Gerçekleşmekte olan web 3.0 ve hayalini kurduğumuz web 4.0’da yaşamımızı sürdürürken peşinden en fazla koşmamız gereken kriterler güvenlik ve kişisel gizlilik. Son yılların revaçta kavramları blockchain ve kripto paralar tam olarak bize bu sorunların çözümlerini vaat ediyor olsalar da şu ana kadar son ürün olarak kullanıcılar nezdinde yaygınlaşabilmiş değiller.

Sirin Labs, Electroneum ve HTC gibi şirketlerin ardından Samsung da blockchain ile bağdaştırılan bir telefon üreterek, blok zinciri teknolojisini gündeme oturtmayı başardı. Peki ama, bir telefonda blok zinciri altyapısının olması bize ne katabilir?

Burada da bahsettiğimiz gibi; bir platformun blok zinciri içerisinde olması, bilgi aktarımının direkt olarak eşten eşe olacak şekilde gerçekleşmesi, yani araya herhangi özel bir şirketin veya devlet kurumunun sunucularının (server) giremeyeceği anlamına geliyor. Yani, Instagram’ın blockchain üzerine kurulu olması durumunda, attığımız mesajlar direkt olarak arkadaşımıza ulaşırken Mark Zuckerberg’in bu mesajlara erişim imkanı olmayacak. En basit anlatımı bu şekilde. Bu örneği alıp telefonda kullandığınız her uygulama üzerine yerleştirmeyi denerseniz fark edeceksiniz ki Duolingo’dan Whatsapp’a, Haritalar’dan Spotify’a kadar türlü yazılım parmak hareketlerimizden, sevdiğimiz müziklere kadar her türlü bilgimizi depolayarak reklam stratejisi olarak kullanabiliyor. Bu da, bu bilgilerin iznimiz dışında birileriyle paylaşılabileceği, satılabileceği veya çalınabileceği anlamına geliyor. Blockchain ile yoğurulmuş bir web 3.0’da tüm hareketlerimiz ID’miz üzerine kurulu olacağı için böyle bir çekincemiz olmayacak. Peki ya şu ana kadar piyasaya çıkan telefonları alırsam, bu lükse erişiyor muyum? Ne yazık ki şu an için cevap hayır.

HTC’nin blockchain ile ön plana çıkan telefonu Exodus 1’i inceleyen Wired yazarı, telefonun o fiyat segmentinde gayet güzel bir telefon olduğunu ancak blockchain özelliğinin fazla da bir şey ifade etmediğini söylüyor. Sadece birkaç erişilebilir dApps (decentralized apps – dağıtık uygulamalar) bulunduğunu ve yine Facebook, Twitter gibi uygulamalar kullandığımızda aynı sorunun yaşanacağını belirtiyor.

Kripto para ile ilgilenen insanların en çok yaşadığı sorunlardan birisi ise private key. Bir Bitcoin veya herhangi bir kripto para cüzdanı açtığınızda size özel bir key verilir ve bu keyi iptal edebilecek 12 kelimeyi bir kenara not etmeniz, asla kaybetmemeniz tembih edilir. Key kaybolursa sorunu çözebilecek tek anahtar o 12 kelime. Çünkü blockchain dünyasında başvurup yeni şifre isteyebileceğiniz bir müşteri hizmetleri, dava açabileceğiniz bir şirket yok. Sadece siz ve diğer kullanıcılar var. Peki ya ikisini de kaybettik? Wired yazarı Brian Barrett, bu konuda da ciddi soru işaretleri bulunduğunu hatırlatıyor. HTC’nin bu soruna geliştirdiği çözüm social recovery key, private key’inizin birer parçasını güvendiğiniz 3-5 insan ile paylaşmanızı ve bir sorun olduğunda parçaları tekrar birleştirebilmenizi sağlıyor. Ancak bu durumda yine Google Drive servisi kullanılmış oluyor ve bu güvendiğiniz insanlar ile iletişiminizin kopması, o kişinin ölmesi veya kaybolması gibi durumlar da can sıkıcı olabilir.

Samsung Galaxy S10

Samsung’un yeni amiral gemisi Galaxy S10’da da benzer soru işaretleri var. Üreticiler, geliştiriciler ve en önemlisi kullanıcılar buna hazır mı sorusunun cevabını net bir şekilde hayır olarak vermek mümkün.

Ancak bu cevap, bu telefonların kötü olduğu anlamına gelmiyor. Görünen o ki bahsi geçen telefonlar fiyatlarını karşılayabilecek kapasiteye sahipler. Ancak blockchain teknolojisini deneyimlemek için bu seçimde bulunmak pek de mantıklı durmuyor.

Blok zincirinin, sahip olduğumuz birçok sorunu çözerek daha demokratik bir dijital yaşam sunacağı, yapay zekanın hayatımıza dahil olmasında büyük faydasının dokunacağı ve yakın geleceğin en çekici teknolojilerinden birisi olduğu yadsınamaz ancak görünen o ki telefonlarımızın blockchain ile ‘kutsanmış’ olması ve günlük yaşamımızın vazgeçilmezi olması için birkaç yıl daha beklememiz gerekiyor.

Kaynak ve ileri okuma: TechnologyReview

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.