İnternet Hastalıkları serimizin son yazısında sizlerle Nomofobi’yi konuşacağız. Geçtiğimiz haftalarda paylaştığımız internet hastalıklarıyla benzer yönleri olan Nomofobi’yi diğerlerinden ayıran en belirgin yanı yaşanan duygunun aşırıya kaçan yoğunluğu.

Nomofobi, kişinin telefonunu unuttuğunda ya da bulamadığında yaşadığı ekstrem korku anlamına geliyor. İngilizce “no mobile phobia” ifadesinin kısaltmasından oluşan kelime cep telefonu yoluyla iletişimden kopmaktan aşırı korkmaktır. Nomofobinin diğer internet hastalıklarında olduğu gibi fiziksel yan etkileri de mevcut. Panik atak, nefes darlığı, baş dönmesi, bulantı ya da göğüs ağrısı gibi ataklar geçirilebiliyor.

Tahmin edilebileceği gibi akıllı telefonların kullanımının aşırı artışı Nomofobi ve benzeri fobilerin görülme oranlarında artış gösterdi. Hastalığın kaynağı ulaşma ve ulaşılabilir olma isteğinden kaynaklanıyor. Bu istek telefonsuz kalma durumunda psikojik gerginliğe sebep oluyor. Gençlerde daha sık görüldüğü bilinse de Nomofobinin demografik dağılımıyla ilgili bilgi verebilecek yeterlilikte veri bulunmuyor.

Kişinin telefonu olmadığında yaşadığı boşluk duygusu, telefon yanındayken bile obsesif biçimde sürekli kontrol etme girişimi, şarj bittiğinde yaşanan çaresizlik hissi, telefonunu unutmaktan, arızalanmasından ya da başka sebeple kullanamamaktan aşırı korkma Nomofobi’nin en bilinen özellikleri. Durum o kadar aşırıya kaçıyor ki, örneğin telefonun kısa süreli kaybolması durumunda, baş dönmesi ya da yukarda sıraladığımız diğer fiziksel belirtiler yaşanabiliyor.

Korkunun asıl kaynağı ne?

Ulaşma ve ulaşılabilir olma isteğinin Nomofobi’nin altında yatan sebepler olduğunu söylemiştik. Bu isteklerin asıl kaynağı ise bağımlılık denebilir. Modern çağ fobilerinden Nomofobi’de yine modern çağın tetiklediği yalnızlık duygusu bağımlılıkla tetikleniyor. İnsanlara telefonla ulaşamadığında ya da ulaşılamadığında yaşanan yalnızlık hissi bastırılamıyor.

Çözümü için teknolojik detoks tavsiye edilse de “ulaşıyorum/ulaşılıyorum, öyleyse varımcıları” dijital detoksa sevk etmek ne kadar kolaydır? Tartışılır.

O halde tartışalım.

Birtakım Sorular

Sizlerle dijital detoksu konuştuk, kendi deneyimlerimizi paylaştık. Sonrasında ise dijital hastalıkları ele aldık, internet ile hayatımıza giren psikolojik rahatsızlıkları tartıştık. Nomofobi dâhil, paylaştığımız tüm internet hastalıklarının artan teknolojik cihaz kullanımıyla tetiklendiği ve tavsiye edilenin teknoloji detoksu olduğunu gördük.

Peki;

Her gün ilerleyen teknolojiye, yeni modelleri çıkan telefonlara, bilgisayarlara ve bunların kullanımının özendirilmesi yönünde yapılan reklamlara/kampanyalara,

Okul/ iş hayatımızı devam ettirebilmek için mecbur olduğumuz dijitallik eşiğine,

Mesai saatlerimizin kalmayışına, evde bilgisayarı kapattığımızda telefondan, telefonu kapattığımızda başka sosyal medya mecralarından bize ulaşan patronlarımıza, öğretmenlerimize rağmen…

Dijitalliğe direnmek mümkün mü? İnternet hastalıklarından muzdarip psikolojik rahatsızlık yaşayan insanlara sadece dijital detoks tavsiye etmek mantıklı mı? Mantıklıysa ne kadar uygulanabilir, ne kadar yararı olur?

Eskiler buna havanda su dövmek diyor ama biz sizlerin cevabını merak ettik.

Kaynak: healthline.com

Share:

administrator

Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan İpek, organizasyonların çalışma yapılarını inceleyen projeler içinde yer almayı seviyor. Ayrıca yeni tarifler denemekten ve bunları paylaşmaktan büyük keyif alıyor. Paylaşmak demişken, Gelecek Burada'da hem kendisi öğreniyor hem de öğrendiklerini ve düşündüklerini çoğaltmak için yazıyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir