Metaverse gibi yeni teknolojilerle tanışmamızla birlikte sanal gerçekliğin hayatımızda etkisi giderek artıyor. Facebook’un akıllı gözlüklerini piyasaya sürmesi, yalnızca sanal gerçeklik ortamının geliştirilmesine odaklanacak mühendisleri işe alması bu teknolojinin önemini gösteriyor. Günümüzde oyun oynamak, lunaparkta hız treni deneyimini sanal olarak yaşamak gibi kısıtlı aktiviteler yapabiliyorken yakın bir gelecekte sanal bir dünyada yaşayabiliriz. Teknoloji bu kadar hızlı gelişmesine rağmen insanların gerçek dünyadan koparılıp sanal bir dünyaya sokulması bizi nasıl etkileyebilir?

Gençliğinde elinde telefonu bile bulunmayan büyüklerimiz ile sanal bir dünyada doğmuş bir çocuk arasındaki fark ile dünya farklı bir geleceğe gidiyor olabilir. Farklı deneyimlere ev sahibi yapan sanal gerçekliğin (VR) yetişkinler üzerindeki etkileri hakkında çok az şey bilinirken, bu tür sistemlerin küçük çocukların duyu-motor yetenekleri üzerindeki etkisi hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunmuyor.

Henüz çok küçük yaşta olan çocuklara sanal gerçeklik gözlükleri vererek onların gerçek hayattaki deneyimlerini kısıtlıyor olabiliriz.

Sanal Gerçekliğin Bilinmezliği

İsviçre’nin önde gelen araştırma merkezlerinden Swiss Federal Institute of Technology Lausanne’da 2016 yılında yapılan bir etkinlikte araştırmacı Jenifer Miehlbrat, kullanıcıların sanal gerçekliğin imkanlarını deneyimleyebilmeleri ve aynı zamanda insansız hava araçlarına pilotluk yapabilme imkanı sunabilmek için sanal gerçeklik simülasyonunu sergiliyordu. 

Etkinliğe gelen herkes geliştirilen VR sistemini test etmeye davet edilmişti. Bu sayede sanal gerçeklik hakkında hiçbir tecrübesi bulunmayan kişiler, gövdelerini kullanarak bir insansız hava aracını kontrol etme deneyimi yaşayabileceklerdi. Birçok insan bu testten çıktıktan sonra başının döndüğünü ve midesinin bulandığını ifade etmişti. Sanal bir ortamda hareket ederken gerçek dünyada hareket etmediğimiz zaman vücudumuz bu durum karşısında şaşırıyor ve böyle bir tepkiye sebep oluyor. Buna ek olarak, araştırmacılar bu etkiden farklı olarak başka bir ilginç durum ile karşılaşmıştı.

Yetişkinler sistemi test ederken engellerin üzerinden zıplamak, kaçış manevraları için yana eğilmek gibi basit gövde hareketlerini çok rahat bir şekilde kullanabiliyordu. Ancak bu durum çocuklar için aynı değildi ve garip bir şekilde bunun sebebi bilinmiyordu. Sanal gerçekliğin insanlar üzerindeki etkisinin çok az miktarda araştırmaya konu olmasından ve yeterli sonuç elde edilememesinden dolayı teknolojinin çocuklar üzerindeki etkisi büyük bir bilinmezlikti.

Teknolojinin etkisiyle henüz bebekken tanışan bir kişi

Çocukların Gelişimi ile Sanal Gerçeklik

Nöromühendislik üzerine araştırmalar yürüten Silvestro Micera ile Jenifer Miehlbrat, sanal gerçeklik deneyiminin bir çocuğun sinir sisteminin gelişimi üzerindeki etkisini değerlendirebilmek için Istituto Italiano di Tecnologia‘daki (IIT) U-VIP Laboratuvarı ile işbirliği içinde, 6 ila 10 yaşları arasında 80 çocuğu kapsayan bir araştırma projesine başladı.

Sağlıklı yetişkinler ile çocuklar arasında bazı temel farklılıklar bulunuyor. Sağlıklı yetişkinler, bisiklet sürmek gibi farklı kasların çalıştığı ve vücut koordinasyonu gerektiren işlerde başını ve gövdesini aynı anda farklı şekilde kontrol edebiliyor. Örneğin, bisiklet sürerken baş hareketlerini gövdelerinden ayırarak gidecekleri yönden başka bir tarafa bakabiliyor. Bu koordinasyonda denge için iç kulaktan gelen görme ile vücudun hareketi gibi farklı bilgiler analiz ediliyor. Çocuklar ise henüz gelişme aşamasında olmalarından dolayı yetişkinlerden farklı olarak gövde ve baş hareketi birbirinden tam olarak ayırmada zorluk çekebiliyor. Test edilen sanal gerçeklik ortamının da çocuklar için problem oluşturmasının en temel sebebi gelişim sürecinde olan koordinasyon becerisiydi.

Yetişkinler aynı anda başka bölümlere odaklanmayı gerektiren insansız hava aracını çok rahat bir şekilde kullanırken çocuklar bunu başaramıyordu. Koordinasyon gelişimini tamamlamış bireyler, gidecekleri yöne doğru ilerlerken etraftaki tehlikeleri fark edebiliyor ve bu şekilde de insansız hava aracını engellerden kurtarabiliyorlardı. Çocuklar ise etraftaki tehlikeleri fark edemiyordu ve bundan dolayı sanal ortamı başarıyla test edemeyerek bırakıyordu.

Bisiklet süren birkaç çocuk

Bu noktada akıllara bir soru geliyor. Sanal gerçeklik ortamına alışık bir şekilde gelişimini yürüten çocuklar koordinasyon konusundan eksik olabilir mi? Şu anda bunun için net bir cevap verebilmek neredeyse imkansız olabilir. Ancak sanal gerçeklik ortamında bu becerilerimizi tam anlamıyla kullanamadığımızı düşünürsek böyle bir durum mümkün olabilir. Yaklaşık 8 yaşında koordinasyonu gelişmeye başlayan çocuklar, bu teknolojiler ile daha geç bir yaşta gelişimlerini tamamlayabilir ve bu dönem için bisiklet sürmek gibi durumlarda zorluklar ile karşılaşabilir. 

Çizgi Hizalama Deneyi

Araştırmacılar, sanal gerçeklik gözlüğü takan ve sırtlarında hareket sensörü bulunan çocuklardan bir oyun oynamalarını istiyor. Bu deneyde çocuklar başlarını kullanırken yetişkinlere benzer hareketler gerçekleştirebilirken onların aksine karakteri kontrol etmek için baş hareketlerine ek olarak gövdelerini kullanmakta zorlanıyor.

Yapılan deneyde, çocuklardan sanal dünyada bulunan bir çizgi ile başını veya gövdesini hizalaması istenmişti. Neredeyse hepsi kolay bir şekilde başını kontrol ederek kendilerini hizalayabiliyorken gövdelerini hizalamakta zorlandı. Henüz koordinasyon gelişimini tamamlamamış küçük çocuklar sürekli olarak gövde hareketlerini beklenenden fazla yapıyor ve bunun sonucunda oluşan farkı da başlarını hareket ettirerek telafi etmeye çalışıyordu.

Araştırmacılar, bu deneyin sonucu olarak elde ettikleri bilgilerden endişe duyuyor. Bazı çocuklarda 10 yaşına kadar koordinasyon gelişiminin devam ettiğini farkına varan ikili, sürekli olarak sanal gerçeklik ortamı içerisinde olan çocukların koordinasyon gelişiminin kötü etkilenebileceğini düşünüyor. Metaversal dünyanın geleceği değiştireceğini ve insanlar için birçok şeyi mümkün kılanacağını savunuyoruz ancak bu durumun yetişkinler ve özellikle de çocuklar için nelere sebep olabileceğini bilmiyoruz. Gelecekte koordinasyon gelişiminin bozulmasının yanı sıra başka birçok sağlık sorununa sebep olabilecek bu teknolojiler için dikkatli olmak gerekebilir.

Kaynak: EPFL

Share:

administrator

Robert Kolej’de 10. sınıf öğrencisi olan Can, yapay zekanın ve kodlamanın içinde bulunduğu projelerde yer almayı seviyor. Kendini geliştirmek için programlar kodluyor ve uygulamalar hazırlıyor. Ayrıca, ekonomi alanına da ilgi duyuyor ve borsayı takip etmeyi seviyor. Yeni şeyler öğrenmeye ve araştırmaya karşı isteği, onun geleceği araştırmasını ve bu konular hakkında yazılar yazmasını sağlıyor.