Avcılık ve toplayıcılık yapan insanlar tarım ile birlikte yerleşik hayata geçti. Bugün sahip olduğumuz medeniyetin tohumları tarımla birlikte atıldı. Mülkiyet kavramının çıkmasıyla birlikte insanların en kıymetli varlıkları sahip oldukları topraklardı ve doğayla iş birliği içerisinde sürdürdükleri tarımsal faaliyetler, Sanayi Devrimi ile değişime uğradı. Teknolojinin olumsuz yönde gelişen yönlerinin doğa üzerindeki yıkıcı etkisini her geçen gün daha çok hissediyoruz. Giderek artan çevre sorunlarına çözüm arayışı içerisinde olan insanlar çareyi doğayla yeniden iş birliğiyle halinde sürdürülebilir uygulamalarda arıyor. 

Sürdürülebilirlik kavramının hayatımızda yer edinmesiyle birlikte lokanta menülerinde ve ambalajlı ürün açıklamalarında sürdürülebilirliğin vurguladığına şahit olmuşsunuzdur. Bu durumda kimilerimiz için sürdürülebilir gıda ne ve neden önemli soruları doğuyor. 

Bu içerikte sürdürülebilirlik kavramını gıda üzerinden ele alacağız.

Sürdürülebilir gıda, mevcut ve gelecek nesiller için doğal kaynaklara zarar vermeden veya tüketmeden yaşam standartlarını koruma veya iyileştirme becerisi olarak tanımlanıyor. Sürdürülebilir gıdayı yalnızca organik etiketli ürünleri satın almak veya üretici  pazarlarından alışveriş yapmakla sınırlı olmadığını, gıda sisteminin her yönünü kapsadığının farkında olmak gerekiyor. Bu tanım gıdaya dair tüm süreci kapsıyor: Gıda üretimi, dağıtımı ve tüketimi olarak sıralayabiliriz.

Gıda sürdürülebilirliği neden önemli?

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, küresel iklim krizimize katkıda bulunan diğer pek çok etkenin yanı sıra mevcut tarım uygulamalarının hava kirliliğine neden olabileceğini, içilmesi mümkün olmayan su yaratabileceğini ve toprak erozyonuna neden olabileceğini bildiriyor.

5 Aralık Dünya Toprak Günü kapsamında FAO’nun paylaştığı verilere göre toprak kirliliği ve dejenerasyonu besinlerin, suyun ve havanın bozulmasına sebep oluyor. Yılda 420 bin kişi kirlenmiş gıda nedeniyle hayatını kaybediyor.

WWF’e göre tarımın sürdürülebilir yönetimi çevremizi korumak ve canlandırmak için çok önemli bir yere sahip. Rejeneratif Tarım gibi sürdürülebilir gıda üretim biçimleri ile yetiştirilen toprağa fayda sağlanıyor. Sürdürülebilir esaslara uygun yönetim biçimiyle de tarım arazilerindeki çiftçilerin, canlıların ve büyük resimde ekosistemin faydası gözetilmiş oluyor. 

Birey olarak gıda alışverişimizi ve yemek alışkanlıklarımızı sürdürülebilir gıdaları kapsayacak şekilde dönüştürmek iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarını azaltmamıza yardımcı olabilir.

Peki sürdürülebilir gıdaları yemek rutinlerimize nasıl dahil edebiliriz?

Sürdürülebilir tarım uygulamaları uygulayan yerel çiftçilerden alışveriş yapabiliriz. Bir çiftçiye doğrudan ulaşamasak bile yerel çiftçi pazarlarının nerelerde kurulduğunu öğrenebiliriz. 

Yerel pazarlarda mevsimlik ürünler için alışveriş yapmak, ürünlerin seyahat etmesi için daha az mesafe ve daha düşük karbon ayak izi sağlar.

Buğday Derneği’nin ekolojik pazar detaylarına dair bilgilendirme görseli

Yerel ürünleri aracısız doğrudan çiftçiden satın almak sadece yemek pişirmek için taze ürünlere sahip olmamızı sağlamakla kalmaz. Aynı zamanda çevreye fayda sağlamak için çabalayan çiftçilere ve bu üretimin sürekliliğine destek olmamızı sağlayacağından doğaya olan sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz. Tüm bunlara ek olarak gıda okuryazarlığı geliştirmemiz, yediğimiz gıdaları tanıyarak doğru ürünleri tercih etmemizde bize rehberlik edecektir. 

Gıda sürdürülebilirliğini desteklemenin daha fazla yolu olabilir mi?

Bu sorunun yanıtı et tüketimini azaltmaktan geçiyor. Tarımsal gıda üretimi küresel olarak salınan sera gazlarının %30’undan sorumlu iken, kullanılabilir toprağın %40’ını işgal ediyor. Nehir, göl, yer altı suyu gibi su kaynaklarının ise %70’ini etkiliyor.

Hayvansal ürünlerden vazgeçip bitki temelli bir beslenme düzenine geçiş yapabiliriz. Eğer bu radikal değişim için hazır hissetmiyorsak ilk aşamalarda öğün rotasyonumuza haftada bir vegan veya vejetaryen tarif eklemeyi deneyebiliriz.

Sürdürülebilir balıkçılık yoluyla üretilmiş balıkları tüketmeyi tercih edebiliriz. Bu tercih balık türlerinin çeşitliliği ve sürekliliği için oldukça önem taşıyor. 

Çöpe attığımız gıdanın bilincinde olmakta da fayda var. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın yayınladığı rapora göre, 2019 yılında tüm dünyada 930 milyon tondan fazla gıda israf edilirken bu rakamın %61’i evlerde gerçekleşti. Türkiye’de ise kişi başına 93 kg gıda israf ediliyor. 

İyi haber şu ki, gıda israfını azaltmanın gerçekten kolay yolları var: Gıda Dosyası: İsraf içeriğinde buna dair ipuçlarından bahsetmiştik. Gelecek nesillere sağlıklı bir gezegen bırakmak canlıların sürdürülebilir tercihleriyle mümkün olacağı düşüncesindeyiz.

Kaynak: GH

İleri Okumalar: İnsan Davranışı Bağlamında Gıda Sürdürülebilirliği, Sürdürülebilir Et Üretimi

Share:

administrator

1996 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Basım Teknolojileri bölümünde gördüğü lisans eğitiminden sonra odağını gıdaya çeviren Elif, Mutfak Sanatları Akademisi Profesyonel Aşçılık mezunu ve Anadolu Üniversitesi Tarım Teknolojileri öğrencisi. Merakının izinde farkındalığını besleyecek her türlü konuya olan ilgisiyle anlamlı bir gelecek inşasına katkıda bulunmaya çalışıyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.