Geçtiğimiz hafta, İklim Değişikliğiyle Mücadelede Yapay Zekâ Girişimleri adlı içeriğimizde yapay zekânın iklim üzerindeki etkisini ele almıştık. Bu haftaki içeriğimizde yapay zekâ girişimlerinin karbon cephesini keşfe çıkacağız.

Sadece son birkaç yılda Amazon’dan Unilever’e Starbucks’tan Ford’a kadar trilyonlarca dolarlık piyasa değerini temsil eden, dünyanın en büyük şirketleri 2040 veya 2050’ye kadar net sıfır emisyon elde etme taahhüdünde bulundu. Karbon ayak izini azaltmak isteyen herhangi bir kuruluşun bunu yapmasının iki temel yolu var: operasyonlarından kaynaklanan emisyonları doğrudan ortadan kaldırmak ve karbon denkleştirmeleri satın almak. İkinci yöntem, tartışmalı olmakla birlikte, iklim değişikliğine karşı küresel mücadelede önümüzdeki yıllarda merkezi bir rol oynamaya hazırlanıyor.

Ocak 2020’de Starbucks, 2030 yılına kadar karbon sıfır, su tasarrufu ve atık azaltma ön hedefini içeren, gezegenden aldığından daha fazlasını veren ve kaynak açısından pozitif bir şirket olma hedefini duyurdu.

Karbon denkleştirme pazarı son yıllarda hızla büyüyor. Bu büyüme kabaca, 2016’da 34 milyon dolar, 2018’de 73 milyon dolar ve 2020’de 181 milyon dolara yönelik denkleştirmeden oluşuyor. Bazı uzmanlar pazarın patlamalı bir büyümenin eşiğinde olduğuna inanıyor. Dünyanın dört bir yanındaki şirketler bir ofset satın almaya hazırlanıyor. İklim finansörü ve politikacı Mark Carney, karbon denkleştirmelerinin 2030 yılına kadar 100 milyar dolarlık bir pazar olabileceğini belirtiyor.

Karbon dengeleme kavramı prensipte basit: Bir şirketin diğer bir şirkete sera gazı emisyonlarının azaltılması veya ortadan kaldırması için ödeme yapması anlamına geliyor. Dengeleme projelerinin yaygın örnekleri arasında ağaç dikmek ve rüzgar türbinleri gibi yenilenebilir enerji altyapısını finanse etmek sayılabilir. Teoride bir şirket, bir ton karbon emisyonu üretiyorsa ve ardından bir ton karbon emisyonunu ortadan kaldıran bir denkleştirme projesine fon sağlıyorsa, o kuruluşun iklim değişikliği üzerinde genel olarak sıfır olumsuz etkisi olur. Uygulamada ise bu durum, karbon denkleştirme operasyonel karmaşıklığa yol açabiliyor.

Çoğu iklim uzmanı, şirketlerin emisyonları azaltmak için kendi faaliyetlerini ayarlamak gibi zor nitelendirilen yöntemlerden kaçınmasını doğru bulmuyor. Birçoklarına göre bu yöntem, emisyon salanları yapay olarak iklim günahlarından arındırıyor. Bu sebeple çoğu uzman karbon denkleştirmelerine karşı çıkıyor. İdeal olarak karbon denkleştirmeleri, bir şirketin kendi emisyonlarını olabildiğince azalttıktan sonra karbon nötrlüğüne ulaşmak için yalnızca son adım olarak kullanılmalı. Çünkü karbon dengelemeleri bizleri tek başına sıfır karbonlu bir dünyaya götürmeye yeterli olmayacaktır.

Bunlara rağmen karbon denkleştirmeleri yakın gelecekte emisyonları azaltmak için piyasanın gücünden yararlanan önemli bir araç olacak gibi görünüyor. Özellikle bazı temel faaliyetlerin (hava yolculuğu ve ağır sanayi gibi) temel teknolojik nedenlerden dolayı karbonsuz olma ihtimalinin düşük olduğu düşünüldüğünde, şirketlerin net sıfır emisyona ulaşmasının yollarından biri denkleştirmelerden geçiyor.

Karbon denkleştirmeleriyle ilgili daha taktiksel bir sorun var: operasyonel hâle getirilmesinin zor olması. Alıcı ve satıcı şirketlerin Dünya’nın farklı kıtalarında olabileceği düşünüldüğünde, koordinasyon sorunları yaşanması olası görünüyor. Bir karbon dengeleme projesinin meşruiyetinin doğrulanması güç görünüyor.

Bugüne kadar karbon dengeleme piyasasının boyutunu sınırlayan zorlukların üstesinden gelmek için yeni girişimler geliştiriliyor. Karbon denkleştirme pazarını düzene koymak, dijitalleştirmek ve otomatikleştirmek için yazılım ve makine öğrenimi uygulanıyor. Bu şirketler, denkleştirmelerde büyük bir bastırılmış talebi serbest bırakabileceklerine ve milyarlarca dolarlık yeni bir endüstrinin bel kemiği olarak hizmet edebileceklerine inanıyorlar.

Pachama ve NCX (eski adıyla SilviaTerra), ağaçlandırmaya odaklanan yapay zekâ destekli karbon denkleştirme pazarları geliştiren, gelecek vaat eden iki şirket.

Her iki şirket de, orman ağaçlarında depolanan karbonu otomatik olarak tahmin etmek ve platformlarındaki karbon dengeleme projelerinin bütünlüğünü sürekli olarak izlemek için hava görüntülerine ve diğer sensör verilerine bilgisayar görüsü uyguluyor.

İki şirketin farklılık gösterdiği alanlardan biri, pazarın arz tarafına yaklaşımları. Pachama, platformundaki kullanıcıların ofset satın alabilecekleri bir dizi ağaçlandırma projesini geliştiriyor. NCX’in yaklaşımı ise radikal bir şekilde demokratikleştirmekten geçiyor: Büyüklüğünden bağımsız olarak herhangi bir bireysel arazi sahibi, koruma taahhüdü karşılığında platforma katılabilir ve karbon kredisi satabilir.

“İklim değişikliği şirketlerin ve hükûmetlerin gündeminde merkezi bir konu haline geldiğinden, karbon denkleştirme piyasalarının durumunu iyileştirmemiz; bütünlük, şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlamamız kesinlikle gerekli. Doğru yöntemler ile, atmosferden gigatonlarca CO2’yi kaldırarak on milyonlarca hektarlık ormanın restorasyonunun finanse edilmesine yardımcı olabiliriz.” Pachama CEO’su Diego Saez Gil

Şirketler, karbon denkleştirmeleri için gerçekten ne kadar para harcayacaklar?

Uzun vadeli net sıfır emisyon hedefleri etrafında birçok şirketin emisyonlarını dengelemek için gönüllü olarak önemli miktarda sermaye taahhüt etmekte tereddüt edeceğini savunuyor. Bu girişimlerin ve onların yatırımcılarının yaptığı tahmin, kuruluşların net sıfır taahhütlerini ciddiye alacakları ve bu taahhütlere doğru ilerlemek için er ya da geç gerçek dolar yatıracakları.

Ek olarak, hükûmetler karbon emisyon limitleri etrafında daha katı kurallar oluşturmaya başlarsa bu pazarın tüm görünümü değişebilir. Bu tür bir düzenleme, karbon denkleştirmelerini dünya çapında binlerce şirket için olması gerekenden yasal bir gerekliliğe dönüştürebilir.

İklim Eylemi ve Dijital Teknolojilerin Rolü adlı içeriğimizde karbon emisyonlarına dair farklı bir bakış açısı kazanabilirsiniz.

Karbon Muhasebesi

Bir şirketin karbon ayak izini azaltmak veya dengelemek için öncelikle karbon ayak izinin ne olduğunu anlaması gerekiyor. Bu kavrama zorlu, dağınık, veri bakımından yoğun bir süreci kapsıyor.

Bir şirketin genel karbon ayak izi üç kategoriye ayrılabilir
  • Kapsam 1 emisyonları

Şirketin kendi operasyonlarından kaynaklanan doğrudan emisyonlar

  • Kapsam 2 emisyonları

Şirketin kullandığı elektriği üretmek için gereken emisyonlar

  • Kapsam 3 emisyonları

Ölçülmesi en zor olan, tedarikçilerden alt müşterilere kadar değer zinciri boyunca şirketin ürünlerinin üretimine ve tüketimine giden emisyonlar olarak sıralanıyor.

Geçen yıl boyunca, şirketlerin Kapsam 1’den Kapsam 3’e kadar karbon emisyonlarını ölçmelerine ve izlemelerine yardımcı olacak araçlar sağlamak için bir dizi yeni girişim geliştirildi. Bu girişimlerin ürün vizyonları, şirketlerin emisyonları ölçmesine yardımcı olmanın ötesine geçiyor. Bir şirket karbon ayak izi hakkında kapsamlı bir görüşe sahip olduğunda, emisyonlarını azaltmak için veriye dayalı bir plan geliştirebilir ve uygulayabilir. Örneğin, yenilenebilir elektrik kaynaklarına geçmek, gayrimenkul ayak izini uyarlamak, tedarikçilerini daha fazlasını benimsemeye zorlamak, düşük karbon uygulamaları, çalışanlara daha sürdürülebilir günlük kararlar almaları için bilgi sağlama veya (yukarıda tartışıldığı gibi) karbon denkleştirmeleri satın alma.

“İklim bir veri sorunudur. Şirketler her gün karbon pahasına kararlar alıyor ancak karar vericiler seçimlerinin karbon puanlarına kör durumdalar. Watershed’de bu iç görünün kilidini açmak ve kamu hizmeti faturalarından, satın alma siparişlerinden, toplu taşıma günlüklerinden vb. ham iş verilerini karbon emisyonlarını azaltan somut eylemlere dönüştürmek için araçlar geliştiriyoruz.” Taylor Francis Watershed’in Kurucu Ortağı

Girişimlerin karşılaştığı temel bir zorluk ise, veri çekişmesi ve veri kalitesi. Özellikle Kapsam 3 emisyonları hakkında güvenilir veri toplamak son derece zor olabilir. Örneğin; operasyonları ve enerji kullanımı hakkında ayrıntılı bilgi paylaşmak istemeyen çeşitli aracı tedarikçiler de dahil olmak üzere birkaç yabancı ülkeye yayılan karmaşık bir tedarik zincirine sahip bir şirket hayal edin. Bu şirketin Kapsam 3 emisyonlarının ayrıntılı bir profilini geliştirmek gerçekten zor olurdu.

Dünyanın dört bir yanından bir ürünün yaşam döngüsü boyunca karbon emisyonu verilerini toplamak için doğru, tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir araç geliştirmek, bu alandaki yeni girişimler için kilit niteliği taşıyor.

Bu kategorideki bazı girişimlerin, karbon muhasebe platformlarının doğal bir uzantısı olarak karbon denkleştirme pazarları geliştirdiğini belirtmekte fayda var. Bu durum, şirketlerin ürün vizyonları birleştikçe, onları yukarıda tartışılan ofset girişimlerle doğrudan rekabete sokacaktır.

Güneş enerjisiyle ilgili detaylara Değişimin Kilidi: Sürdürülebilir Enerjiler içeriğimizden ulaşabilirsiniz.

Yenilenebilir Enerji ve Şebeke

Sıfır karbonlu elektrik üretmek, iklim değişikliğine karşı mücadelenin tam kalbinde yer alıyor. Sıfır karbonlu elektriği gerçeğe dönüştürmek için gereken temel atılımlar – daha iyi enerji depolama, yeni nesil nükleer füzyon, uygulanabilir nükleer füzyon – her şeyden önce fiziksel mühendislik zorluklarına takılıyor. Makine öğreniminin günümüzün elektrik sistemlerini iyileştirmeye ve bizi yenilenebilir enerji merkezli bir geleceğe taşımaya yardımcı olabileceği çeşitli yollar var.

Elektrik şebekesi, insanların inşa ettiği en karmaşık sistemlerden biri. Elektrik, ölçekte verimli bir şekilde depolanamadığından, şebekenin arz ve talebi gerçek zamanlı olarak dengelemesi gerekir. Makine öğrenimi, bu karmaşık sistemin otomatikleştirilmesine ve optimize edilmesine yardımcı olarak, şebeke operatörlerinin elektrik akışlarını daha doğru bir şekilde tahmin etmelerine ve daha fazla karbon emisyonuna yol açan verimsizlikleri ortadan kaldırmalarına yardımcı olabilir.

Invenia, elektrik şebekesi dinamiklerini tahmin etmek ve optimize etmek için yapay zekâ uygulayan bir girişim.

Benzer bir şekilde Gridware, şebekenin fiziksel altyapısındaki hataları gerçek zamanlı olarak tahmin etmek ve tespit etmek için yapay zekâ kullanarak yangın ve diğer sistemik arıza riskini azaltır.

Şebekenin karbondan arındırılmasına yardımcı olmak için AI uygulayan bir diğer girişim, dronlardan, uydulardan ve yerdeki sensörlerden gelen verileri kullanarak güneş enerjisinin dağıtımını ve yönetimini kolaylaştıran bilgisayar görü tabanlı bir platform olan Raptor Maps.

Yapay zekâ, gelişmiş malzeme bilimi yoluyla yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasına da katkıda bulunabilir. Zone isimli girişim güneşin gücünü günümüzün fotovoltaiklerinden daha etkili bir şekilde kullanabilen yeni bileşikleri keşfetmeye yardımcı olmak için makine öğrenimi uyguluyor.

Yapay zekâ, sonsuz potansiyel kullanım imkânına sahip bir teknoloji. Belki de insanlık için atmosferi karbondan arındırmak ve iklim değişikliğini yavaşlatmak için en önemli araç olacak. Yapay zekâ girişimcilerinin ve araştırmacıların önümüzdeki on yıllarda kendilerini adayacakları daha değerli bir amaç hayal etmek oldukça zor.

Kaynak: Vox, Forbes

Share:

administrator

1996 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Basım Teknolojileri bölümünde gördüğü lisans eğitiminden sonra odağını gıdaya çeviren Elif, Mutfak Sanatları Akademisi Profesyonel Aşçılık ve Anadolu Üniversitesi Tarım Teknolojileri öğrencisi. Merakının izinde farkındalığını besleyecek her türlü konuya olan ilgisiyle anlamlı bir gelecek inşasına katkıda bulunmaya çalışıyor.