Birbirini tanıyan kişileri işten çıkarmak zor olabiliyor. Ancak “Birini İşten Çıkarmak Artık Daha Kolay içeriğimizde de bahsettiğimiz üzere araştırmacılar buna da bir çözüm bulmuş durumda. Yapay zekâ araçları ile birebir olarak iletişime geçmek zorunda kalmadan algoritmalar sizin için bütün işlemleri hallediyor. Böylece duygulardan uzak ve tamamen mantığa dayalı adaletli bir süreç elde etmiş oluyorsunuz.

Bu durumda ancak yakın gelecekte cevaplayabilme olasılığımız olan “insanların hayatını değiştirebilecek kararları duygusuz bir yapay zekânın vermesi ne kadar doğru olabilir” gibi insanların aklına gelen birçok soru olabiliyor. Sistemler artık işten çıkarmanın bir üst boyutuna da çıkabilir mi? Algoritma insan psikoloji ve düşüncesini gerektiren bir yaratıcı fikir ortaya koymayı gerçekten başarabilir mi? Yapay zekânın gelecekte birçok mesleği ele geçirip onları yok edeceği düşünülüyor ancak duygusuz ve psikolojisi olmayan bir robotun ressamların yerini alması biraz zor olabilir.

Her ne kadar yapay zekâ algoritmaları sanatları analiz edebilse de insanlar gibi yaratıcılığını kullanarak sıfırdan resim yapamıyor.

İnsanların Sanatı

Biz insanlar varlığımızın ilk dönemlerinden beri yaratıcılığımızı kullanıyoruz. Eski zamanlarda mağara duvarlarındaki resimler, dumanla haberleşmek için oluşturulan şekiller veya metafor olarak kullanılan heykeller tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Hatta birçoğunun şu anki insanların anlayamayacağı yaratıcılık seviyesi ile yapıldığını da söyleyebiliriz. Günümüzde ise yaratıcılık kavramı çok farklı bir boyuta ulaşıyor. İnsanlar tarafından geliştirilen yapay zekâ ve makine öğrenmesi algoritmaları içlerindeki çalışma prensibiyle kendi sanatlarını yaratabiliyor. Aslında bu şekilde sanatın asıl yaratıcıları olan insanlar, sanat yaratıcılarının yaratıcıları (geliştiricileri) konumunda oluyor. 

Otomasyon ve diğer yapay zekâ teknolojileri ne kadar hızlı ilerlese de, bir yapay zekânın insanların oluşturduğuna benzer bir sanat eseri çıkarması mümkün olmuyor. Sonuçta, Müslüm Gürses’in şarkılarına benzer bir şarkı duymak istediğimiz zaman Apple’ın sesli asistanı Siri’den bizim için bir şarkı yazmasını istemiyoruz.

Şarkı söyleyen bir Siri düşünebiliyor musunuz?

Sanat; Duygu, Duyu ve Yaratıcılık Gerektiriyor

İnsanlar, geçmişten bu yana kendi duygularını ve düşünme yeteneklerini kullanarak bir şeyler üretebiliyor. Diğer bir anlatımla, sadece zorunluluktan değil, içimizdeki arzudan kaynaklı da bir şeyler yapabiliyoruz. Bu arzu ve kendilerini bu ürün ile temsil etme düşüncesi çoğu zaman insanların güzel bir ürün ortaya çıkarmasını sağlıyor. 

İster bir şiir, şarkı, resim, bir dijital NFT gibi ürünler ile gördüğümüz üzere insanların duyguları ve düşünmeleri ile eserler yaratma konusunda eşsiz bir yeteneği bulunuyor. Sanatı başkaları için ürettiğimiz zaman ise başkalarının bizim ürünümüzden zevk almasını veya en azından bizi takdir etmesini isteyebiliyoruz. Bilim insanları, bunun en temel sebebini insanın kendi içindeki egosunu tatmin etme isteği olarak nitelendiriliyor.

Yazarlar; okuyucular tarafından beğenilen düzyazılar, bilgilendirici makaleler, eğlenceli senaryolar ve anlaşılması zor derin hikâyeler oluşturmak için dil yeteneklerini kullanıyor. Buna ek olarak muzisyenler de; karmaşık melodiler, ruhumuzu rahatlatan nota vuruşları ve daha önce hiç duyulmamış tamamen yeni sesler oluşturmak için beş duyu organımızın kombinasyonunu kullanıyor. Teknoloji, Auto-Tune (Otomatik Ayar) gibi teknolojiler ile birçok sanatçının ürünlerini ortaya çıkarmasına yardım ediyor olmasına rağmen, Müslüm Gürses’in “Unutamadım” şarkısını üreten veya Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” romanını kaleme alan bir algoritma hayal edemeyebiliriz. Düşünen bir yapay zekâ olabilir ama insan kadar yaratıcı eserleri ortaya koyan bir yapay zekâ için henüz başlangıcın da gerisinde bulunuyoruz.

Yapay Zekâ İnsan Zekâsını Kopyalayarak Çalışıyor

Günümüzde tüm yapay zekâların insan eğitiminden geçtiğini ve belirli veri setleri üzerinden işlediğini düşünürsek bir algoritmanın bilince sahip olmasını bekleyemeyiz. Aslında bu durumdan dolayı da sistemlerin insanlarınki gibi yaratıcılık üzerine duyguları ve düşünme yetilerinin olmadığını belirtebiliriz.

Bu nedenle, yapay zekâ yalnızca insan zekâsını ve davranışını kopyalayabilir. Bir robot üzgün gibi görünebilir, ancak bu onun gerçekten üzgün olduğu anlamına gelmiyor. Sadece insan nasıl davranıyorsa ve o sistem nasıl eğitilmişse onu taklit ediyor. Buna benzer bir şekilde, robot yapay zekâ desteği ile güzel bir sanat eseri oluşturmak için programlanabilir, ancak bu durumda gerçek sanatçının yapay zekâ olduğunu savunabilir miyiz? Algoritmayı yazan ve sanatları hazırlayan insan mı yoksa belirli bir formüle göre yönergeyi uygulayan robot mu sanatçı oluyor? Birçok araştırmacı robotu arkasındaki geliştirici insan zihninden ziyade sanatsal süreçte sadece bir gerçekleştirme aracı olarak görüyor ve bu düşünceyi savunuyor.

Sonuçta bir yapay zekâ düşünemiyor ve kendi duygularını kullanmıyor. Bu durumda niye yapay zekâ, insanın yaratıcılığının ve başarısının üstüne konuyor?

İnsan sanatını gerçekleştiriyor, daha sonra bu sanatı satın alan bir veri yöneticisi panele yüklüyor ve gerekli verileri topluyor. Daha sonra bu verileri yapay zekâ algoritmalarını eğitmek için kullanıyor ve sonunda bir ürün geliştirmiş oluyorlar. Bu durumda sizce de insanın tüm başarına el koyan bir yapay zekâ olmuyor mu?

Yapay Zekâ, İnsan Yaratıcılığı ile Mücadele Etmeye Çalışıyor

Diyelim ki hissetme, düşünme, tepki verme, anlama ve değerlendirme yeteneklerinin hepsini kullanabilen bir yapay zekâ algoritması geliştirmeyi başardık. Kısacası, yapay zekânın insanlardan herhangi bir yardım veya rehberlik almadan kendi başına sanat yaratabileceği bir gelecek düşünüyoruz. Bir nevi metaversal bir dünyaya benziyor.

Ancak bu varsayımsal gelecekte bile insan yapımı sanat, yapay zekâ tarafından üretilen sanattan farklı olabilir. Bunun nedeni, her insan karakterinin kendine özel olması diyebiliriz. Böylece insan sanatı her zaman her insana ve bir bütün olarak türümüze özgü olan yaratıcılığımızın bir yansıması olarak kalabilir. Araştırmacılara göre yapay zekâ teknolojileri yakın gelecekte sıfırdan bir sanat geliştirmek üzerine geliştirilebilir ancak bu geliştirmenin ardından bile insanların yaptığı sanat ürünleri ile algoritmaların yaptıkları net bir şekilde ayırt edilebilir.

Bütün meslekleri yapay zekâ ele geçirecekmiş gibi konuşuyoruz ve uzaktan öyle de gözüküyor. Ancak bu içerik ile de anlayabileceğimiz üzere bu durum gerçek değil. Doktorluk, sanatçılık, yazılımcılık gibi belirli düzeyde yaratıcılık gerektiren işler algoritmaların bile yok edemeyeceği ve kimsenin devralamayacağı sektörleri oluşturuyor.

Kaynak: Medium

Share:

administrator

Robert Kolej’de 9. sınıf öğrencisi olan Can, yapay zekanın ve kodlamanın içinde bulunduğu projelerde yer almayı seviyor. Kendini geliştirmek için programlar kodluyor ve uygulamalar hazırlıyor. Ayrıca, ekonomi alanına da ilgi duyuyor ve borsayı takip etmeyi seviyor. Yeni şeyler öğrenmeye ve araştırmaya karşı isteği, onun geleceği araştırmasını ve bu konular hakkında yazılar yazmasını sağlıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir