Ölümsüzlük ilk çağlardan beri insanoğlunun en büyük arzularının başında geliyor. Bu dileğe ulaşmanın belki de en direkt yollarından olan organ naklinin geçmişi de ölümsüzlük arzusuna paralellik gösteriyor. Örneğin kişinin kendi dokusunun yine kendisine nakledildiği otograft nakile ilk olarak Antik Hint Medeniyeti’nde rastlıyoruz. Eski Hint Medeniyeti’nde suçlular burnu kesilerek cezalandırılırmış ve hintli cerrahlar ise koldan aldıkları deriyi ve yumuşak dokuyu buruna nakil ederlermiş. Diğer bir nakil türü olan doku veya organın bir insandan başka bir insana nakledildiği allograft nakile ise 16. yüzyıl tablolarında rastlamak mümkün.

İkiz kardeş olan Aziz Cosmas ve Damian siyahi birinden beyaz birine bacak nakli yaparken melekler onlara yardım ediyor.

Modern anlamda ilk nakil Dr. Joseph Murray tarafından 1954 yılında gerçekleştiriliyor. Bu nakilde donörden alınan böbrek alıcıya nakledilene kadar soğukta bekletilip dokuyu öldürecek olan hücre sindirim enzimlerinin çalışması engellenmişti. Ancak soğuk uygulayarak organı koruma süreci pek de ideal sayılmaz. Örneğin böbrekler buzda 36 saat, akciğer ve kalp ise 5 saatten fazla canlı kalamaz. Soğuk ile koruma yönteminin bu denli dezavantajları olmasına rağmen aradan geçen yarım asırdan uzunca zamanda bu yöntemden pek de ilerlediğimiz söylenemez.

Fakat bu durum değişmek üzere. ‘Ex vivo sıcak perfüzyon’ adı verilen teknoloji organların vücut dışında daha uzun süre kalmasına olanak sağlıyor. Cihazın çalışma mekanizması insan vücuduyla benzerlik gösteriyor. ‘’Kutuda atan kalp’’ adı verilen cihaz organa, uygun sıcaklık ve nem seviyesini; bol oksijenli ve besinlerce zenginleştirilmiş kanı tedarik ediyor. Böylece organ hala vücutta olduğuna inanıyor: Kalp atıyor, akciğerler nefes alıyor.

Bu yöntemle doktorlar nakil sırasında organın fonksiyonunu izleyebilecek hatta organ üzerinde istedikleri değişikliği yapabilecekler. Örneğin enfeksiyonu önlemek amacıya organa antibiyotik verilebilecek veya büzüşmüş akciğer bölümünü yeniden şişirebilecekler. Yakın gelecekte ise nakil öncesi organı iyileştirmek için gen terapisi veya rejeneratif tıp gibi yeni araştırma uygulamaları mümkün olacak. Ex vivo sıcak perfüzyon yönteminin birkaç yıl içinde tüm dünyada yaygınlaşacağı ve bu yaygın kullanım sonucu başarılı nakil oranının ikiye hatta üçe katlanacağı öngörülüyor.

Kaynak: NBC News

Yazar: Semih Varnalı

Share:

administrator

Günümüzde gelişmesine tanık olduğumuz teknolojilerin gelecekteki kültürel çıktılarını araştırır; bilgi, deneyim ve ilham paylaşımı için çabalar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir