Bugün Selçuk Şirin’in “Tercih yapacak genç arkadaşa mektubum var: Rahat ol” yazısını okuduğumda hem onun yazısını daha fazla okuyucuya ulaştırmak hem de Gelecek Burada vizyonuyla süslemek istedim.

“Yaparken saate hiç bakmadığın, yemek yemeyi, nerede olduğunu unuttuğun şey nedir? Nedir ayağını yerden kesen uğraş?”

Yazıya, tercih kılavuzundaki taban puanların ve sıralamaların tamamen geçen sene o bölümleri seçen kişilere göre oluşturulduğunu ve asla o bölümün yükselen kalitesini veya düşen değerini ifade etmediğini hatırlatarak girmiş Selçuk Şirin. Seçtiğimiz bölümün mesleğimiz olmadığını da vurgulamış.

Seçtiğiniz bölüm mesleğiniz değil, detaylarını öğrenmek istediğiniz bir konudan ibaret olacak. Bir konuyu, bir disiplini veya bir yaşam tarzını en küçük detayına kadar irdelemek için bir fırsat yakalamış olacaksınız. Matbaa bölümüne girip 3. Sene okulun bulduğu bir şirkette staj yaparak mezuniyetten hemen sonra yine o şirkette çalışmaya başlayıp yıllarca önünüze koyulan işi yapmak gibi bir dünya artık yok. Üniversite, matbaa bölümünün size kağıt, mürekkep ve baskı disiplinine dair verdiği bilgilerden ibarettir. Mürekkebe aşık olup tamamen onun üzerine yoğunlaşmak, konferansa gelen mürekkep firmalarına aklınıza gelen her şeyi sorup darlamak tamamen elinizde olacak. Hatta, bu insanları konferansa çağıran kişi olma fırsatınız bile var. Siz bu bölümün öğrencisisiniz ve eğer bu bölümü seviyorsanız bu bölümün geleceğisiniz. Bu bölümü sevmiyorsanız da hayat bitmiş değil. Çünkü artık multidisipliner bir dünyada yaşıyoruz.

“Eskiden, ebeveynleriniz tercih yaptığı zamanlarda üniversite tercihi demek meslek tercihi demekti. Artık böyle bir dünya yok. Doktor, mühendis ya da öğretmen olarak mezun olanların bir ömür bu mesleği yaptığı devir bitti. Çünkü hem bireylerin beklentileri hem de meslekler hızla değişiyor.”

Yapay zeka, blockchain, 3B yazıcılar ve sanal gerçeklik gibi birçok yıkıcı teknolojinin yakın zamanda mesleğimizi elimizden almasını veya ciddi bir dönüşüm sağlayarak birçok insanı işsiz bırakması [tooltip tip=”Korkulacak bir şey yok. İnsanlar işsiz kalmaya başladığında devletlerin insan ırkına karşılıksız ve beklentisiz maaş ödemesi fikri üzerinde çalışılıyor”]bekleniyor[/tooltip]. Bu tabii ki bugün üniversiteye giren arkadaşları korkutmamalı. Tam aksine cesaretlendirmeli. Çünkü yeni bir dünya kuruluyor ve sizin bunu ilk gözden görme, bunun için kendinizi geliştirme fırsatınız var. Dün mezun olmuş bir insanın bu teknolojilere göre kendisini yetiştirmiş olması çok zorken sizin böyle bir şansınız olacak.

Aslında günümüzde bir konuya eğilmek için fiziki şekilde okula gidiyor olmak pek de gerekli değil diye düşünüyorum. Aynı bilgilerin birçoğuna internetten ulaşmak -tabii bu noktada İngilizce’nin önemini kavramış oluyoruz- da mümkün. Ancak üniversite; öğrenciye bir akademik çevre, disiplin, iş hayatına giriş şansı ve araştırma desteği sunması ile ciddi bir fırsat olarak karşımıza çıkar.

Yapmanız gereken tek şey sevdiğiniz bir disiplini irdelemek için bir okula gitmek. Aynı zamanda internette Reddit, Github, ProductHunt gibi forumlarda gezerek günümüz fırsatlarını incelemek, fiziki hayatta ise meetupları, konferansları da takip ederek kendi bilgi birikiminizi şekillendirmek olacak.

“Etrafınızda o alanda aç kalırsınız diyenlere de pek kulak asmayın. Çünkü bu çağda artık yaptığınız işin ne olduğu önemli değil. Yaptığınız işte zirveye çıkıp çıkmadığınız önemli. Zirveye çıkmanın formülü de yukarıdaki soruda saklı. İşine tutkuyla bağlı olmayanın zirveye çıktığı görülmedi zira…”

Kickstarter, Instagram, Twitter gibi birçok sanal mecra insanların diploma sahibi olmadan bir şeyler üretebilmesini ve bununla maddi ihtiyaçlarını giderebilmesini sağlıyor. Özgür internetin bize kattığı şeylerden birisi olan paylaşım ekonomisi birçok yönüyle insanı dolup taşırırken günümüzde gelişen yapay zeka ve blockchain gibi teknolojiler ise eski özgür sanılan interneti yıkarak yerine yeni özgür ve demokratik interneti inşa etmeyi vaat ediyor. 3 boyutlu yazıcılardan ise üretimin demokratikleşmesi olarak bahsediliyor.

Birkaç yıl içinde milyonlarca insanın, birkaç on yıl sonra ise tüm insanlığın işsiz kalacağı ve bunun için herkese karşılıksız maaşın (Universal Basil Income/Evrensel Temel Gelir) ciddi ciddi konuşulduğu bir dünyada ne gibi konularda kafa patlatacağınızı fark etmeniz gerekiyor.

“Muhtemelen mezun olduğunuzda şu an size tercih olarak sunulan mesleklerin tamamen dışında bir iş yapacaksınız. Açın bugün bir iş ilanları sayfasını inceleyin. Aranan elemanların çoğu üniversite tercih rehberinde olmayan ‘mesleklerden’ oluşuyor. O nedenle tercih yaparken mesleği değil, okuyacağınız disiplini seçin. Bu ne demek diye merak ediyorsanız, bir örnekle açayım: Özel bir gerekçeniz yoksa, işletme yerine ekonomiyi seçin. İlki meslek, ikincisi disiplin!

Bahsedilmesi gereken en önemli şey ise hiç vazgeçmeden, hiç tamah etmeden ve hep aç şekilde sürekli olarak araştırmak ve artık çağımızda her bir bireyin kendi başına bir şeyler başarabilecek, bir şeyleri değiştirebilecek imkanlara sahip olduğunu fark etmeniz olacaktır.

MIT, Yale ve birçok dünya üniversiteleri öğrencilerinin her gün neler ürettiğini, neler üzerinde çabaladığını görmek için çabalamak, MIT Technology Review gibi içerik sitelerini takip etmek ve Türkiye’deki üniversitelerimizi de bu üniversiteler ile aynı görevi üstlenecek bir konuma getirmek için bir katkıda bulunmayı ‘hayal etmek’, bugün genç üniversite öğrencilerinin yarının önde gelenleri olması için güzel bir girizgah olacaktır.

“Son olarak, dünya artık küçük bir köy. Bunu görmek için şöyle bir etrafınıza bakmanız yeterli. O nedenle tercihinizi yaparken size Türkiye sınırlarını aşan bir eğitim olanağı sunan üniversiteyi seçin. Bunun artık pek çok yolu var. Erasmus, yurtdışında yaz okulları ve öğrenci değişim programları var. Tercih yaptığınız üniversitenin bu seçenekleri size sunup sunmadığına bakmanızda yarar var. Eğer üniversitede geçen yıllarınızın tamamını tek bir kampusta, tek bir şehirde, tek bir ülkede geçiriyorsanız bilin ki iyi bir eğitim almıyorsunuz. Dört yılı tek bir şehirde geçirmek, üniversite eğitiminde yapacağınız en büyük hata olacaktır.”

İnternet kültürüne dair en güzel örneklerden birisini geçtiğimiz günlerde yaşadık. Deep Learning Turkey topluluğu; 100 gönüllünün desteği ile birlikte, yapay zeka konusunda bir eğitim seti üzerinden mentorluk yapacağını açıkladı. Ancak bu eğitim seti İngilizce olduğu için, yabancı dil sorunu olduğunu söyleyen insanlar oldu. Eğitimi almak için oraya katılmış birçok insan eğitim setinin Türkçe’ye çevrilmesi için gönüllü oldu ve böylece 100 kişi birçok insana yapay zekayı öğretirken, o birçok insanın bir kısmı ise çeviri yaparak başka insanlara yardımını sunmuş oldu. Bunların hepsinin tamamen ücretsiz şekilde tamamlanmış olması ise işin cabası.

 

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir