[tooltip tip=”Biyolojik kayıt; küçük ve hafif video kameraların veya diğer veri toplama cihazlarının vahşi hayvanların vücutlarına monte edilmesini sağlar”]Biyolojik kayıt[/tooltip] sistemi sayesinde araştırmacılar, sosyal davranış ve etkileşimlerini takip etmek istedikleri hayvanlara en az düzeyde rahatsızlık vererek gözlemlerini gerçekleştirebiliyor. Gelişen teknolojiler ile birlikte biyolojik kayıt sistemleri daha doğru veriler oluşturmaya ve araştırmacılara çalışabilecekleri daha geniş bir veri kitlesi sunmaya başladı. Osaka Üniversitesi’nde araştırmalarına devam eden Joseph Korpela ve Takuya Maekawayapay zekâ tarafından yönlendirilen, deniz kuşlarında daha önce gözlemlenmemiş yiyecek arama davranışlarını keşfeden yenilikçi bir hayvan kaynaklı veri toplama sistemi geliştirdi.

Daha Uzun Pil Ömrü Daha Geniş Takip

Yüksek maliyete sahip olan biyolojik kayıt sistemlerinin, genelde küçük hayvanların takibinde kullanıldığı için ergonomik bir tasarıma sahip olması gerekiyor. Bu nedenle kayıt cihazlarının pil boyutunun da küçük tutulması gerekiyor. Korpela ve Maekawa’nın içinde bulunduğu araştırma ekibinin yeni geliştirdiği yapay zekâ destekli kamera ile birlikte bu sorun, çözüme kavuşuyor.

ScienceDailyde yazdığı makale ile geliştirilen yeni sistemi tanıtan yazar Takuya Maekawa, küçük hayvanlara bağlanan biyo-kaydedicilerin küçük ve hafif olmaları gerektiğini belirtiyor. Bu yüzden kısa çalışma sürelerine sahip olduklarından ve [tooltip tip=”Örneğin 10 yıllık bir periyotta takip edilen kuşların göç rotalarında anlık ve daha önce görülmemiş sapmalar tespit edilmesi”]ilginç seyrek davranışları[/tooltip] kaydetmenin çok zor olduğunu anlatan Maekawa, ivmeölçer ve[tooltip tip=”Global Positioning System; Küresel Konumlama Sistemi”]GPS[/tooltip] gibi düşük maliyetli sensörlerden gelen verileri otomatik olarak işleyip sisteme aktaran bir yapay zekâ geliştirdiklerini duyurdu.

figure1
Yapay Zekâ Destekli Takip Sistemi

Geliştirilen yapay zekâ destekli sistem, makine öğrenimi teknikleriyle birlikte kullanılarak sensörlerden gelen verilerin doğrudan seyrek davranışlara odaklanmasını sağlıyor. Bu yöntem sayesinde takip edilen hayvanın günlük hayatında çok seyrek gerçekleştirdiği davranışlar kayıt altına alınabiliyor.

Böylelikle daha önce keşfedilmemiş hayvan davranışlarının gözlemlenmesinin önünde bir engel kalmamış bulunuyor. Daha önce kullanılan sistemlerde tespit edilemeyen davranışların keşfi ile birlikte takip edilen hayvanların literatürdeki davranış tanımları da değişiklik göstermeye başlayabilir.

Yapay Zekânın Hayvanlar Üzerinde Kullanımı

Yeni yapay zekâ destekli video kamera sistemi, ilk olarak doğal ortamları Japonya kıyılarındaki adalar olan kara kuyruklu martılar ve çizgili yelkovan üzerinde test edildi. Makalenin baş yazarlarından olan Joseph Korpela, yeni yöntem ile birlikte kara kuyruklu martıların yiyecek arama davranışlarının tespitini önceden kullandıkları rastgele örnekleme yöntemine göre yaklaşık 15 kat daha iyi yaptıklarını belirtiyor.

Streaked Shearwater - eBird
çizgili yelkovan kuşu

Yasak Avlanmanın Önüne Geçilebilir

Gelecekte yapay zekâ donanımlı biyo-kaydediciler birçok farklı alanda kullanılabilir. Maekawa, bu sistemlerin kaçak avlanma aktivitesinin tespitinde önemli bir paya sahip olacağının altını çiziyor. Av sezonları dışında avlanması devlet kurumları tarafından yasaklanan hayvanların takip edilmesi ile yasak avlanma vakaları önlenebilir.

Geliştirilen yeni yapay zekâ destekli kamera, yasak avlanmayı engellemesinin dışında bulaşıcı hastalık taşıma ihtimali olan hayvanların takibinin yapılmasında da kullanılabilir. Coivd-19’a neden olan virüs, tıpkı HIV ve Ebola gibi insanlara hayvanlar vasıtasıyla bulaştı. Bilim insanı Scott Nuismer ve meslektaşı James Bull, bu patojenlere ev sahipliği yapan vahşi hayvanlar için aşılar tasarlayarak bir sonraki büyük salgını önlemeyi hedefliyor. Bu iki araştırmacı, Nature Ecology and Evolution dergisinde bir makale yayınladı ve vahşi popülasyonlara yayılabilecek aşıların en iyi nasıl tasarlanacağına dair matematiksel bir model sundu. Sundukları modelin iki adet büyük dezavantajı bulunuyor; maliyet ve hayvanların nasıl aşılanacağının belirsizliği. Yapay zekâ donanımlı biyo-kaydedicilerin bu amaç doğrultusunda tekrar tasarandığı varsayılırsa, hangi hayvanların ne zaman nerede ve ne kadar süre ile insanlarla etkileşime geçtiği takip edilebilir ve kayıt altına alınabilir. Bu yöntem sayesinde olası bir yeni salgın hastalık tehlikesi ile karşı karşıya kaldığımızda hastalığın tespiti daha kolay bir hâl alabilir ve alınacak önlemler bu tespit etrafında şekillenebilir.

Kaynak: ScienceDaily

Share:

administrator

1997 İstanbul doğumlu olan Kemal Berk, İTÜ Ekonomi bölümünde eğitimini sürdürüyor. Estetik açlığını Avrupa Sineması ve Müziği ile doyurmaya çalışmasının yanı sıra felsefe, nöroloji, dinler tarihi ve iktisat konularında okumalar yapmayı seviyor. Öğrenmeye ve gelişmeye yönelik durdurulamaz bir arzuya sahip olması, onu üretken ve verimli olmak için teşvik ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir