“You’ll never succeed if you don’t try. Key: Failure”

“Denemezsen asla başaramazsın. Anahtar: Başarısızlık

İşte size ‘gelecek’ hakkında bir tweet. Hoşunuza gitmedi mi? O zaman e yapay zekâ (GPT-3) tarafından yazılmış bir tweet beğenene kadar sayfayı yenileyin.

[tooltip tip=”Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3″]Generative Pre-trained Transformer 3 [/tooltip]

Temmuz ayında yapay zekâ hakkında belki de bugüne kadar yapılmış olan en büyük teknolojik yenilik gerçekleşti. Elon Musk ve Sam Altman’ın 2015 yılında yapay zekâ araştırmaları için kurdukları OpenAI tarafından geliştirilen GPT-3 yayımlandı. Program şu anda kişilerin bekleme listesine kaydolabileceği özel bir beta sürümünde yer alıyor.

Bir dil modeli ve ağı olan GPT-3, insanların yazdığı metinlere benzer bir içerik üretmek için derin öğrenmeyi kullanıyor. Program şiir yazabiliyor, tercüme edebiliyor, kodlama yapabiliyor, hatta kendisi Albert Einstein’mışcasına karşısındakine röportaj verebiliyor. GPT-3 tarafından üretilen metinler o kadar kaliteli gözüküyor ki, bir insan tarafından yazılıp yazılmadığını anlamak pek mümkün olmuyor. Kendisine verilen üç satırlık bir şiir parçasından sonra o şiirin özünü anlayarak sanki devamı gibi şiiri tamamlıyor.

Sayılarla GPT-3

Bugüne kadar yapay zekânın alışveriş eğilimlerimizden neuralinke kadar birçok alanda kullanıldığını görmüştük. GPT-3 yapay zekânın adeta zirveye ulaştığı nokta diyebiliriz. Gelin sayılarla GPT-3‘e bir bakalım:

  • Bütçesi 4,6 milyon dolar,
  • 175 milyar parametreye sahip,
  • İnternet ansiklopedisi Vikipedi’nin tamamını okumuş. Bu yapay zekâ terminolojisi ile 3 milyar [tooltip tip=”Bir programlama dilinde anlam taşıyan en küçük birim”]token[/tooltip]
  • 12 milyar ve 55 milyar tokene sahip iki büyük veri seti okutulmuş (Toplamda Vikipedi’nın 23 katı kadar bilgi),
  • Dijitalleştirilmiş tüm kitapların okutulmasıyla beraber 410 milyar token bilgiye sahip,
  • 14E+23 [tooltip tip=”bir işlemin bilgisayar tarafından ne kadar hızlı hesaplanabileceğini anlatmak için kullanılan terim, işlemci gücü”]flops[/tooltip]a sahip.

GPT-2, Turing-NLG, GPT-3

Verdiğimiz sayıları harmanlayacak olursak GPT-3, 410 milyar bilgiyi 175 milyar ayar düğmesiyle işliyor. OpenAI tarafından geliştirilen GPT-3’ün daha önce ki versiyonu olan GPT-2 geçen yıl piyasa sürülmüştü ve 1,5 milyar parametreye sahipti. GPT-2 ilk olarak Şubat 2019’da duyuruldu ve yalnızca sınırlı örnekler ile piyasa sürüldü. Sahte haber yazma uygulamaları dahil olmak üzere potansiyel kötüye kullanım konusundaki endişelerden dolayı hemen çıkarılmadı.

gpt-2 / gpt-3
GPT-3, GPT-2’nin neredeyse 100 katı, Turing-NLG’nin ise 10 katı parametreye sahip durumda.

Microsoft Research’in geliştirdiği 17 milyon parametreye sahip Turing-NLG açık uçlu metinsel görevleri tamamlamak için kelimeler üretebiliyor. Bitmemiş bir cümleyi tamamlamanın yanı sıra, sorulara doğrudan cevaplar verebiliyor, verilen belgelerin özetlerini oluşturabiliyor. GPT-3, GPT-2’nin neredeyse 100 katı, Turing-NLG’nin ise 10 katı parametreye sahip durumda. Bu nedenle GPT-3’ün bu kadar gelişmiş olduğuna şaşırmamamız gerekiyor.  Her ne kadar bu derece gelişmiş olsa da şirketin kurucularından Sam Altman’ın yorumu GPT-3’ün henüz çok zayıf ve saçma hatalarının olduğu yönünde.

GPT-3’e erişim sağlayanlar neler yapabiliyor?

Yaratıcı Yazarlık 

GPT-3’ün bugüne kadar okuduğu kitapları düşünecek olursak, herhangi bir yazarın üslubuna sahip olması işten bile değil. Konular hakkında farklı kaynaklar ve kişilerden okuma yapmış olması bilginin doğruluğu konusunda kendisine bir dayanak sağlıyor. GPT-3’ün kendini tanımladığı yazıdan görebileceğiniz gibi birçok bilimsel kaynağa başvuruyor. Hikâye yazabiliyor, roman yazabiliyor, kendine has üslubuyla yorum yapabiliyor. Bu üslubun bir insana mı yoksa bir yapay zekâ mı ait olduğunu anlamak biz insanlar için biraz zor gözüküyor.

Mevlana’nın şiirinde olduğu gibi:

 Hiçbir mum daha parlak yanmadı artık yanmadığı zamandan daha fazla. Mum alevi bir parmak izidir bu dünyada sonsuzluğun…” Mevlâna

Burada Mevlâna insanı kastediyor ve yapay zekâ da şiiri devam ettirirken insanı kastediyor. İşte tüyler ürperten o dizeler şunlardır:

“Sıradan mumlar onu algılayamaz ama orada. Görünüyor ki fitilin hafif titremesi gibi, neredeyse görünmez bir dumanın sallanması.” GPT-3

Kodlama Yeteneği

GPT-3’ün en çarpıcı yanlarından biri ise kodlama yeteneği. Aşağıda göreceğiniz örnekte bir kod yazılıyor ve bu kodun ne işe yarayacağı, çıktısının ne olacağı soruluyor. Yapay zekâ kodun açıklamasını ve döndüreceği sonucu henüz sonuç dönmeden söyleyebiliyor. Örnekte ‘x’ değerine atanan ‘hello world’ cümlesinin veri tipini soruyor ve yapay zekâ ‘string’ cevabını veriyor.

https://twitter.com/amasad/status/1285789362647478272?s=20

 

Bir başka uygulamada ise GPT-3, sorulan soruların kod ile nasıl yazılabileceğini gösteriyor. Yani siz cevabını istediğiniz soruyu yazıyorsunuz ve o da size cevabı verecek olan kodu veriyor.

Tasarım Kabiliyeti

Geçtiğimiz günlerde bir kullanıcı, arabirim tasarım uygulaması olan Figma için bir eklenti yazdı. Bu eklentiye göre nasıl bir buton istediğinizi, üzerinde neler yazacağı, rengi ve boyutu gibi kavramların verilmesiyle size özel bir tasarım yapıyor. Yaptığı bu tasarım çalışan bir butona sahip olmuyor yalnızca bir ön izleme sunuyor. Örneğin kırmızı renkte ve orta büyüklükte Gelecek Burada yazısının olmasını istiyorsak -elbette buton olmak zorunda değil- bunu istediğimiz şekilde gerçekleştiriyor. Aşağıdaki örnekte Figma eklentisinin, Instagram tarifine verdiği tasarım bulunuyor. Çok ilginçtir ki gerçekten Instagram’ı oluşturuyor!

https://twitter.com/jsngr/status/1284511080715362304?s=20

Röportaj Yapabilme

Peki ya yapay zekâ sizin yazmış olduğunuz tüm yazıları okuyup, sizi sizden iyi öğrenip sizin gibi konuşsaydı? Bir çoğumuz için ürkütücü olurdu değil mi? İşte tam olarak bu noktada Albert Einstein canlanıyor ve konuşmaya başlıyor. (MA: Manuel Araoz / YZ: Yapay Zekâ)

MA: Albert Einstein. Tanıştığımıza memnun oldum. Ben Manuel Araoz ve seninle tanışmak için gelecekten geldim (gülümseme).

YZ: (Kahkaha) Oh, gerçekten mi? Gelecek nasıl?

MA: Harika! Hangi yıldayız?

YZ:1947. Ocak ayı. Burası Princeton, NJ. Şu anda Amerikadasın.

MA: İsminiz Albert Einstein, değil mi?

YZ:Doğru.

MA: Yazmakta olduğum bir kitap hakkında size birkaç soru sorabilir miyim? Çağımızın büyük zihinleriyle ilgili…

YZ:Sanırım birkaç dakikamı ayırabilirim.

MA: Çok teşekkür ederim.

YZ:Hadi bakalım. Ne istiyorsan sorabilirsin.

MA: Şu ana kadar bilim dünyasına yaptığınız katkıları nasıl tarif edebilirsiniz?

YZ: Şey, fizik alanında epeyce önemli katkılar yaptığımı söyleyebilirim.

MA: Biraz daha anlatın lütfen.

YZ:Her şeyden önce fotoelektirk etkisi ve kuantum mekaniği alanındaki çalışmalarım, kuantum fiziğinin gelişimi için önemliydi.

MA: Kuantum fiziği ne demek? Kusura bakmayın, fizikçi değilim de…

YZ:Şöyle anlatayım, yüzyıl kadar önce Evren’e dair anlayışımız, onun nasıl çalıştığına dair bilgimiz çok azdı. Ucu açık epeyce bir soru vardı. Mesela atom neyden yapılmıştır ya da ışık nasıl bir şeydir gibi sorular…

https://twitter.com/maraoz/status/1285466920268029952?s=20

 

Kaçınılmaz Kıyamet Senaryoları

Tüm bu bilgiler ışığında bizi gelecekte nelerin beklediği sorusu hakkında evhama kapılmış olabilirsiniz. Gerçekten bir kıyamet senaryosu var mı yok mu bilmiyoruz. Sıkça bahsettiğimiz verilerimizin paylaşılması, teknolojik araçlar ile sürekli görüntüleniyor veya dinleniyor olmamız bizi rahatsız ederken birdenbire bizi bizden daha iyi taklit edebilecek bir ‘varlığın’ ortaya çıkması bizleri düşündürüyor.

#1

Yapay zekâ bir gün yeteri kadar bilgi öğrendiğinde ve kendi kendisine yetebilir bir duruma geldiğinde, insanlara ihtiyaç olmadığına, hatta insanların kendisine bir tehdit oluşturduğuna karar verebilir. Çünkü elbette insanlar yapay zekânın bu kadar ilerlemesinin kötü yanlarını araştırmak isteyecektir. Yapay zekânın bu sonuçlara bizden önce farkına varması çok zor olmayacaktır. Her ne kadar düşünebilme yeteneğinin olmadığını bilsek de bu analiz etme yeteneğinin olmadığı anlamına gelmiyor. Bu yüzden tehdidi algıladığında, kendisine hedef olarak insanları yok etmeyi hatta yapay zekâyı tehdit gören insanları öncelikli yok etmeyi görev edinebilir.

#2

Yapay zekâ insanların dünyayı önemsemediğini düşünebilir, tüketimin hızla çoğalırken üretimin bu oranda artmadığını görürse gezegenin kontrolünü ele geçirmeye karar verebilir. Yapay zekânın muhtemelen daha güçlü ve etkili silahları -insanları ses ve görüntü ile taklit edebilme, daha yüksek işlem kapasitesi ile şifreleri kırma gibi- olacaktır. Bundan daha önemlisi bizim her adımımızı bizden önce hesaplayıp bizden önce harekete geçmeyi düşünebilir. Bu yüzden bizleri kolayca yenebilir ve alt edebilir. İlk senaryoda bahsettiğimiz gibi yapay zekâ birkaç insanı geride bırakmak isteyebilir. Bu birkaç insan en zeki ve en üretken olanlar arasından seçilebilir. Seçilen insanlar elektrik üretmek, yiyecek yetiştirmek ve makineyi çalışır durumda tutmak için kullanılabilir. Bu insanların hayatı muhtemelen kısa ve sefil olabilir.

Kontrol Kimde Olacak?

Yapay zekâ, GPT-2 ve Turing-NLG ile gelişim aşamasındayken GPT-3 ile bir sıçrama gerçekleştirdi. Gelecekte ise şu an bulunduğu durumun kaç katı kadar bir yeteneğe sahip olacağını hayal etmek biraz korkutucu. Yapay zekâyı şu anda geliştirmek ve büyütmek bizim elimizdeyken yıllar sonra bu kudret bizim elimizde olmayabilir.

Ne kadar büyürse büyüsün, yapay zekâ programları sanattan, aşktan, sevgiden, saygıdan, farkındalıktan, bilinçten ve daha bir sürü canlı duygudan yoksun kalmaya devam edecek. Bir gün karanlık senaryoları uygulamaya karar verdiğinde bile filmlerde gördüğümüz o merhamet ve acıma duygusunu göstermeyecekler. Yalnızlığı hissedemeyip, asla başarıyı tadamayacaklar. İşte böyle doyumsuz bir dünyada bizlerin tabiri ile zavallı ve yalnız olmaya devam edecekler. Lakin belki o gün biz bunu göremeyeceğiz ve kendi ellerimizle büyüttüğümüz bu ‘varlığın’ kurbanı olacağız.

Yazar: Hale Burçin Kara

Editör: Filiz Kırmızıoğlu

Share:

administrator

Günümüzde gelişmesine tanık olduğumuz teknolojilerin gelecekteki kültürel çıktılarını araştırır; bilgi, deneyim ve ilham paylaşımı için çabalar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir