Canlılar âleminin işleyişine dair pek az bilgiye sahibiz. Bu işleyişin evrimsel tarihi incelendiğinde ağır ve istikrarlı bir yolculuğa tanıklık ediyoruz. Yaşamın 4 milyar yıllık tarihinde 5 kez kitlesel yok oluş yaşandı ve milyarlarca yıl içerisinde tabiat, her biri öncekinden daha kaotik mucizevi formlar yarattı. Gök taşı çarpması sonucunda var olan tüm türlerin yüzde 75’inin tükenmesi ve dinozorlar çağının sonunun gelmesiyle birlikte içerisinde yaşadığımız ‘Holosen’ çağı başladı. Günümüzde gezegenimiz, en istikrarlı dönemlerinden biri olan Holosen çağını yaşıyor. Canlılar âleminin 65 milyon yıldır devam eden inşasını, tüm canlıların ahenk içerisinde çalışması mümkün kılıyor.

Birçok araştırmacıya göre insanların tarım yapmaya başlayıp yerleşik hayata geçmesiyle birlikte, insan türünün gelişmesine sayısız olanak sağlayan tabiat darbe almaya başladı. Gelişen ve hızla büyüyen insanlığın ele geçirdiği dünya ile birlikte yabani yaşam alanlarının günden güne yok olması tabiatın dengesi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. 

Çevre dostu olmayan; madencilik, enerji, ulaşım, sanayi ve tarım kaynaklı projeler Holosen’in biyolojik çeşitliliğinde dengeleri değiştirerek tabiatın fabrika ayarlarında bozulmaya neden oluyor. İklim değişikliği, nesli tükenen türler, küresel ısınma ve karbon emisyonu yabani alanların yok olmasıyla karşı karşıya kaldığımız sorunlardan yalnızca birkaçı. Dünya’da özellikle son 50 yılda sayısız canlı türünün nesli, doğal alanlarının insanlar tarafından yok edilmesiyle tükendi. 

Peki ya sahip olduğumuz teknolojileri, yarattığımız yıkımın sonuçlarını geri alabilmek için kullanabilir miyiz? 
Yapay zekâ ve makine öğrenimi kullanılarak yıkımı onarmak mümkün görünüyor. Bu teknoloji birlikteliği sayesinde yaban hayatı ve biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla ilgili zorlukların üstesinden gelinebilir.
Biyoçeşitlilik; bitkiler, bakteriler, hayvanlar ve insanlar dahil olmak üzere her canlıyı ifade eder. Dünya’daki muazzam yaşam çeşitliliğini tanımlamak için kullanılan bir terim.

2020 yılının Ekim ayında, yetkililer Hindistan’daki Bandhavgarh Ulusal Parkı’ndaki genç Kaplan Solo’nun kurtçuklarla istila edilmiş cesedini keşfettiler. Birçok yetkiliye göre bu zehirlenme vakası, geleneksel vahşi yaşamı koruma yöntemlerinin gözlem ve takip noktasında nasıl başarısız olduğunun bir kanıtıydı. Her yıl yüzlerce hayvan çeşitli nedenlerle hayatını kaybediyor. Yalnızca Hindistan’da 74 hayvan türü kritik derecede tehlikede ve ülke küresel “utanç listesinde” yer alıyor. Bu hayvanların çoğu, neslinin tükenmesi ile tüm ekosistemi ve besin döngülerini çökertebilecek kilit türlerden oluşuyor.

Geleneksel yaban hayatı izleme yöntemleri, ölçeklenme ve fiziksel zorlukları nedeniyle yetersiz ve verimsiz gözlemlere neden oluyor. Yapay zekâ ve makine öğreniminin yaban hayatı ve biyoçeşitliliğin korunmasında uygulanması, alanın dinamiklerini tehdit altındaki  türler lehine değiştirebilir. 

Yapay zekâ yaban hayatı koruma dinamiklerini nasıl değiştirebilir?

Vahşi doğaya uygun bir algoritma geliştirilebilir. 

Yapay zekânın kullanılması; hayvanlarda tekrarlanan davranışları, üreme kalıplarını, yiyecek arama yollarını ve avlanma alışkanlıklarını anlamada faydalı bir yöntem. Çünkü çoğu hayvan aynı temel davranışları sergiler. Yaban hayatı gözetimi için uygun bir algoritmanın, milyonlarca görüntü, ses ve rota dahil olmak üzere büyük hacimli meta veriler üzerinde eğitilmesi gerekir. Yapay zekâ çok yönlülüğü ile çeşitli algoritmalara dönüştürülebilir ve gözetleme, görüntü yakalama, güvenlik, hayvan sayımı, kaçak avcılığı kontrol etme ve araştırma için kullanılabilir.

Vahşi doğa için bir kartal gözü misali dronlar kullanılabilir.

Yapay zekâ özellikli robotlar veya görüntü veri kümeleri işlemeye sahip dronlar, vahşi yaşamı koruma yetkililerinin hayvan popülasyonunu takip etmesine yardımcı olabilir. AI özellikli dronlarda kullanılan teknoloji hayvanların türlerini tespit edebilir ve araştırmacıları günlük faaliyetleri hakkında bilgilendirebilir. Çok çeşitli veri kümeleriyle geliştirilen bu dronları güçlendiren makine öğrenimi algoritmaları, hayvanları tanımak için yapay zekâ teknolojisinden yararlanabilir. Gergedan, balina ve fil gibi büyük hayvanlar uydu görüntüleri aracılığıyla tespit edilebilir ve korunmasına yardımcı olabilir. 

Yapay zekâ ile donatılmış sensörler, uyarıcı ve koruyucu etki yaratabilir. 

Kaçak avlanma dünyadaki vahşi yaşamı önemli ölçüde tehdit ediyor. 23 milyar dolar büyüklüğündeki yasa dışı vahşi yaşam ticareti birçok türü yok olmanın eşiğine getirdi. Ancak gece görüş ve karanlıkta nesne algılama ile donatılmış yapay zekâ güvenlik kameraları kullanılarak ormanlar hayvanlar için daha güvenli hâle getirilebilir. Kaçak avcıların uğrak noktaları olan yerlere kurulan bu sistemler, avcıları tespit edebilir ve hayvanları kurtarmaları için yetkilileri uyarabilir.

Ormanların seslerinin veri kümeleri üzerinde eğitilmiş yapay zekâ destekli akustik sensörler, bu sesleri öğrenmek ve olağan dışı durumları bildirmek için kullanılabilir. Orman yakınında motorlu testere, silah sesi veya motorlu taşıt sesi algılandığında yetkilileri alarma geçirebilir, kaçak avlanma ve ağaç kesimi gibi yasa dışı uygulamaların azaltılmasına yardımcı olabilir.

Latince “Dicle Nehri” anlamına gelen Tigris’ten türeyen Kaplan; Anadolu, Çin, Sibirya ve Hindistan’a kadar yayılış gösteren bir ırk. Dokuz kaplan alt türünden dördünün nesli tükendi. Sumatra, Sibirya, Bengal, Malay ve Hindiçin kaplanlarının da nesilleri tehlike altında.

Dünya çapında sürdürülen, yapay zekâ ile iş birliği içindeki gelişmeler neler? 

Güney Kaliforniya Üniversitesi yakın zamanda, vahşi yaşamın korunmasına yardımcı olmak için PAWS olarak da bilinen Yaban Hayatı Güvenliği için Koruma Asistanı’nı geliştirdi. Program, devriye rotaları ve kaçak avlanma ile ilgili mevcut verileri matematiksel modeller kullanarak analiz ediyor. Bu sayede kaçak avcılara karşılık korucuların odaklanması gereken bölgeleri belirliyor. 

DeepMind’a ait  AlphaGo, hayvanları tanımlamak ve saymak için makine öğreniminden yararlanıyor. Şirketin yapay zekâ aracı kısa sürede milyonlarca görüntüyü analiz edebiliyor. Araç Tanzanya’daki Serengeti Ulusal Parkı’nda çekilen milyonlarca fotoğrafı analiz etti ve bir saat içinde parkın haritasını çıkardı.

Dünya Yaban Hayatı Fonu da vahşi yaşamı izlemek ve korumak için teknolojiyi uygulamak için Intel ile birlikte çalışıyor. Sibirya kaplanlarının yaşadığı Kuzeydoğu Çin bölgelerini araştırmak için Intel’in Movidius Visual cihazı kullanılıyor. Platform, görüntülerin derinlemesine analizini sağlıyor ve kaplanların izlenmesine yardımcı oluyor.

Teknoloji, vahşi yaşam alanlarını bozmadan korumaya yardımcı olabilir ve bu habitata minimum müdahale avantajı sağlar. Yaşamlarımızın; canlılığın birbirine örülü olduğu dünyanın dengesinin korunmasına bağlı olduğunu unutmamak gerek. Çevre dostu ve sürdürebilir uygulamaları hayatın merkezine koymalı, bu yöndeki farkındalığımızı geliştirmeliyiz.

Kaynaklar: Analytics India Magazine

İleri Okumalar: Yaban Hayatı Gözleme ve İzleme Çalışmalarında Foto Kapan Kullanım Olanakları ve Sorunları

Share:

administrator

1996 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Basım Teknolojileri bölümünde gördüğü lisans eğitiminden sonra odağını gıdaya çeviren Elif, Mutfak Sanatları Akademisi Profesyonel Aşçılık ve Anadolu Üniversitesi Tarım Teknolojileri öğrencisi. Merakının izinde farkındalığını besleyecek her türlü konuya olan ilgisiyle anlamlı bir gelecek inşasına katkıda bulunmaya çalışıyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir