Gözlemlenebilir evrende yüz milyarlarca galaksi, hayal edemeyeceğimiz kadar fazla sayıda yıldız ve gezegen var. NASA tarafından gerçekleştirilen çalışmalar, bu kozmik sonsuzluğun içinde bizlere eşlik edebilecek farklı yaşam formlarının var olabileceğini gösteriyor.

NASA, bir süredir yürütmekte olduğu K2 görevi sonucunda edindiği bilgileri geçtiğimiz günlerde basınla paylaştı. Ames Araştırma merkezinde, bir basın konferansında açıklanan bilgiler, 219 tane yeni gezegen bulunduğunu ve bunlardan 10 tanesinin yaşama elverişli koşullara sahip olduğunu gösteriyor.
Bu 10 gezegenin kayalık olduğu biliniyor. Aynı zamanda, kendilerine yaşam sağlayan yıldızlara ne çok uzak ne de çok yakınlar (bkz. habitable zone). Bilim adamları tüm bu bilgiler ışığında, teorik olarak bu gezegenlerde bulunan suyun canlı yaşamını destekleyecek bir formda olabileceği kanısına varıyorlar.
Kepler projesinden Mario Perez şu açıklamalarda bulunuyor:
“Belki de bugün Kepler, bize dolaylı yoldan yalnız olmadığımızı söylüyor.”
2009 yılında uzaydaki görevine başlayan Kepler‘in temel amacı, bir teleskop olarak Dünya benzeri gezegenler bulmak. Bulgular o kadar heyecan verici ki, 4 yıl içerisinde 2,335 adet gezegen keşfedilmiş. Bu gezegenlerin çoğunun sıcaklığı Dünya’nınkiyle aynı.
Yıllar süren bu çalışmalar, evrenin yalnızca küçücük bir köşesinde gerçekleştiriliyor. Büyüklük kavramı olmayan bu devasa karanlığın uzak köşelerinde ne gibi cevherlerin yattığını bir de siz düşünün. Tamamı kristalden oluşan bir gezegen, veya kasvetli bir karadelik… Henüz keşfedilecek çok şey var.
Kaynak: futurism.com