Yüz tanıma teknolojileri ve ‘büyük güçlerin’ gözetleme sistemleri gün geçtikçe gelişirken bu sistemlerle baş etmenin en basit yolunun poşu, eşarp, maske tarzı yüzün büyük bir kısmını kapatan şeyler giyinmek veya sakal bırakmak, gözlük takmak olduğu düşünülüyor. Ancak yakın gelecekte bunlar da yeterli olmayacak.

Şu an için yüz tanıma sistemlerinin devletler için güvenlik ve istihbarat amaçlı, özel girişimler için yüz tanıma ile kilit açma, yüz tanıma ile ödeme yapma, yüz tanıma sayesinde otomatik yemek menüsü önerilmesi gibi kişiselleştirilmiş ve hızlandırılmış hizmetler sunabilme vaadi bulunuyor. Tabii verdiğimiz örnekler büyük bir okyanustaki küçük bir kıyı şeridinden ibaret. Yüz tanıma sistemleri hayatımızın bir parçası haline geldiğinde, parmak izi sistemlerinin günlük hayatımızda fazlaca pasif kalması gibi bir kadere sahip olmayacak. Çünkü parmak izi çok daha özel ve mahrem bir detay.

Amerika’da tüm çevreye hakim ve yapay zekaya sahip bir gözetleme sistemini konu alan Person of Interest dizisinden bir kare.

Şu an bu sistemleri en çok isteyen kurumlar şüphesiz devletler; çünkü ülke güvenliğini sağlamak, düşmanları tespit edebilmek istiyorlar. Demokratik hakkını kullanan protestocuların isimlerinin tespit edilebilmesi hükümetler için en ciddi avantaj olacakken, cinayetlerin önceden tespiti (Evet, bu tarz projeler şu an halihazırda çalışıyor), katillerin belirlenebilmesi, terörist ataklarının tespiti ve terör gruplarının toplanmasının önceden fark edilebilmesi gibi hem hükümet hem de halkın yararına olan konular da var. Person of Interest izleyenler anladı bile.

Arxiv.org’da yayınlanan bir makale (PDF), yüz tanıma sistemlerinin protestocular üzerinde kullanımı ve gözetleme sistemlerindeki yüz tanıma algoritmalarının manipüle edilebilmesi konusunda yeni tartışmalar yarattı, özellikle Zeynep Tüfekçi’nin Twitter’da üzerinde değindiği bazı yeni detaylara, evhamlara yol açtı.

Arxiv.org’da yayınlanan makaleye göre, makine öğrenimi algoritması sayesinde yüzü kapalı eylemciler yaklaşık %69 başarı oranıyla tespit edilebilecek

Kuzey Karolina Üniversitesi’nde öğretim üyeliği, Harvard Üniversitesi’nde danışman öğretim üyeliği ve Princeton Üniversitesi’nde araştırmacı olarak görev yapan; teknoloji ve sosyolojiyi birleştirerek teknososyoloji üzerine araştırmalar yapan Zeynep Tüfekçi, yapay zeka ile de yakından ilgilenen bir bilim insanı. Kendisi Mısır olaylarında ve Gezi Parkı’nda fiziken bulunmuş, bu tarz toplumsal olaylar konusunda da aktif araştırma yapıyor.

Zeynep Tüfekçi’nin tweetlerini; “Mevcut teknolojiler ve hatta arxiv.org’da yayınlanan yeni makaledeki algoritmalar ile maskeli veya yüzünün yarısını kapatan insanların sistem tarafından kolayca tanınması hâlâ zor bir olay ancak bu tarz gelişmeler çok yakın zamanda yasal hakkını kullanan protestocuların kolaylıkla tespit edilebileceği anlamına geliyor. Yani şu an bu seviyede olmasak da bunları konuşuyor olmamız bile yeter” gibi bir paragrafla özetlersek yanılmış olmayız sanırım.

Gözetlemenin sadece güvenlik kameralarıyla değil; otonom araçlarla, akıllı bisikletlerle, telefonlarla, yaptığınız kıyafet alışverişleriyle, akıllı saatlerle ve gelecekte sahip olacağımız akıllı ayakkabılarla da yapılabileceğini unutmayalım.

Amazon Go ve Standard Cognition gibi girişimlerin uğraşlarını veya Çin’deki gözetleme/güvenlik girişiminin kapsamını göz  önünde bulundurarak Bilgisayarlı Görme (Computer Vision) sistemlerinin ne kadar geliştiğini anlayabiliriz. Yayınlanan makalede kişilerin yüzü yarı şekilde kapalı olsa bile tanınabileceği söylenirken bunlara ek olarak yürüme, vücut duruş ve diğer tüm sensörler/[tooltip tip=”Sosyal medya, kredi kartı ekstreleri, akıllı cihazlardan alınabilen değerler ve çok çok daha fazlası. Yani evimizdeki akıllı kilit sistemi sayesinde 13.10’da evden ayrıldığımız, otonom aracımız sayesinde 14.15’te X sokakta arabadan indiğimiz gibi detaylara hakim bir hükümet modeli ile karşı karşıya gelebiliriz”]big data’da bulunan bilgilerimiz[/tooltip] gibi değerlerin de yapay zeka tarafından değerlendirileceğini ve bu detayların da kimlik tespitinde ciddi etkilerinin olacağını belirtmek gerekiyor.

Yani aldığımız mont, yürüyüş tarzımız, akıllı saatimizdeki bir özellik veya bisikletimizdeki kilometre sayar bizim, kameralar tarafından kolaylıkla tanınmamızı sağlayabilir. Bunların ötesinde, bahsi geçen araştırma sayesinde yüzümüz kapalı olsa ve diğer değişkenlere bakılmasa bile tanınma oranımız oldukça yüksek. 

Ve tüm bunlar gerçekten fayda mı sağlayacak yoksa sahip olacağımız distopik geleceğe sebebiyet veren detaylardan biri mi olacak bilemiyoruz.

Son olarak Zeynep Tüfekçi’nin yapay zeka hakkında konuştuğu TedX konuşmasını da dinlemenizi tavsiye ederim.

Kaynak: TheVerge

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir