Canlı yayınlar, dergi, e-dergi, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarıyla birlikte ayda 30 milyon insana ulaşmayı başaran teknoloji sitesi WIRED, 1 sene önce ücretsiz web içeriği yerine abonelikle ulaşılabilen bir sisteme, okuyucu destekli yayıncılık modeline – ödeme duvarına (paywall), geçiş yapmıştı. Genel yayın yönetmeni Nicholas Thompson, aradan geçen bir senede deneyimlediklerini merak edenler için yazmış. Biz de kısmi bir çeviriyle sizlere aktarmak istedik. İngilizce okumak konusunda bir sorununuz yoksa direkt orijinal içeriği okumanız çok daha isabetli olacaktır.

“İşiniz abonelik üzerinden yürüdüğünde ekonomik başarınız da okuyucularınızın sevdiği şeyleri yayınlamanıza bağlı oluyor, sadece tıkladığı şeyler yayınlamanıza değil. “

Böylece yazarlarımızın, editörlerimizin ve tasarımcılarımızın tık tuzağına kafa yormayacağını garanti edebilmiş oluyoruz diyor WIRED. Reklam piyasası bu sektörü yıllarca besledi ancak dijital reklamcılık ele avuca sığmayan (asi), tahmin edilemez ve yavaş yavaş sosyal medya tarafından yutulmakta olan bir pazar haline geldi. Ödeme duvarı her yayıncı için doğru çözüm olmayabilir ve her okurun ücretsiz olarak bilgiye ulaşabildiği bir dünya fikri de oldukça hoş ancak geniş bir açıyla baktığımızda ücretli içerik yayın endüstrisi için daha faydalı gibi duruyor.

Her şeyden önce: işe yaradı. Tabii ki, bunu söylememi beklerdiniz ancak gerçekten işe yaradı. Yemin ederim. Abonelerin sayısını önceki yıla göre %300 artırdık diyor Thompson ve Facebook gibi okuyucu gönderen bir platformda yaşanan düşüşe, Apple News gibi okuyucu göndermeyen ve direkt içeriği sunan bir platformun yükselişine rağmen rakamların oldukça iyi olduğunu söylüyor.

Wired’ın aldığı ikinci ders ise okuyucuların, pek de umulmayan içerikleri okuduktan sonra abone olmaya karar vermeleri olmuş. Wired, 1 yıl içerisinde en çok abone getiren içeriklerini böyle listelemiş:

 

  1. Inside Facebook’s Hellish Two Years—and Mark Zuckerberg’s Struggle to Fix it All
  2. The Genius Neuroscientist Who Might Hold the Key to True AI
  3. Dr. Elon & Mr. Musk: Life Inside Tesla’s Production Hell
  4. Editors’ Letter: The Next 25 Years of WIRED Start Today
  5. Cyber Monday 2018: The Absolute Best Tech Deals Online
  6. How to Set Up and Use a YubiKey for Online Security
  7. Meet Jim Allison, the Carousing Texan Who Just Won a Nobel Prize for His Cancer Breakthrough
  8. Pan Am Flight 103: Robert Mueller’s 30-Year Search for Justice
  9. A Complete Guide to All 17 (Known) Trump and Russia Investigations
  10. Why It’s Hard to Escape Amazon’s Long Reach
  11. Best After-Christmas Sales (2018): Bose, Beats, Blu-ray, and More

 

Bu içeriklerin yarısı, abone getirmesini bekleyebileceğim dolgun içerikli ve ciddi trafik getirmiş içerikler ancak 2. örnekteki içerik dahil olmak üzere bazıları pek fazla kişi tarafından okunmamıştı. Diğerleri de dolgun içerikli veya özel bir şeye de sahip değildi. 11 içerikten ikisinin satın alma rehberi olması da oldukça ilginç. Buradan almamız gereken ders ne? Sanırım, insanlar konusu ne olursa olsun güzel hazırlanmış bir içerik gördüğünde abone olmaya hazırlar. Bu da aslında okuyucunun konu değil, içerik kalitesine önem verdiği şeklinde yorumlanabilir.

Bülten gönderdiğimiz takdirde okuyucuların ödeme yapabileceklerini de öğrendik diyor genel yayın yönetmeni, Telefonundan wired.com’a girerek bize abone olan insan sayısı oldukça az, eğer bültenden gelmiyorlarsa. Örnek vermek gerekirse: arama motoruyla bize ulaşan bir okuyucunun abone olma ihtimali, bültenden ulaşan bir okuyucuya göre 19’da 1 oranında. Bu oran Facebok’ta 12’de 1, Twitter’da ise 6’da 1. Bu örnekler de farklı bültenler oluşturma çabamızın en büyük sebebi.

Bu noktada araya girip belirtmekte fayda var ki, yıllardır devam eden reklam üzerine odaklanmış yayıncılık kültürünün en büyük sorunu da deneyselliği öldürmesi olabilir. Çünkü, sitenin varlığını sürdürebilmek için para kazanmak, para kazanmak için ise dikkat çekici başlıklar atıp tıklanmasını sağlamak gerekiyor. Çok sevdiğimiz bazı yayıncılar haricinde bu durumu iyi yönetebilen içerik sitesi saymak bir hayli zor. Bir başka bakış açısına göre ise; reklamdan veya bir yatırımcıdan gelen maddi destek ile geçinmekte olan içerik-haber sitesinin tarafsız olması veya dikkat çekici başlıklar peşinde koşmaması da biraz hayalperestliğe kaçıyor diyebiliriz.

Promosyon ürünlerimizle ilgili deneyimlerimiz de biraz ilginç oldu. Başlangıçta abonelere bir YubiKey vaat ettik. Oldukça değerli bir ürün olan YubiKey’in eBay’deki pazarı da biraz bizim sayemizde genişlemiş oldu (ki bu da neden en çok abone getiren içerik listesinde 6. Sırada YubiKey rehberinin olduğunu açıklıyor). Sonrasında ise dizüstü bilgisayarların kamerasını kapatan bir ‘kapak’ vermeye başladık ama bu sefer okuyucular aynı ücreti ödemekte pek de hevesli değillerdi. Sebebini bilmiyorum ancak kamerayı kapatma konusu insanları biraz ürkütmüş olabilir. Sonrasında da ismini açıklamadığımız küçük bir girişim ile birlikte kısa vadeli bir abonelik sistemi oluşturduk ancak tepki oranımız düştü. Belki de kullanıcılar kredi kartı bilgilerini paylaşmaktan çekindiler.

Ülkemizdeki bürokratik sorunlardan dolayı Türkiye’den çekilmiş olan PayPal ve henüz Türkiye’de hizmete girmeyen (bu konuda bir bilgiye ulaşamadım maalesef) Amazon Pay gibi hizmetlerin de farkı burada çıkıyor. Güven kazanmayı başarmış ve/veya ana akım hale gelebilmiş bir çevrimiçi ödeme aracı, hem okuyucunun hem de yayıncının işini kolaylaştırıyor.

Çevrimiçi iş yürüten herkes bilir ki sipariş formu oldukça önemli. Bu konu üzerinde de bayağı bir zaman harcadık. Yazıyı kısalttık, çizgileri ve kutuları değiştirdik, farklı görsellerle oynadık. Amazon Pay eklemek oldukça faydalı oldu. Ancak hala bu konuda yapacak şeyler var. Eğer sipariş formumuzu nasıl daha iyi yapacağımıza dair bir fikrin varsa bana haber ver.

Ayrıca birkaç ilginç deneyimiz de oldu. Okuyuculara “aboneliğimi başlat” yerine “sipariş oluştur” dediğimizde %9 daha fazla işe yaradı. Teklifle birlikte kupon sunduğumuzda, “%50 indirim” seçeneği sunduğumuz seçeneğe göre daha az insan abone oldu. Her nedense insanlar “X’e teslim et” ve “teklifi kişiselleştir” sözcük gruplarını, “bir hedef seç” ve “bir teklif seç” gruplarına tercih ediyorlar. Her ticaret mensubunun bildiği yeni bir şey öğrendik. Eğer bir şey satıyorsan, insanlar alır. Önemli olan insanların aldığı şeyi yenileyip yenilemeyeceği

İçeriğin devamında Wired editörü, yeni yılda da güzel yaptıkları şeyleri yapmaya devam edeceklerini söylemiş ve birtakım küçük detaylar verdikten sonra şöyle bitirmiş:

“Bir yıl önce de belirttiğim gibi Stewart Brand’ın ünlü sözü “bilgi ücretsiz olmak ister” ile daha az bilinen alternatifi “ama bilgi aynı zamanda pahalı da olmak ister” arasında hep bir gerginlik olacak. Bizim için en önemli ders “Okuyucular (aboneler) sadece bilginin iyi olmasını istiyor.”

Bu da ilginizi çekebilir

[button color=”red” size=”normal” alignment=”center” rel=”follow” openin=”newwindow” url=”https://www.gelecekburada.net/bagimsiz-tarafsiz-ve-hizli-habercilikte-yeni-donem-knowhere/”]Bağımsız, Tarafsız ve Hızlı Habercilikte Yeni Dönem: Knowhere[/button]

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir