Etkili iletişime dayanan eğitimde insani etkileşimlerimizi devralmaya çalışan dijital insanların bu alanda neler gerçekleştirebileceğinden ve aynı zamanda neleri gerçekleştiremeyeceğinden bahsedeceğiz.

Finansal hizmetlerinden sağlık hizmetlerine kadar her sektör ve işletme nasıl daha iyi iletişim kurulabileceğini öğrenmenin yollarını arıyor. Bu arayışta insanların nasıl öğrendiklerine ve onları teknoloji çağında neyin geride tuttuğuna odaklanmalıyız ki sürdürülebilir çözüm yollarına ulaşabilelim.

“Eğer bir çocuk bizim öğrettiğimizi öğrenemiyorsa, belki de onların öğrenme biçimine göre öğretmeliyizdir.”

İş dünyasında yapay zekânın hemen hemen her şeyi etkilemeye ve otomatikleştirmeye başladığı bir çağa girerken, etkileşimde olduğunuz kişi kim olursa olsun, teknolojinin (chatbotlardan dijital insanlara kadar) sorunsuz bir iletişim olanağı sunduğundan emin olmalıyız.

Bu noktada tıpkı insani etkileşimlerimizde olduğu gibi teknolojik etkileşimlerde de yapay zekânın bireylerin öğrenme biçimlerine uygun bir iletişim yöntemi belirleyebileceğinden emin olabilir miyiz?

Çok Biçimli Öğrenme (Multimodal Learning)

Araştırmalara göre [tooltip tip=”Görsel, işitsel, dokunsal ve okuma/yazma olmak üzere 4 temel öğrenme biçimi bulunuyor”]4 temel öğrenme biçiminin[/tooltip] farklı birleşimleri olarak adlandırabileceğimiz çok biçimli öğrenme (multimodal learning) modeli, farklı öğrenme stillerini bir araya getirerek ve aynı anda kullanılmalarını sağlayarak bireylere en iyi öğrenme kanalını oluşturuyor.

Dijital insanlar her öğrenme biçimini desteklemekle kalmayıp aynı zamanda çok biçimli öğrenmeyi de gerçekleştirebiliyor. Çok biçimli öğrenme olarak tanımladığımız kavram aslında görsel-işitsel ya da işitsel-kinestetik öğrenme biçimlerinin birleşimini oluşturuyor. Öğrenmenin bu modelle gerçekleştiğini göz önünde bulundurursak akıllı dijital insanları istihdam eden işletmelerin kullanıcı etkileşimlerinde başarı oranını artırabileceği öngörüsünde bulunabiliriz.

Örneğin, dijital kalp koçu Hanna, etkileşimde bulunurken işitsel öğrenenler için sözlü, görsel öğrenenler içinse ekranda metin ve görseller sunarak bireylerin sağlıklarına dair bilgilere etkili bir şekilde ulaşmalarına yardımcı oluyor.

“Dijital kalp koçu Hanna”

Benzer şekilde, Ubank için çalışan dijital insan Mia, karmaşık ve teknik soruları geniş bir yelpazede ses, metin ve görseller ile cevaplayarak bireylerin öğrenme biçimlerine uygun bir şekilde bilgi aktarımında bulunuyor.

Ubank çalışanı dijital insan Mia
Ubank çalışanı dijital insan Mia

Sanal Asistanlar Aynı Şeyleri Yapamıyor mu?

Aşinâ olduğumuz sanal asistanlar ne kadar akıllı olsalar da deneyimlerinde tek boyutlu olduklarından dijital insanların sunabileceği ölçekte bir etkileşim sunamıyor. Siri ve Alexa’ya bakacak olursak tüm çıktıların işitsel olarak iletildiğini, benzer şekilde chatbotları göz önünde bulundurduğumuzdaysa çıktıların metin olarak iletildiğini ve çok biçimli öğrenmeyi destekler nitelikte olmadığını görüyoruz.

Dijital insanlarsa insan-makine etkileşimine çok biçimli bir iletişim ortamı oluşturarak chatbotlarla, eğitsel videolarla ya da sesli asistanlarla gerçekleştirilemeyecek bir deneyim sunuyor. Videoyla etkileşimde bulunamayabilirsiniz, Alexa’nın söylediklerinin çoğunu göremez ya da okuyamazsınız, bir chatbotla sesli olarak konuşamazsınız ancak dijital bir insanla tümünü gerçekleştirebilirsiniz.

Peki ya sanal asistanların yapamadığını yapabilen dijital insanlar bir öğretmenin yapabildiklerini yapabilir mi? Öğretmenler öğrencilerinin anlayıp anlamadığını gözlerinden okuyabilirken, desteğe ihtiyaçlarını olduklarını hissedip yardıma koşarken dijital asistanlar tüm bunları yüz tanıma sistemleriyle mi gerçekleştirebilecek?

Dijital Öğretmen Will

Dijital dünya her ne kadar akıllı olursa olsun gerçek bir öğrenci-öğretmen etkileşimi sunamayacağı aşikâr. Bir dijital öğretmen olan ve yenilenebilir enerjiler üzerine ders veren Will‘i ele alacak olursak kendisi konu anlatımı yapıyor, işlenen konu üzerine sorular yöneltiyor ve öğrencileri yanıtlamakla yetiniyor.

Enerji üzerine ders veren dijital öğretmen Will
Enerji üzerine ders veren dijital öğretmen Will

Bu gerçek bir öğretmenin yapabileceklerinin çok çok gerisinde kalıyor. Will gerçek bir öğretmen gibi ne öğrencilerinin zorluk çektiği noktaları tanımlayarak onları bu alanlarda destekleyebilecek insani yeteneklere sahip ne de dersin olağan akışında ortaya çıkabilecek durumları yönetebilecek beceriye sahip olduğu ileri sürülüyor.

Geniş ölçekte çalışmalar yapılmadan bu denli bir varsayımı gözümüz kapalı kabul edemeyiz. Birebir etkileşime böylesi ihtiyacımız olan bir alanda fiziksel öğrenim ortamındaki gibi bir verim bekleyip bekleyemeyeceğimiz tartışmalara yol açabilir. Tam bu noktada uzaktan eğitim deneyimlerimize başvurabiliriz.

Uzaktan eğitim her öğrenci için erişilebilir mi, erişilebilir olduğu durumlardaysa verimli mi gibi sorular, üzerine uzaktan değil yakından düşünülmesi gereken sorular.

Eğitmen Dijital İnsanlar

Dijital insanlar ilk bakışta yalnızca Siri ya da Alexa’nın yerine geçebilecek yıkıcı bir teknoloji olarak gözükebilir ancak uzun vadede ele aldığımızda böylesi hızlı ilerleyen bir dijital dönüşüm çağında eğitim sektöründe radikal değişiklikleri beraberinde getirebilir.

Özellikle post-pandemi döneminde etkilerini sürdürme potansiyeline sahip olan uzaktan eğitim süreci dijital insanların eğitimde kabul görmesine basamak olabilir. Öğrenciler çevrim içi derslerde olduğu gibi dijital platformlar üzerinden dijital eğitmenlerle derslere başlayabilir. Bu durum yakın gelecekte dijital dönüşümle birlikte değişime uğrayacak meslekler listesine öğretmenlik mesleğinin yer almasına sebep olabilir.

İnsani etkileşimlerimizin öneminden konuşmuşken belki de en çok kendimiz olduğumuz kendimize ayna tuttuğumuz terapilerde dijital insanlar deneyimden bahsetmeden geçmek olmaz diye düşündük. Serimizin 3. yazısında terapilerimize dahil olmaya hazırlanan dijital insanlar gerçeği üzerine konuşacağız.

Kaynak: Medium

Share:

administrator

Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi 4. Sınıf öğrencisi olan İrem; eğitim teknolojileri ve psikolojisi, sosyal psikoloji, dil öğreniminde teknolojinin etkisi gibi alanlarda öğrenime ve paylaşıma olan ilgisiyle beraber geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir