Erişim imkanımız, mobil tasarımlarının çok güzel olması, canımızın sıkılması, hayatımızı gösterme, kendimizi kanıtlama isteği ve dahası… Sosyal medyada zaman harcamamızın birçok sebebi var.

“Çoğu zaman,sosyal medya uygulamalarına refleks olarak tıklıyorum, sanki parmaklarım ve ikonlar mıknatısmış gibi. Ekrandaki Instagram ikonuna tıklayana kadar ne yaptığımın farkında bile değilim. Tekrar, tekrar ve tekrar.“ diyor The Wired’dan Elizabeth Stinson.

Bu kötü alışkanlığa hepimiz sahibiz. –sizin için kötü bir alışkanlık olmayabilir ancak Elizabeth Stinson ile ben bunun zararlı ve kötü bir alışkanlık olduğunu düşünüyoruz, hatta sosyal medyanın zamanımızı fazlaca çalıyor oluşu bir yana; bu araştırma gösteriyor ki farklı insanların hayatlarını bu denli fazla görebiliyor olmamız bizim akıl sağlığımız için de pek iyi değil.Elizabeth Stinson geçen ay telefonunda bulunan Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarından çıkış yaparak sadece kişisel bilgisayarı ve iş bilgisayarındayken bir göz atmayı denemiş.

Ve işe yaramış. Metro beklerken veya sıkıldığında haberleri kontrol [tooltip tip=”Elizabeth hanım New York Times’tan takip ediyormuş ancak siz metro beklerken veya metrobüste veya kahvenizi aldığınızda gelecekburada’yı okuyabilirsiniz :)”]etmek[/tooltip], podcastler [tooltip tip=”Bu konuda herhangi bir detay vermemiş ancak Soundcloud indirerek çok güzel podcastlere sahip olabilirsiniz. “]dinlemek[/tooltip] ve mobil tavla [tooltip tip=”Backgammon oynamayı seviyormuş… “]oynamak[/tooltip] gibi yararlı faaliyetlerde bulunmuş. Sabah uyandığında önce Twitter sonra Instagram sonra Email’i kontrol etmek yerine sadece Email’i kontrol etmeye başlamış.

Bağımlılık yapan tasarımlar?

Tüm sosyal medya siteleri; bizi orada, online tutmak üzerine kurgulanmış olsa da son yıllarda tüm yatırımın mobil uygulamalara yapılıyor [tooltip tip=”Evet. Facebook’un bilgisayar versiyonunda zaman tüneli güncellemesinden sonra ne değişti? Yıllardır ciddi bir değişiklik yok neredeyse. Oysa mobil versiyon sürekli tasarım dilini değiştiriyor.”]olması;[/tooltip] gelen SMS’lerin veya aramaların bir sosyal medya uygulamasının ikonuna tıklayarak sonlanıyor olması ve sürekli bildirim gelmesi aslında artık sosyal paylaşım platformlarının bizi web üzerinde değil de sadece mobil cihazlarımızda esir aldığı gerçeğini gösteriyor. Özellikle şu an Facebook kullananların %54’ünün, Twitter kullananların %45’inin platforma sadece telefondan giriyor olduğu istatistiği de var. Insragram’ın zaten tamamen mobil olarak doğmuş ve web sitesinin bile sonradan aktif olduğunu düşünürsek bu oranlar çok daha ciddi boyutlara çıkacaktır.New York Üniversitesi’nden Adam Alter sosyal medyanın bilgisayarda kullanımının telefonda kullanımına göre çok daha aksak ve daha az heyecan verici hissettirdiğini söylüyor.

Sonuç olarak; Elizabeth kendisini böyle test etmenin güzel dönüşünü almış. Artık boş zamanını daha yararlı kullandığını ve aslında bu mobil uygulamaların ne kadar başarılı olduğunu da bir yandan takdir ettiğini söylüyor. Tabii, hâlâ durduk yere telefonunda Twitter ikonuna tıklayarak “giriş yap” ekranını izliyormuş.

“Part of the battle is teaching yourself you don’t need these apps as much as you think you do,”

Alter’ın da dediği gibi: “Bu mücadelenin ana parçası kendine; aslında bu uygulamalara düşündüğün kadar ihtiyacın olmadığını öğretmek”

Telefonda sosyal medyayı bırakmak neler kazandırabilir?

Her şeyden önce; insanların gösterişli veya eleştirdiğiniz hayatlarını görmek zorunda kalmayacaksınız. Bunları görmek hem onlar için düşünmenizi hem de bazen kıskanmanızı, canınızın durduk yere tatil çekmesini, yemek istemesini falan sağlayabilir. Yani öyle veya böyle psikolojik olarak zarar veren bir ortam. Bu sosyal medya hastalıdığından kurtulduktan sonrası için düşünecek olursak; haberleri takip etmek için uygulamalar indirebilir, boredpanda-kickstarter tarzı uygulamalarda teknolojiyi takip ederken ilham depolayabilir veya duolingo-memrise-voscreen tarzı uygulamalarla yabancı dil çalışmalarınıza hız verebilirsiniz. Bunları yapmayıp oyun oynamaya ağırlık vermek bile mental sağlığınız açısından çok daha iyi gelecektir.

Kişisel olarak önereceğim uygulama ise kesinlikle Medium olur. Hem ilhan hem de bilgi dolu içerikleriyle oldukça güzel bir platform. Türk içeriğinin çok fazla olmaması İngilizce geliştirmek isteyenler için bir avantaj olarak görülebilir. Çünkü genel olarak kişisel gelişim üzerine yazı yazıldığı için (Benim takip ettiğim kitleden dolayı böyle bir yanılgıya düşmüş olabilirim) içeriklerin okunması kolay ve zevkli oluyor.

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir