’un ses asistanına yer vereceğini duyurdu. Asistanın araçlara entegrasyonu önümüzdeki yılın 2. çeyreği itibariyle başlayacak.

bmw-echo

Örneğin araç sahipleri, direkt olarak Alexa ile etkileşime girerek araçlarında ne kadar enerji kaldığını öğrenebilecekler. Yalnızca bununla sınırlı değil. Araç içinde geniş-menzilli mikrofonlar bulunacak. Yolcular Alexa’ya diledikleri soruyu sorabilecek ve cevabını hem araç içi ekran hem de navigasyon ekranı aracılığıyla anında alabilecekler.

Hyundai, bu işte ben de varım diyor. Şirket önümüzdeki dönemlerde araçlarında Google’ın popüler asistanı Assistant’a yer verecek. Hyundai bu entegrasyonu Blue Link yazılımı ile sağlıyor. Kullanıcı sesli bir komut verdiğinde, Blue Link yazılımı asistan ile iletişime geçerek aracın çeşitli fonksiyonlarını ses ile kontrol etmeyi mümkün kılıyor. Örneğin; farları kapatıp açmak ve korna çalmak bunlardan bazıları. Blue Link bir bakıma otomobil ile asistan arasında bir köprü görevi görüyor.

3. parti servisler ile entegrasyon kaçınılmaz

Cheyer’ın bir diğer öngörüsü de çeşitlilik hakkında. Kendisi, kişisel ses asistanları pazarına hükmeden az sayıda büyük şirketin olduğu ve 3. parti servislerin desteklendiği bir gelecek hayal ediyor.

Peki neden büyük şirketlerin 3. parti servisleri desteklemesi ve onlar için alt yapı oluşturması bu kadar önemli? Çünkü daha fazla servis daha çok çeşitlilik anlamına geliyor. Cheyer şu önemli soruyu soruyor: “Asistanlar her insanın kendi kişiliğine, ismine ve hayat biçimine uygun bir deneyim sağlayabilecek mi?”

Mesela Siri, kendisine yöneltilen bir soruyu milyonlarca insan için kimi zaman aynı şekilde cevaplayabiliyor. Oysa ki, bu insanların karakteri ve kişilik özellikleri tamamen farklı. İşte bu nedenle kişiselleşmeyi mümkün kılacak 3. parti servisler çok önemli.

Bir diğer konu ise tekellik. Evet, ses asistanları pazarında ‘tekellik’ tüketiciler için bir avantaj. Fazla marka ve seçenek yalnızca kafa karışıklığı demek. Televizyonunuz için X, arabanız için Y, mutfağınız için Z marka asistan kullandığınızı düşünün. Tüm asistanlar farklı hizmetler sunduğundan hangi asistanın hangi işi gördüğünü hatırlamak kafa karıştırıcı olacaktır. Fonksiyon bazında özelleşmiş asistanlar yerine, her şeyi yapabilen tek bir asistan çok daha parlak bir fikir. Evinizde veya arabanızda kullanacağınız tek bir merkezi asistan, 3. parti servislere erişmek de dahil, her türlü işlevi yerine getirebilmeli. Aksi halde, kullanıcı hangi asistana hangi soruyu sorması gerektiğini düşünmeye başladığı anda ‘kullanıcı deneyimi’ baltalanacaktır.

2017 itibariyle pazarın mevcut durumu ve geleceği: Amazon > Google >  Diğerleri

Kuşkusuz Amazon, yaptığı yatırımlarla Echo’yu önemli bir yere taşıdı. Echo, 2017 yılı itibariyle 70.6’lık payla pazarın en çok kullanılan ses-kontrollü asistanı olma unvanını taşıyor. Google Home ise 23.8 ile ikinci sırada. Pazar, Cheyer’ın öngörüleri ile oldukça uyumlu bir şekilde gelişiyor. Yalnızca Amazon ve Google, toplamda sahip oldukları 94.4’lük bir pay ile pazarın neredeyse tamamını kontrol altına almış durumda. Geriye kalan 5.6’lık payı ise Lenovo, LG, Harman Kardon ve Mattel gibi şirketler oluşturuyor.

pazar-paylari

Kullanıcıların çoğu, bir kez kişisel asistan satın aldıklarında 2. defa rakip marka bir kişisel asistan satın almayı düşünmeyeceklerini söylüyorlar. Bu da düşük pazar payına sahip olan şirketler üzerinde bir baskı oluşturacağa benziyor. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki; Google cihazlarını tüketiciye ulaştırmaya başladıkça Amazon’un pazar payı düşüşe geçecek ancak bu iki şirketin hakimiyeti değişmeyecek.

Techcrunch’dan aldığımız bilgilere göre bu yıl 35.6 milyon Amerikalının ayda en az 1 kez ses asistanı kullanacağı tahmin ediliyor. Bu rakam 2016’ya kıyasla %128.9’luk bir artış demek (rakamlara akıllı telefon ve saat asistanları dahil edilmemiş).

Siri, Alexa ve Google Now’ın da dahil olduğu tüm pazara baktığımızda ise 60.5 milyon Amerikalının ayda en az 1 kere bu asistanları kullanacağı belirtiliyor. Kısacası her 5 Amerikalıdan 1’inin elinde bu teknolojiyi göreceğiz. Ses asistanlarını en çok kullanan kitle 29.9 milyon ile 25-34 yaş arası genç kesim. 2017’de y-kuşağının %33.5’i herhangi bir sanal asistan kullanıyor olacak.

yas-dagilimi

2020 itibariyle 60 milyon adet Alexa’lı (Alexa: Amazon’un ses asistanı) cihaz satılması bekleniyor. Yine 2020 itibariyle Amazon’un; Alexa, online sesli alışveriş ve platform gelirlerinden elde ettiği toplam kazancın 10 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Sonuçta…

Ses asistanları kişiliğimize ve karakterimize hitap edebilecek kadar özelleştiği zaman gerçekten bir dönüm noktası yaşayacağız. Bu an, aynı zamanda yapay zekanın da son derece geliştiği ve hayatımızda büyük bir rol oynadığı an olacak. Arabada, evde, her yerde içerik tüketebilen ancak aynı zamanda bilgiyi işleyebilen yaşam tarzlarına sahip olacağız. Bence gelecek, teknolojinin ve otomasyonun katma-değer yaratmayan işleri elimizden alıp bizleri değer yaratan işlere yönlendireceği bir düzene sahip olacak.

Ayrıca, yapay zekanın neler yapabileceğinin birkaç örneğini paylaştığımız yazımızda kişisel asistanların mizah seviyesinin test edildiği bir videodan da bahsetmiştik. Bakmaya değer.

Kaynak: venturebeat.com | techcrunch.com 1, 2, 3 | cnbc.com

 

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir