Pandemi sürecinin başlangıcında yazar arkadaşlarımızla birlikte izlenesi filmler ve okunası kitaplar ile ilgili bir seri hazırlamıştık. Hazırladığımız serideki tüm seçeneklerin sitemizin çizgisine uygun olarak teknoloji ve bilim tabanlı olmasına özen göstermiştik. Çalışmamızı yayınladığımız tarihten bu yana pek çok gelişme yaşadık. Özellikle uzay alanında yaşadığımız gelişmeler yüzyılın ötesini düşündüren bir heyecan yaşamamıza vesile oldu. Peki sizce yüzyılın ötesinde bir uzayda bizi neler beklerdi? Yeni keşfettiğimiz yerleri sömürür müydük yoksa sadece birer turistik gezgin mi olurduk?

Hayal ettiğimiz tüm sorulara kısmen de olsa cevap verebilecek, hem olumsuz hem de olumlu sonuçlarla hepimizin bir şeyler öğrenebileceği gezegen kolonizasyonunu araştıran, alanında nam salmış kitaplara bir göz atalım:

Kızıl Mars

Kızıl Mars, Kim Stanley Robinson tarafından kaleme alınan, 1992 yılında yayınlanan bilim kurgu kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Bilim kurgu dünyasının Hugo ve Nebula ödüllerini almayı başarmış yazar, bir nevi başarısını ispatlamış. Çok kapsamlı bir şekilde siyasi, ekonomik ve kültürel bakımdan Mars‘ın kolonileştirilmesi ve gelişmesi anlatılan eserde, karakterler Mars jeolojisini ve coğrafyasını inceliyor. Kitap, kolonizasyonun ayrıntılı tanımlarını birbirlerinin algılarına ve fikirlerine meydan okuyan zengin karakterlerle dengeleyebiliyor.

2026 yılında Ares isimli devasa bir uzay gemisi ile 100 adet bilim insanı Mars’a gönderiliyor. 9 aylık bir uzay yolculuğu sonunda Mars’a iniyorlar. Sonrasında Mars gezegenini insanlar için yaşanılabilir kılmak ve kolonileştirmek için çalışmalar yapıyorlar.

Karakterler, gezegen için planlarını tartışırken göçten natüralizme kadar her şeyi ele alıyor. Mars, Dünya hükûmetlerinin sömürmesi için yeni bir kapı mıdır yoksa bu gezegene bağımsızlığı mı verilmelidir? Robinson, insanlık tarihinin seyrini değiştirmek için hiçbir detayın küçük olmadığını aksine en küçük detayın bile ne kadar mühim olduğunu gösteriyor. Kitap bir seriye ait olmasına rağmen ikinci kitabı Yeşil Mars ve üçüncü kitabı Mavi Mars’ın Türkçe tercümesi bulunmuyor.

Dünyaya Orman Denir

Dünyaya Orman Denir eseri, Ursula K. LeGuin tarafından Vietnam Savaşı sırasında yazılmış. Yazıldığı dönem itibariyle savaş ile ilgili pek çok gönderme yapılsa da bu göndermeler, özellikle Vietnam Savaşı için değil tüm işgalci savaşlar için yapılmış. Roman değil kısa öykü kategorisinde yayımlandığı için dünya sahnesinde hak ettiği değeri pek görmemiş. Babasının antropolog olmasının etkisiyle kitabının ana konusu olan insan olmanın tam olarak ne olduğunu emin bir şekilde anlatmış.

“Senin toplumun cinayeti / öldürmeyi öğrendikten sonra eskisi gibi yaşayabildi mi?”

Distopik kitapta teknolojik açıdan bir hayli ilerleyen insanlık, dünyayı o kadar çok tahrip eder ki, yeni bir gezegene ihtiyaç duyar ve kolonizasyon politikası başlatarak Atshe gezegenine gider.

Yaratıkçık diye adlandırılan insana benzer canlıların yaşadığı gezegen, insanlar tarafından sömürülür, ağaçlar kesilir, çiftlikler kurulur, mayınlar döşenir ve yerli halk köleleştirilir. Yerliler yaşadıkları bu durumu anlamlandıramaz, başlarına ne geldiğini tam olarak çözemez ve bir anlamda kaderlerine boyun eğerler. Devamında, insanların gelip düzenlerini bozmaya başlamasıyla, kendi halinde yaşayan bu toplum canlılarının hayatta kalabilmek ve dünyalarını / ormanlarını koruyabilmek adına yaptıklarına ve nasıl karşılık buldukları anlatılır.

Eğer bu kitapları okuduysanız, bu alanda çok sevilen

gibi kitaplara da göz atabilirsiniz. Ancak bu kitapları dilimize çeviren bir yayınevi henüz bulunmuyor. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu hatırlatan, kimine göre ütopik kimine göre distopik bu kurgular insanlığın geçmişinden yola çıkıyor. Yaşam üzerinde “en ideal yerin” nasıl olması gerektiğini anlatan bu eserlerden faydalanırken keyif almanızı umuyoruz.

Share:

administrator

96'da İstanbul'da doğdu, Marmara Üniversitesi Basım Teknolojileri bölümünde yüksek lisanına devam ederken İş Geliştirme alanında çalışıyor. Sonunda soru işareti olan her şeye ilgi duyarken geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir