Çevreyi temizlemek, her şeyi 3B yazdırmak, çoğu hastalığı tedavi etmek, diğer gezegenleri keşfetmek, havayı kontrol etmek ve diğer birçok bilim kurgu senaryosunu hayata geçirmek için ihtiyacımız olan tek şey nanitler mi? 

Nanitler, görünür olamayacak kadar küçük ancak her yerde olabilen nano robotlar olarak hayatımıza girdi. Bir iğne ucundan binlerce kat küçük olan nanitler soluduğumuz hava, beslendiğimiz yiyecekler veya maruz kaldığımız eşyalar vasıtasıyla kolaylıkla bizi kuşatarak canlı mekanizmamızın tüm yapısını değiştirebiliyor.

Gelişen bu nano teknolojinin genel olarak çalışma aralığı 1 [tooltip tip=”1 nm (nanometre), metrenin milyarda biri kadardır.”]nm[/tooltip] ile 100 nm arasında oluyor. Günümüz teknolojisi ile bir toplu iğnenin başına yüz binlerce nano robot yerleştirilebiliyor. Mikro, makro ve nano teknoloji adı verilen bu yenilik şimdilerde hemen hemen her alanda kullanılıyor. Çoğunlukla elektronik devre elemanları, bataryalar, akıllı tekstil, otomotiv, havacılık ve uzay sanayisinde karşımıza çıkıyor.

nano ölçüleri: https://www.tes.com/lessons/DlJt0kGNNoOkkw/nanotechnology-today
Nano Ölçüleri

Kâr amacı gütmeyen Amerikan bilimsel araştırma enstitüsü SRI International, geliştirdikleri mikro robotları bir araya getirerek makro boyutta ürünler üretiyor. Daha büyük robotlarla entegre edilen mikro robotlar, büyük robotu analiz ederek gerektiğinde bakımını yapıyor veya tamir ediyor. İlaveten düşük maliyetli ve toplu üretime uygun olarak üretilen bu robotlar ihtiyaç duydukları araç-gereçleri kendileri üretebiliyor.

Nano ölçekteki devreleri canlı bedenine yerleştirip kontrol etmek mümkün mü?

Nano ölçekteki devreleri -insan vücudundan tutun da uzay araçlarına- dilediğiniz her yere yerleştirip kontrol etmek mümkün görünüyor. Örneklerine bakalım:

  • New Horizons uzay aracı, Plüton gezegenini incelemek üzere gönderildiğinde, üzerinde yönlendirilmek ve kontrol edilmek için program yüklenen ve her komutu yerine getiren nano çipler ile donatılmıştı.
uzay aracı
New Horizon uzay aracı
  • Evcil ya da sokak hayvanlarının kaybolmasını engelleme adına yıllardır kullanılan çipler, 2000’li yılların başlarında Amerika’daki teknoloji şirketi Applied Digital Solutions‘ın insanlara enjekte edilecek çipler için Florida Eyaleti’nde hükûmete başvurarak izin almasıyla insanlar üzerinde de kullanılmaya başlandı.
  • İsveç’te Tictail adındaki bir şirket çalışanların fotokopi makinelerini kullanabilmesi, şifreli kapılardan geçebilmesi, uzaktan izleme ve kontrol gibi işlemleri gerçekleştirebilmeleri için deri altına çip yerleştirme işlemini uygulamaya başladı.

Canlı bir yapıda çipler nasıl çalışıyor?

Çip herhangi bir enerji kaynağına ihtiyaç duymuyor. Bunun yerine deri üzerinde bir tarama aracı çalıştırıldığında aktif hale gelen 1 mm uzunluğunda manyetik bobin kullanıyor. Böylece çipin üzerindeki minyatür bir transistör sürekli olarak verileri iletebiliyor. Herhangi bir tarayıcı olmadan çip okunamıyor. Dokunmatik kredi kartlarında kullanılan radyo-frekans tanımlama (RFID) sistemi ile çalışıyor.

Neden Bizi Korkutuyor?

Bilim, teknoloji, eğitim gibi içi dolu kavramlar tabii ki olumlu anlamda ilerleme sağlamamız için çalıştığımız alanları oluşturuyor. Ancak pembe gözlüklerimizi bir dakikalığına kenara bıraktığımızda etrafımızı saran virüs teknolojilerini, yaşatmamaya ant içmiş savaş sanayilerini ve tüketim çılgınlığının günden güne artmasını isteyen reklam endüstrilerini fark etmemek imkansız bir hâl alıyor.

Bahsettiğimiz nanitlere -gözle görülemeyen yapıları nedeniyle- bilinçli ya da bilinçsiz maruz kaldığımızda vücudumuza nüfus etmesi sandığımızdan daha kolay olabilir. Zararsız bir nanit vücutta hiçbir sorun çıkarmıyor fakat vücudumuzdaki nanitleri kim kontrol edecek?

Nano robotlarımız bizi hacklerse 

Kendi vücudunuzdaki kontrol edemediğiniz milyonlarca küçük ve akıllı robota güvenebilir misiniz? Nanitleri kim kontrol ederse, bizimle ilgili her şeyi kontrol edebileceği anlamına geliyor. Peki ya yukarıda bahsettiğimiz mikro robotlar ile makro robotların işbirliği içinde kendi robotlarını yaratması, aynı şeyi bulundukları vücutta yapıp belki de bizleri hackleyebileceği senaryosuna yol açabilir mi?

Merkezi olmayan bir sistemin merkezileştirilmiş bir sistemden daha esnek olmasına rağmen, manipüle edilmiş bir nanit hemen hemen istediği her şeyi yapabilir. Sadece yapılması istenen bir nanit kodunu diğer nanitlerde çoğaltmak bir dakikanızı bile almayacaktır. Bir süre sonra bu nanitlere verilen komutlar ile bedenimiz arasında belki de bir savaş yaşanabilir.

[tooltip tip=”Propaganda , gözetleme, dezenformasyon , gerçeğin reddi ( çifte düşünme ) ve geçmişin manipülasyonu yoluyla bir tavrı ve acımasız bir kontrol politikasını ifade eder “]Orwell[/tooltip] distopyası gerçekleşebilir

Hormonları ve diğer biyolojik işlevleri etkileyerek bilinç durumlarını değiştirebilen nanitler, otoriter hükümetler tarafından kötüye kullanılma potansiyeli taşıyor. İstilacı olarak görülebilecek teknoloji, kapalı hükûmetler tarafından Orwell distopyasını gerçekleştirmek için kullanılabilir. Böyle bir dünyada, kendi kaderini tayin etme, özgürce düşünme yeteneği ve tüm kişisel özerklik tamamen kaybolur; insanlar, nano çipleme teknolojisine sahip olan hükûmetlerin, şirketlerin veya ağların esasen dijital köleleri olabilir.

Birçok olasılık 

İmplante edilebilir nano çipler [tooltip tip=”uzay tabanlı uydu navigasyon sistemi”]GPS[/tooltip] cihazı rolünde, yetkililerin kayıp kişileri veya kaçakları bulmasına olanak tanıyabilir. Ancak tam tersi tacizciler bunları kurbanlarını takip etmek ve taciz etmek, çocuk istismarcıları ise çocukların yerini tespit etmek ve kaçırmak için kullanabilir.

Nanitler kanser gibi birçok hastalığı önceden tespit edebilme potansiyeline sahipken toplum üzerinde izinsiz deneyler yapma, hormonlarımızı değiştirme gibi birçok kötü niyetli kullanım alanlarına hizmet edebilir. Kapitalist sistemin çarklarının dönmesi için doyumsuzluk hissi yaratıp, ihtiyacımız olmayan birçok ürüne teşvik ederek tüketim çılgınlığına sevk edebilir. Sağlık verilerimiz, duygusal tepkilerimiz gibi verileri akıllı asistanlarımızla paylaşarak bizler için planlar yapabilir. Bu noktada bizi kendi yazılımlarımızdan ayıran fark ne olacak?

Gözetleme sistemleriyle takip edilen halka nanit enjekte edilerek veya teneffüs ettirilerek toplumsal kamu ahlakını artırabileceği gibi hapishanelerde veya okullardaki kişilerin zihinsel ya da fiziksel ceza almaları sağlanabilir. Futbol, at yarışı, boks gibi rekabete dayalı ve bahis sistemlerinin egemen olduğu oluşumlarda dopinge maruz kalıp kalınmadığı ya da manipüle edilmenin an meselesi olabileceği durumlarda basit eğlencelerimize bile gölge düşebilir.

Kimin, nerede, ne kadar, nasıl yaşamasının kişinin kendisinin değil başkaları tarafından belirlenmesi, özgür irade ile yaşamın sonu olabilir mi?

Korkmalı mıyız?

Muhtemelen. Çünkü bahsettiğimiz bilgisayarların çökmesi ya da banka hesaplarının ele geçirilmesi değil; havayı, okyanusu, binaları, canlı bedenlerini hacklemek. Olumsuz basit bir senaryonun gerçekleşmesi için gereken tek şey öfkeli bir insan olabilir.

Öte yandan her teknolojide olduğu gibi gelişmiş dahi olsa yaratıcısı insan olan teknolojilerden söz ediyoruz. Bu nedenle nanitler kadar gelişmiş bir teknolojinin güvenli ve emniyetli olmasını umuyoruz. Sonuç olarak bu çipler, kendi kontrolümüzü elimizden almakla kalmayacak ne kadar yaşayacağımızı dahi belirleyecek bir konuma gelebilecek. Bu yüzden ummaktan daha fazlasına ihtiyacımız var.

Bahsettiğimiz olumsuz nedenlerden dolayı nanitlerin hakim olduğu bilginin nerede saklanacağı, kimler tarafından erişilebileceği ve takibinin nasıl olacağı çözülmesi gereken önemli sorunların başında geliyor.

Share:

administrator

96'da İstanbul'da doğdu, Marmara Üniversitesi Basım Teknolojileri bölümünde yüksek lisanına devam ederken İş Geliştirme alanında çalışıyor. Sonunda soru işareti olan her şeye ilgi duyarken geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir