Google’ın daha çok yazılımsal konular üzerine odaklandığı Google I/O konferans serisi bu yıl da yapıldı. Aylık 2 milyar kullanıcısının olduğu duyurulan Android’in damga vurduğu konferansta birçok yenilik sunuldu.

Öncelikle; Google’ın yeni teknolojilerinin çoğunu makine öğrenimi (Machine Learning) ve derin öğrenmeye (Deep Learning) dayandırması ve bunu daha iyi yapabilmek adına geliştirdiği yeni bulut işlemci sistemi Cloud TPU’dan bahsedelim.

Google, zaten birkaç yıl önce Tensor Processing Unit adını verdiği Makine Öğrenimi deneyimini geliştirmek üzerine kurulmuş işlemcilerini tanıtmıştı. Şimdi ise bunların bir bulut üzerinde beraber çalışarak daha güçlü olmasını sağlayacakları Cloud TPU sistemini duyurdu.

Google Asistan ve Home

Ev asistanları hayatımızın en değerli parçalarından biri olma yolunda ilerliyor. En iyi hizmet sunan asistanlardan biri de hiç şüphesiz Google Home olacak. Çünkü Google Home, Google’ın hali hazırda sahip olduğu harita gibi kritik bilgilere sınırsız erişebilecek. Bu da demek oluyor ki, evdeki her bireyin sesini ayrı ayrı tanıyıp kişiye özel cevaplar verecek olan asistan, diğer şirketlerin asistanlarına göre daha akıllı olacak.

Home’a gelen güncellemelerin başlıkları şöyle:

Proactive Assistance(Proaktif asistan): Saat 15.00’te siz çocuğunuzla evde oynarken, 17.00’de bir toplantınız olduğunu hatırlatacak. Yani planlarınızı takip edip siz sormadan da sizle iletişime geçebilecek.

Hands-free Calling (Eller serbest arama): “Babamı ara” dediğinizde babanız aranacak ve Google Home’un hoparlörü-mikrofonu ile konuşabileceksiniz. Amerika’da yapılan aramalar tamamen ücretsiz olacak ve eğer babamı ara diyen kişi siz değil de eşiniz ise, eşinizin babası aranacak.

Favori eğlenceleriniz: (Müzik ve TV): Spotify, Soundcloud ve Deeze gibi uygulamalar, Google Home’a ücretsiz olarak eklendi.

Visual Responses(Görsel cevaplar): Home’a sorduğunuz bir sorunun cevabını en yakın olduğunuz cihazın ekranında görebileceksiniz. Mesela, “Google, Erciyes dağını göster” dediğinizde eğer televizyona yakınsanız televizyonda Erciyes dağını gösterebilecek.

Ayrıca eklenen, telefondan Google Home’a yazabilme özelliği sayesinde, misafir çocuğunun fazla açtığı televizyonun sesini o anlamadan kısabileceksiniz veya diğer odanın ışığını kapatabilecek, müzik açabileceksiniz. Google Home önceden sadece sesli komut alıyordu.

Evde Internet of Things (Nesnelerin interneti) teknolojisine sahip (Şu an için akıllı televizyonunuz, akıllı telefonunuz, akıllı saatiniz bunlara örnek olarak verilebilir) her cihaza müdahale edebilmenin yanında, Google’ın yayınlayacağı SDK sayesinde bazı oyuncakların veya evdeki nesnelerin de kontrolleri sağlanabilecek. Tabii bunun için oyuncak şirketinin o SDK’yı kullanmış olması gerekiyor.

Artık IOS’ta da kullanılabilecek olan Assistant’ın geliştiricilere sağladığı ortam olan Actions On Google artık telefon üzerinde de çalışabilecek ve geliştirilen uygulamalar Google’ın olmayan ev asistanlarıyla da ortak çalışabilecek. Siri varken Google Assistant kullanılır mı orası tartışılır ancak Google Assistant ile Amazon Echo’ya komut verebilecek olmak güzel bir şey.

Google Photos

Teknoloji devinin 2 yıl önce başlattığı Photos, fotoğraflarınızı tanıması ve özel albümler oluşturması, “gözlük” yazarak aradığınızda gözlüklü fotoğrafları bulabilmesi gibi güzel hizmetlerle dikkat çekiyordu. Fotoğraflar hizmeti şimdi ise paylaşım noktasında işinizi çok kolaylaştıracak.

Google Photos, Suggested Sharings (Önerilen paylaşımlar) özelliği ile, bir düğünde çektiğiniz yüzlerce fotoğrafı ayıklamakla uğraştırmayıp fotoğraflardaki yüzleri tanıyarak, bu kişilerin paylaşım adreslerini de seçerek size sadece “göndereyim mi?” diye soracak. “Evet” dediğiniz an, hiç uğraşmadan sorumluluğunuzu yerine getirmiş olacaksınız. Suggested Library(Önerilen Kütüphane) ise, önceden ayarlanmış bir paylaşım oluşturmak anlamına geliyor.  Mesela çocuklarınızla çekindiğiniz her fotoğraf otomatik olarak eşinizin kütüphanesine de kaydolabilecek.

Google ayrıca, biraz da ironi içeren bir proje ile popüleritesi oldukça düşmüş olan baskılı ürünlere yöneliyor. Google Photos tarafından otomatik oluşturulan, en iyi çıktığınız 20 veya 40 fotoğrafınızın olduğu albümleri basılmış bir kitapçık şeklinde alabileceksiniz. 20 sayfa için 10 dolar, 40 sayfa için 20 dolar fiyat biçilen albüm Google I/O’ya katılanlara ücretsiz olarak verildi.

Fotoğraflar demişken biraz da Pixel ve Lens’ten bahsedelim.

Google Pixel ve Google Lens

Google, Pixel adı ile duyurduğu algoritma/uygulaması sayesinde pikselleri görünen bir fotoğrafın kalitesini artırabilecek veya halı sahanın dışından çekinmiş fotoğrafınızda halı saha tellerini fotoğraftan kaldırabilecek. Bunları yaparken kullanılan yöntem; Machine Learning sayesinde bir pikselin komşu pikselini tanıması ve tahmin etmesidir. Birkaç ay önce Adobe de Sensei adıyla tıpkı bunun gibi bir teknoloji duyurmuştu. Tam da bu noktada Google; kompleks, birbiriyle sürekli iletişimde bir ekosistem kurmaya yatkınlığı sayesinde farkını ortaya koyacak. Nasıl mı?

Lens adını verdikleri fotoğrafları tanıma teknolojisi ile. Zaten Google Çeviri’de, bir fotoğraftaki yazıları tanıma özelliği vardı ancak şimdi bu galerinize kadar geliyor. Bir restaurant tabelasının fotoğrafını çektiğiniz ve Lens butonuna tıkladığınız an o restaurant konusundaki bilgiler önünüze gelecek. Rusya’da bir tabela ise indirimdeki yemeğin veya günün çorbasının adını öğrenmek için güzel bir yöntem. Diğer bir kullanım alanı ise doğayı tanımak olabilir. Yol kenarında gördüğünüz bir çiçeğin adını bilmiyorsanız tek yapmanız gereken fotoğrafını çekmek olacak. Google, sizin için görselleri tarayacak ve o çiçeğin adı, nerelerde kullanıldığı gibi bilgileri önünüze getirecek. Bir konser afişine tuttuğunuzda yeri-tarihi-sanatçı bilgilerine ek olarak tek tuşla bilet alabilme fırsatı da sunacak. Bir fotoğraftaki telefon numarasını tanıyabilecek ve hemen aramanızı sağlayacak veya 2 rezidansın fotoğrafını çektiğinizde soldakinin adını, adresini verebilecek. Bir modemin arkasındaki şifrenin fotoğrafını çektiğinizde ise wi-fi’a bağlanmış olacaksınız.

Ayrıca bu teknolojilerin tıp alanında (Patoloji ve biyoloji) kullanılması planlanıyor. Bu konuda detaylı bir açıklama yok ama tıpkı çiçek örneğinde olduğu gibi kolayca veritabanının incelenebilmesi ve karşımıza benzer sonuçların getirilebilmesi bile şimdilik yeter diye düşünüyorum.

YouTube ve Superchat

YouTube konusunda da birkaç gelişme var. Öncelikle artık televizyonlarda 360 derece videolar izleyebileceğiz. Çok yakında gelecek Superchat eklentisi ile birlikte ise canlı yayında bağış yapabilecek ve Youtuber’ın donanımlarını paramızla ele geçirebileceğiz. Evet, aynen öyle olacak. YouTuber’ın canlı yayına başlamadan önce bize izin verdiği birkaç cihazını, API sayesinde kontrol edebilirsiniz. Mesela bir YouTuber bir golf sahasından yayın yapıyor diyelim, sürekli kendisini gösteriyor ancak siz manzara görmek istiyorsunuz. Bir miktar parayı gözden çıkararak insansız hava aracına komut verebilmeniz mümkün. Veya sadece sesinizi duyurmak istiyorsunuz. Yine bir miktar ücret ödeyerek yorumunuzu öne çıkarabiliyorsunuz.

Android O (8)

Android’in yeni sürümü O da, bu konferansta duyurulanlar arasında. Yılın son çeyreğinde gelmesi beklenen Android O’nun ismi henüz belli değil ancak güzel bazı yenilikler var.

Picture-in-picture: Google, bildiğimiz Multitasking özelliğini “Resim İçinde Resim” adıyla duyurmuş. Yeni sürüm ile, Twitter’da gezinirken ekranın bir köşesinde Youtube videosu izleyebileceğiz.

Notification Dots(Bildirim baloncukları): Artık her uygulamanın kendi bildirimini, o uygulamanın simgesine basılı tutarak görebileceğiz. Bu güncelleme, uygulama geliştiricilerine fazladan bir zahmet yaratmayacak.

Autofill: Önceden tarayıcılarda otomatik form doldurma vardı ancak uygulamalarda böyle bir şey yoktu. Artık, Twitter uygulamasında kullanıcı adınızı yazdığınızda kayıtlı olan şifreniz de gelecek.

Smart Text Selection(Akıllı Yazı Seçimi): Bu güncelleme ile birlikte artık telefon numaralarını veya adresleri kopyalarken fazladan çaba sarf etmeyeceğiz. Siz numaranın herhangi bir yerine basılı tuttuğunuzda Yapay Zeka, tüm numarayı tanıyacak ve ara butonunu aktif edecek. Veya adresin bir kısmını seçtiğimizde hemen Google Maps’e yönlendirmek için pop-up göreceğiz.

Ayrıca; Android O ile birlikte artık Kotlin diliyle de Android’e yazılım geliştirilebilecek.

Android Go

Android’den devam edelim. Android GO, Google’ın, giriş seviyesi telefonlar için geliştdiği Android ONE’a çok benzer bir sürüm olacak. 1 GB ve altı RAM’e sahip telefonlarda kullanılmak üzere düzenlenen GO sayesinde, cûzi miktarlara güzel bir Android deneyimi sağlanması hedefleniyor.

 

Normal telefonlarda ve Android GO’da kullanabileceğimiz Youtube GO versiyonunda ise galerinizdeki videolar upload’a hazır bir şekilde önünüze gelecek ve mobil veri kullanmadan online olarak paylaşılabilecek.

Sanal gerçeklik ve Artırılmış Gerçeklik (VR-AR)

Biraz da sanal gerçeklik.

Google, Daydream ile üzerine düştüğü Virtual Reality (Sanal Gerçeklik) ve Augemented Reality (Artırılmış Gerçeklik) deneyimlerini daha da geliştirmek istiyor. Artık sanal gerçeklik gözlüklerini telefonlardan ve kablolardan bağımsız halde görebileceğiz. Google bu konuda HTC ve Lenovo ile işbirliği yaptığını duyurdu.

Tango(telefonların bulunduğu ortamı tanıması ve 3B olarak nerede olduğunu bilmesini sağlamaya çalışan Google projesi) hizmetiyle Google Maps hizmetini de birleştirecek olan Google, ortaya VPS’yi (Visual Positioning Service) yani Görsel Konumlandırma Hizmeti’ni çıkarıyor. Google, bunu “GPS sizi kapıya götürür VPS ise aradığınız şeye” diye tanıtıyor. Telefonun, bulunduğu ortamı tanıyabilmesi sayesinde, büyük bir markette tornavida ararken işiniz çok çok daha kolay olacak.

Ayrıca Google Expeditions hizmetinde AR geliştirmeleri de yapılacak. Google Expeditions, dünyanın farklı yerlerini(Su altı veya film seti gibi yerler de dahil) telefonunuz üzerinden 360 derece görüntüleme gibi yöntemlerle gezebilmenizi sağlayan bir uygulama idi. Şimdi, AR desteği ile bu sanal gezilerinizde farklı güzel şeyler de yaşayabilmeniz mümkün olacak.

Google for jobs

Amerika’nın ciddi sorunlarından biri de işsizlik. Google, bu konuda da yine pratik çözümler sunarak iş arama sitelerini kendi sayfasına gömülü şekilde getirecek. Google’a iş yazdığınız anda önünüze bulunduğunuz yere yakın iş ilanları gelecek ve yine o sayfada birkaç filtre uygulayarak aradığınız işi bulma ihtimaliniz artacak.

Gboard:

191 dile genişletilen Gboard ile, mesajı yazarken tam zamanlı olarak çeviri hizmeti alabileceksiniz (Şu an kullanılabilir durumda)

 
Tüm konferansı buradan izleyebilirsiniz:

 

 

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir