İnternet Hastalıkları serimizin 3. haftasında yine enteresan bir dijital rahatsızlık ile karşınızdayız. Hayalet zil sendromu telefon çalmadığı halde kişinin sürekli cebinin titrediğini, telefonunun çaldığını düşünmesi ve kontrol etme eğilimi. Hayalet titreşim sendromu olarak da bilinen bu rahatsızlık ciddi boyutlara ulaştığında diğer internet hastalıkları gibi yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.

Özellikle uykusuzken telefonunun çaldığını düşünerek kontrol etme eğilimi gösterip aslında telefonun çalmadığını anladıktan sonra “Bana öyle gelmiş herhalde.” diyenler burada mı? Her evet, teknolojinin insan ruhunu ne düzeyde istila ettiğinin üzücü bir kanıtı. Çünkü hayalet zil sendromu teknolojik cihazların ihtiyaç duyulduğunda erişilmesi gereken harici nesneler olmaktan çıktığını gösteriyor. Vücudunuzun bir parçası olmaya başlayan teknolojik cihazlara bağlılık mental boyutu aşıp fiziksel boyuta ulaşıyor. Telefon titremese bile titreşimi vücudunuzda hissediyorsunuz. Bu olay dokunsal halüsinasyon olarak adlandırılıyor.

Dokunsal halüsinasyon ürkütücü bir ifade olsa da sizleri biraz rahatlatalım. Eğer bu tarz bir deneyim yaşıyorsanız, yalnız değilsiniz, hem de hiç. İnsanların %80’ininin hayalet zil sendromu yaşadığı düşünülüyor.

Dokunsal Halüsinasyon Nasıl Gerçekleşiyor?

Beyin duyusal uyaranlara tepki veren bir organdır. Bir uyaran algılandığında, duyular uyarana tepki sinyalleri oluşturur, beyin de bu sinyallere göre bir cevap hazırlar. Örneğin, kapı çaldığında beyin duyularca algılanan sinyalleri saniyeler içinde çözer ve kapıya gitmek komutu benzeri bir cevap hazırlar. Bu klasik bir uyaran-tepki mekanizması örneğidir.

Hayalet titreşim sendromunda ise beyin gerçekleşmemiş bir uyaran algılar ve ona tepki verir.

Peki, neden?

Çünkü gerçekleşmesi istenen bir olayın beklentisi var ve bu beklenti öyle bir boyuta geliyor ki beyin bunu hayali olarak algılayıp cevap oluşturma ihtiyacı hissediyor. Kısaca, telefonunuzun titreşmesi yani dijital bir bildirim almak bilinçaltınızda yoğun bir beklenti yaratıyor. Olay sadece beklenti boyutuyla kalmıyor. Ortada hem bir bildirim alma beklentisi hem de dijital bildirimi kaçırma korkusu oluşuyor. Yani, örneğin bir arama almak istiyorsunuz ve bu aramanın geldiği anı kaçırmaktan çok korkuyorsunuz.

Bu mekanizma hayalet titreşim sendromunun özellikle belli zaman dilimlerinde yoğunlaştığı anlamına geliyor. Psikolojik olarak hassas olunan, kişinin kendini duygusal anlamda savunmasız hissettiği durumlarda hayalet titreşim sendromu belirginleşiyor. Stres ya da yoğun depresyon da hayalet titreşim sendromunu besleyen etmenlerden.

Yazının burasına kadar korktunuz mu, yoksa kendi tecrübelerinizi düşünüp o kadar da endişelenecek bir durum olmadığını mı düşündünüz? Eğer ikinci durum size daha yakın geldiyse üzülerek söylüyoruz ki Michigan Üniversitesi araştırmacıları sizinle hemfikir değil. Üniversite merkezinde 400 gönüllü ile yapılan deneyde hayali titreşim sendromu ve anksiyete arasındaki ilişki incelendi ve sonuç hayali titreşim sendromunun göründüğü kadar zararsız olmadığı yönünde. Daha belirgin bağlanma kaygısı gösteren insanlar hayali titreşim sendromuna yakalanmaya daha çok meyilli. Ayrıca, uykusuzluk sorunu olanlar hayali titreşim sendromundan daha yüksek oranda muzdarip.

Bu hastalıkların ortak öğesi ise kaygı.

Sonuçlar endişe verici görünse de hayalet titreşim sendromu yüksek oranda problematik bir fenomen olarak değerlendirilmiyor. Teknolojiye artan bağımlılığın hayali titreşim sendromunu tetiklemesi çağımız yaşama tarzının doğal bir sonucu olarak kabul ediliyor.

Yine de bilim insanları hayali titreşim sendromundan endişelenmek için ortak bir eşik belirlemiş. Yanıltıcı algılar, örneğin gün içinde çoğu defa telefonunuz çalıyor gibi hissediyorsanız ama çalmadığını gördüğünüzde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz, kişide yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek düzeyde öfke ve mental halsizlik yaratmaya başladığında profesyonel bir destek almak gerektiği söyleniyor. Yanıltıcı algıların altında yatan sebeplerin bu noktada ivedilikle irdelenmesi gerekiyor.

Telefonun başında çaresiz bekliyorum…” diyen Hakan Altun’un öngörüsüne saygıyla yazımızı bitiyoruz. Yıllar geçiyor, teknoloji çağı herkesi etkisi altına alıyor, problemimiz artık çalmayan değil; çalmadığı halde çaldığı zannedilen telefonlar oluyor. İlginç…

Share:

administrator

Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan İpek, organizasyonların çalışma yapılarını inceleyen projeler içinde yer almayı seviyor. Ayrıca yeni tarifler denemekten ve bunları paylaşmaktan büyük keyif alıyor. Paylaşmak demişken, Gelecek Burada'da hem kendisi öğreniyor hem de öğrendiklerini ve düşündüklerini çoğaltmak için yazıyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir