Çağımızın yeni çalışma biçimi freelance, yakın geleceğin en gözde meslekleri için ana çalışma biçimi olacak gibi duruyor. Ancak, büyük hayallerle ofis ortamını ve düzenli maaşı bırakıp kendi şartlarıyla çalışmaya başlayan insanların yaşadığı bazı sıkıntılar bulunuyor. Bunlardan birisi de konsantre olamayan veya istediği ürünü çıkaramayan insanı sürekli daha da dibe çeken anksiyete.

Lydia Caroline Smith, Medium’da yazdığı How to Manage Anxiety When You Work for Yourself (Freelance Çalışırken Anksiyeteyi Nasıl Yönetirsin) isimli yazısında ofissizlerin yaşadığı konsantrasyon problemlerini ve anksiyete çukurunu nasıl aşabileceğinden bahsetmiş. Yazıyı okurken bile kahve yapmaya kalkan, Twitter’a bakan, mesajlara cevap veren ve Instagram’a bir göz atan birisi olarak bu yazıyı Türkçeleştirmek istedim.

“Kendin için çalışmanın kaygıyı tetiklemesinin birkaç nedeni var. Birincisi, girişimciler, zaman baskısının sıkça görüldüğü belirsiz ve karmaşık ortamlarda çalışmaya meyillidir ve bu, tam olarak duyguların yoğunlaştığı ve yoğun olabileceği bağlamlardır.”

-Rachel Doern (London Üniversitesi, Goldsmiths kıdemli öğretim görevlisi)

 

“Hayır” de.

Yazar, gelirinizin yeterli olmadığı durumlarda önünüze gelen her işe evet deme eğiliminizde olabileceğinizi ve bunun büyük bir kaygıya yol açacağını düşünüyor.

Manchester Tivater Okulu’nda görev yapan İş Psikolojisi ve Sağlığı profesörü Cary Cooper ise ofissiz çalışanların müşterileri soğutmamak için her işi kabul etme eğiliminde olduklarını, oysa işi profesyonel bir dille reddetmeleri durumunda hem anksiyete içerisinde olmayacaklarını hem de müşterilerin güvenini kazanabileceklerini söylüyor.

“Komik olan,“ Üzgünüm, bunu yapamam, çok meşgulüm ”diyen insanlar, aslında reddettikleri kişilerden iş almaya devam ediyor. Müşteriler, “Bu kişi başka işler de alıyorsa ne yaptığını biliyordur” diye düşünüyor”

-Cary Cooper

Serbest çalışma biçiminin insanı cezbeden noktalarından birisi de seyahat özgürlüğüdür. Ancak doğru yönetilmeyen bir süreç hayal kırıklığı ile sonlanır.

Bir işi planlarken, tahmininizden fazla süre ver

Yapılan bir çalışmada öğrencilerden kendilerine verilen görevi ne zaman bitirebileceklerini tahmin etmeleri istendi. Yapılan tahmin, işin tesliminden 30 gün öncesini işaret ediyordu.

Yapılan bazı araştırmalara göre anksiyetenin performansa olumlu bir etkisi olduğu da söylenebilirz. Yerkes-Dadson kanununa göre mental ve fizyolojik uyarılma -stres gibi- performansı bir noktaya kadar artırabilir ancak bu nokta aşıldığında tüm verimliliğimiz dibe vuracaktır.

Yeterli zaman ayırmama probleminin yanı sıra gerçekçi hedefler koymamak da anksiyetenin artışına; görevlerin istenildiği şekilde yapılmaması durumunda motivasyon kaybına sebep olacaktır. Bu yüzden hayalperest, yüksek hedeflerin yerine küçük ve gerçekçi hedefler belirlemek, basamakları birer birer çıkmak daha mantıklı.

Küçük işler bile beklediğimizden fazla zaman alabilir. 3 saatte yapabileceğimizi düşündüğümüz bir iş için 4 saatlik süre vermek mantıklı olabilir.

Saat belirle

Ofissizliğin, ilk bakışta insana en çekici gelen ama birçok insanın idare etmekte zorlandığı ‘avantajı’ ise her günün birbirinden farklı olabilmesi. Bir gün arkadaşlarla iken başka bir gün başka bir şehirdeki akrabanızı ziyaret ediyor olabilirsiniz. Bu ilk bakışta çok iyi olsa da işinizi aksatmanıza sebep olabilir. Belirli saatler için bir rutin oluşturup her gün aynı saatte aynı şeyleri yapmak faydalı olacaktır.

Londra’da bulunan Birkbeck Üniversitesi’nde çalışan iş psikolojisi profesörü Almuth McDowall rutinin dayanak noktası (çapa) görevi gördüğünü söylüyor ve “İyi kullanılırsa, fazla çalışmanızı da da engelleyebilir. İşin bittiğine geçişi işaret eden bir rutine sahip olmak gerçekten önemli.” diye ekliyor.

“Endişeliyseniz, eğiliminiz her zaman çalışmak olacak ve burumda sadece kendinizi yakarsınız. Her zaman çalışmaya devam edemezsiniz. Bunu yaparsanız daha az verimli olursunuz ve müşteriler size geri dönmez”

-Cary Cooper

Kendi iş arkadaşlarını bul

Ofis ortamında çalışırken birçok arkadaşa sahip olsak da aslında hiçbirini kendimiz seçmiş olmuyoruz. Bu bazılarımız için sıkıcı bir durum olabilir ancak ofissiz çalışma biçimine geçtiyseniz tamamen yalnız kaldığınız anlamına da gelebilir.

Viyana’da serbest çalışan bir müzisyen olan 29 yaşındaki Michael Day “Bilgisayarınızda oturup yalnızlık baloncuğundan kaçmak, güzel ve tamamen ilgisiz bir şeyler yapmak için bir arkadaşınıza ulaşmak iyi oluyor” diyor ve ofissiz insanların ortak gruplar kurması gerektiğini söylüyor. Michael Dey’in tavsiyesini dinlemek isteyen arkadaşları, benim de İstanbul’da olduğum sürede aralarına katıldığım Ofissizler grubuna davet edebilirim.

“Bu iş -genellikle- sonunda yine birbirinize ne kadar iyi olduğunuzu ve kendiniz için çalışmanın ne kadar iyi olduğunu hatırlatmaya geliyor.”

-Michael Day

 

Ofisten (evinden) çık

Küçük bir yürüyüş için de olsa dışarı çıkmak oldukça faydalı olacaktır. Cooper bu konuda “Egzersiz yaparsanız, endişe uyandıran şeyi düşünemezsiniz ve bu nedenle kaygıyı arttırmak yerine daha rasyonel bir şekilde geri gelebilirsiniz” diyor.

“Birey serbest meslek sahibi olduğunda sorumluluk ve tüm meseleler için karar vermek zorunda olma hissi, kaygının ortaya çıkabileceği bir kombinasyondur. Meditasyon uygulamaları, kitaplar ve forumlar aracılığıyla yardım belirtileri kontrol altında tutmanıza yardımcı olabilir.”

-İngiltere’deki Priory Hospital Woking genel yetişkin danışmanı Sheetal Sirohi

Serbest çalışan da olsanız tam zamanlı çalışan da olsanız anksiyete hayatınızı etkilemeye başladığında bir uzmana görünmekte fayda var.

 

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir