Evimize ilk kez internetin geldiği zamanları hatırlıyorum. Babamın “artık dünyayı gezeceğiz” dediği anda heyecanla Machintosh bilgisayarımızın başında saatlerce beklediğim zamanları… Henüz bulunduğu ülkenin dışına çıkmamış biri olarak dünyada dolaşacak olma ihtimali tam anlamıyla mest etmişti beni. Nihayet internet bağlandığında beyaz bir sayfada Yahoo! belirmişti ekranda, babam heyecanlanmıştı, bense hala dünyayı ne zaman gezeceğimizi düşünüyordum. Bilemiyorum o zamanki aklımla dünyayı gezmenin manası neydi ama emin olduğum tek bir şey vardı; hayal ettiğim seyahat bu değildi. Babam uzun uzun açıklamıştı, bahsettiği dünya bambaşkaydı, meğer sadece ayaklarımızı bastığımız, annemizi sevgiyle sarıldığımız, üşüyünce kalın kazaklarımızı giydiğimiz bu dünya dışında başka dünyalar da varmış. Bizim eve henüz gelen dünyaya internet diyorlarmış.

Benim çocukluğumun interneti Junior Larousse ansiklopedileriydi. Okumayı öğrenmeden önceki dönemlerde resimleriyle anlamaya çalıştığım dünya, okumayı öğrendikten sonra daha da anlamlı hale gelmişti. En sevdiğim birinci cilt ile dinazorların varlığıyla başlayan bilgi serüveni, 2000’li yıllar tahminleriyle devam ediyordu. Ne yoktu ki içinde; uçan arabalar, hologramlı televizyonlar, sanal gerçeklik gözlükleri, insanların birçok işini yerine getiren robotlar ve dahası…

2018 yılındayız ve son 20 yılda tanık olduğumuz teknolojik gelişmelere şöyle dönüp baktığımızda insan gerçekten hayret ediyor; akıllı telefonlar, otonom araçlar, 3 boyutlu yazıcılar, dijital asistanlar, mesleklerimizi elimizden alma yolunda hızla ilerleyen akıllı robotlar. Jetgiller nesli için bu tahminlerin tutması mükemmel bir haz olmalı, değil mi? İnsanoğlunun geliştirdiği bu teknolojiler sayesinde bambaşka dünyaların kapılarını araladı. İnsan yetersiz olduğunu farketti ve şimdi bambaşka bir dünyanın daha kapılarını zorluyor. İnternete bağlı robot ve otonom dünyasının.

90’lı yıllarda Larousse okuyan bizler için robotlar insanlar için yardımsever robotlardı. Peki ya şimdi?

Oxford’lu araştırmacılara göre Amerika Birleşik Devletleri’ndeki istihdamın yarısı bilgisayarlaşma karşısında tehdit altında. Geçtiğimiz yıl Çin’li bir fabrika 590 çalışanını işten çıkartıp yerine 60 robotu göreve aldı. Bu karardan sonra üretici firma verimliliği %250 arttığını bununla birlikte hata oranının da %80 azaldığını söylüyor. Tüm bu veriler doğrultusunda sizce robotlar bizlere yardım mı ediyor, yoksa rollerimizi mi çalıyor? İşçi gücünün arttığı, beklentilerin ve işçi maliyetinin arttığı zaman diliminde robotlaşma baskısı daha da artıyor. İnsanların yaptığı her şeyi robotların hiç şikayet etmeden 7-24 yapabildiği bir dünyada sizin tercihiniz ne olurdu ki?

Akıllı telefonlarımızla hayatımıza giren dijital asistanlara henüz yeni yeni alıştığımızı düşünüyoruz belki ama Black Eyed Peas grubunun kurucusu will.i.am bile bu pazardan pay kapmak için akıllı asistan sektöründe boy gösteriyor.  Bildirimlerle hayatımızı kolaylaştıran, hatırlanacak birçok şeyi bizim yerimize hatırlayan, not eden, bize vakti ve yeri geldiğinde hatırlatan kişisel asistanların hayatımızdaki yeri ve önemini yok saydığımızda neler değişiyor? Birçok şey değil mi? Bizi bizden daha iyi tanıyan bu otonom sistemler sayesinde insanoğlu, araladığı robot ve otonom dünyasının kapısından tam anlamıyla içeri girdiğinde neler değişebileceğini az çok tahmin edebiliyoruzdur. Hayatımıza bu denli entegre olan, bizi bizden daha iyi tanıyabilen, beklentilerimizden fazlasını gerçekleştirebilen bilgisayarlaşmış sistemlerle el sıkıştıktan sonra anlaşmayı nasıl bozabiliriz ki?

Bazı McDonald’s şubelerinde siparişinizi akıllı ekranlardan verebiliyorken, ameliyatınıza robot aneztesi uzmanları girebiliyorken, en iyi ustadan daha iyi işler çıkaran robotlar evinizi inşa edebiliyorken, robot avukatlar dava dosyalarını saniyeler içerisinde analiz edebiliyorken bize ne yapmak düşüyor? (Hala robotlara karşı daha vasıflı olabileceğimiz meslekler var, burada yazmıştık. 🙂 )

Durumun evham verici noktasına parmak bastığımın farkındayım. Ancak otomasyon ve robotların emek için oluşturduğu tehdidi tam tersinden yorumlarsak, robotlar sayesinde serbest kalan emek belki de yeni ve daha iyi işlere kanalize olacaktır, ne dersiniz?

İnternet öncesi zamanlarda Junior Larousse ile tanıdığım ve belki de en çok dikkatimi çeken dost ve yardımsever robotların bizler için tehdit oluşturma ihtimaline şahit olmak biraz hayal kırıklığı yaratmadı değil, yine de söylenecek tek söz var “Hoş geldiniz robotlar, biz dostuz!”

Kaynak:
– THE FUTURE OF EMPLOYMENT: HOW SUSCEPTIBLE ARE JOBS TO COMPUTERISATION?

Share:

1989’da İstanbul’da doğdu. 2013 yılında Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Bilgi Üniversitesi Pazarlama İletişimi Yüksek Lisans eğitimiyle birlikte tasarım, iletişim, pazarlama ve teknoloji dinamiklerinin birleştiği platform ve projelerde çeşitli görevler almakta. 2015’te yaşadığı çevre ile dialog kurmak isteyenleri bir araya getiren sosyal sorumluluk topluluğu Onaranlar Kulübü’nün ve dünyanın ilk konsept 3 boyutlu yazıcı mağaza ve kafesi 3Dörtgen’in kurucu ekibinde yer aldı. Halen 3Dörtgen’de Pazarlama İletişimi Yöneticiliği görevini sürdürürken geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir