Akıllı cihazlara ve internete her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan pandemi çağında hem yetişkinler hem de çocuklar kendilerini dijital yetkinliklerle çevrelemeye çalışıyor. Biz yetişkinler olarak siber güvenliğimiz hakkında dikkatli adımlar atsak da süreç çocuklar için aynı işlemiyor. Özellikle uzaktan eğitimle birlikte her yaş grubundan çocuğun sıklıkla kullanmaya başladığı dijital dünya beraberinde önemli yetkinlikler ve bilgi getirirken siber saldırıları geride bırakamıyor.

Dijital dünyada çocuklara yönelik birçok farklı siber risk ve tehlike bulunuyor. Çoğu çocuk bu siber tehlikelerin ve zorbalık boyutuna ulaşan durumların farkında olmayabiliyor. Ancak kendilerine zarar verildiğinde bir siber suçlu tarafından mağdur edildiklerinin farkına varabiliyor. Ebeveynlerin büyük bir çoğunluğu çocuklarını internette koruyabilecekleri araçlar hakkında yetersiz bilgiye sahipken, bildiklerini uygulamak için gereken zaman ve enerjiyi de ayıramıyor. Tüm bu eksik adımlar ve bilinçsiz alışkanlıklar, çocukları siber tehlikelerin açık hedefi haline getiriyor.

Siber risk ve tehditler kavramsal olarak durumun ciddiyetini tam olarak yansıtamayacağından gelin birlikte rakamlarla adım adım çocukların maruz kaldığı siber tehlikeleri inceleyelim.

Her 3 Çocuktan 2’si Siber Risk Tehlikesiyle Karşı Karşıya

Uluslararası bir kuruluş olan DQ Enstitüsü, dünyanın ilk gerçek zamanlı Çevrim içi Çocuk Güvenliği Endeksi’ni hazırlıyor. Enstitü, son üç yılda toplam 30 ülkedeki 145.426 çocuk ve ergenlik çağındaki bireylerle bir anket çalışması gerçekleştirdi. DQ Enstitüsü’nün Çevrim içi Çocuk Güvenliği Endeksi’ne (COSI) göre 30 ülke genelinde ankete katılan 8-12 yaş arası çocukların neredeyse üçte ikisi (%60’ı) en az bir kez siber saldırı riskine maruz kalıyor. Uzaktan eğitim gören 30 kişilik bir sınıftan 20 çocuğun siber saldırıların hedefi haline geldiğini hayal edebiliyor musunuz?

Siber saldırı kavramını biraz daha derinlemesine inceleyelim. Çocukların maruz kaldığı bu siber saldırıların hepsi tek bir soruna dayanmıyor. Çocuklar birbirinden farklı alanlarda bu saldırılara maruz kalıyor.

Anket yapılan ülkelerdeki çocukların;

  •       %45’i siber zorbalıktan etkileniyor
  •       %39’u itibar riskiyle karşı karşıya kalıyor
  •       %29’u şiddet ve cinsellik detay barındıran içeriklere maruz kalıyor
  •       %28’i siber tehditlerle karşılaşıyor
  •       %17’si yabancılarla cinsel içerikli riskli iletişimlere maruz kalıyor
  •       %13’ü oyun bağımlılığı riski taşıyor
  •       %7’si sosyal medya bağımlılığı riski altında yaşıyor

Tüm bu oranlar korkutucu durumu tüm gerçekliğiyle yüzümüze vuruyor. Çocuklarımızı dışardaki tehlikelerden korumaya çalışırken aynı zamanda sanal dünyadaki tehlikelerden koruma farkındalığı bir an önce kazanmamız gerekiyor. Eğer bu farkındalığa biraz daha geç kalırsak bu gördüğümüz oranlar giderek artma sinyalleri veriyor.

Son üç yılda 30 ülkede 145.426 çocuk ve ergenlik dönemindeki bireyin katıldığı bir ankete dayanan COSI, ülkelerin çocukların çevrim içi güvenlik durumunu anlamalarına yardımcı oluyor. Bu anlamda dünyada bir ilk olan COSI ilk olarak DQ Enstitüsü tarafından Singtel, AIS, Optus, TURKCELL, Twitter, World Economic Forum ve JA Worldwide dahil 100’den fazla kuruluşla iş birliği içinde #DQEveryChild küresel hareketinin bir parçası olarak duyuruldu. Değerlendirme araçlarıyla bağlantılı olan DQ, küresel veri tabanını çocukların çevrim içi güvenliği ve dijital vatandaşlık girişimleriyle birlikte otomatik olarak güncelliyor. Bu girişim ülkelerin çevrim içi çocuk güvenliğini ve dijital vatandaşlık kültürlerini geliştirmeye yönelik çeşitli çabaları daha etkin bir şekilde koordine etmelerine yardımcı oluyor.

DQEveryChild 8-12 yaş arası çocuklar için Küresel Dijital Vatandaşlık Hareketi
DQEveryChild 8-12 yaş arası çocuklar için Küresel Dijital Vatandaşlık Hareketi

Ülkeler Bazında Değerlendirme

Çalışma kapsamındaki 30 ülke 6 farklı COSI ölçütüne göre değerlendirildi. Bu ölçütler sırasıyla siber riskler, disiplinli dijital kullanım, dijital yetkinlik, bağlanabilirlik, sosyal altyapı ve rehberlik ve eğitim başlıkları çevresinde şekilleniyor

1.Siber Risklere Maruz Kalma

Değerlendirme ölçütlerinin ilki olan siber risklere maruz kalma oranlarında İspanya ilk sırada yer alıyor. Onu Avustralya takip ederken, Tayland son sırada yer alıyor.

2. Disiplinli Dijital Kullanım 

Aşırı ekran süresi, olması gerekenden fazla sosyal medya kullanımı ve oyun oynama süresine ek olarak çocuklar arasında cep telefonu kullanım oranı dikkate alındığında Japonya en alt sırada yer alırken Dominik Cumhuriyeti en üst sırada yer aldı. Japonya’da 8-19 yaş aralığındaki çocuklar haftanın bir gününü (24 saat) ekrana bakarak geçirirken, Dominik Cumhuriyeti’nde çocuklar cep telefonlarına, televizyonlara ve bilgisayarlara neredeyse iki kat daha uzun (44 saat) bakıyorlar.

3. Dijital Yetkinlik

Teknolojiyi güvenli ve sorumlu bir şekilde kullanma becerisine dayanan bu ölçütte Hindistan birinci sırada yer alırken Tayland ise son sırada yer aldı.

4. Rehberlik ve Eğitim

Ebeveynlerden ve okullardan gelen koruyucu desteği ve yönlendirmeyi değerlendiren bu ölçüt kapsamında Mısır ilk sıralarda yer alırken Endonezya en sonda geliyor.

5. Sosyal Altyapı

Bu ölçütse çocukların çevrim içi ortamlarda korunmasına yönelik hükümet politikalarını ve etik endüstri uygulamalarını dikkate alarak sosyal altyapıyı ölçüyor. Bu ölçüt odağında ABD birinci gelirken Nepal son sırada yer alıyor.

6. Bağlanabilirlik

Son olarak, çocukların internete anlamlı erişimini ölçen bağlanabilirlik konusu bulunuyor. Bu ölçüte göreyse Singapur en üst sırada Nepal ise son sırada yer alıyor.

Bu ölçütler çerçevesinde baktığımızdaysa Doğu Asya ülkeleri siber riskler, disiplinli dijital kullanım, dijital yetkinlik ve bağlanabilirlik açısından diğer bölgelerdeki ülkelere göre daha iyi bir sıralama gösterirken Batılı ülkeler sosyal altyapı ve rehberlik ve eğitim konusunda diğer bölgelerdeki ülkeleri geride bırakıyor.

Eğer ülkeler bazında 6 ölçüt kapsamında detaylı bilgilere ulaşmak istersen DQ Institute sayfası üzerinden “Ülkeler Bazında Rapor” kısmına gelerek merak ettiğin ülkelerin verilerine kolayca ulaşabilirsin. Üstelik araştırmalarında kullanmak istersen verileri rapor halinde indirebilirsin. Dileriz çalışmanın sınırları genişletilir ve bu sayede çocukların siber güvenliğine dair çok daha fazla ülkenin raporlarına erişebiliriz.

COSI ölçütleri kapsamında Türkiye'nin konumu
COSI ölçütleri kapsamında Türkiye’nin konumu

Bu Tabloda Türkiye Hangi Konumda?

Türkiye’nin raporunu birlikte inceleyebilmek için indirdik, şimdi ölçütler bazında ülkemizin nerede olduğuna birlikte bakalım.

  •       Türkiye, 55,8 genel COSI puanıyla 30 ülke arasında global ölçekte 8. sırada yer alıyor. Bu, ortalama bir performans olarak sınıflandırılıyor.
  •       Siber Riskler için düşük puanlı alanda (25. Sırada) yer alıyor
  •       Bağlanabilirlik konusundaki performansı karma olarak nitelendiriliyor. Karma performans erişimin hızlı (2. Sırada) ama aynı zamanda sınırlı (20. Sırada) olmasıyla açıklanıyor.
6 COSI ölçütüne göre Türkiye'nin puanlaması
6 COSI ölçütüne göre Türkiye’nin puanlaması

6 COSI ölçütüne göre olan puanlamalara baktığımızdaysa küresel ortalamalara oranla nispeten iyi bir konumda olduğumuzu söyleyebiliriz. Ancak konu çocuklar ve siber güvenlik olunca dengeyi korumanın oldukça zor olduğunu ama aynı zamanda çok daha önemli olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Her an 6 ölçütün birinde ya da birden fazlasında risk grubuna dahil olabiliriz. Çocuklarımıza iyi bir gelecek vermek ve onları 21. yüzyılın yetkinlikleriyle yetiştirmek istiyorsak siber güvenlik açıklarını en minimum seviyede tutmamız gerektiğini unutmamalıyız.

Küresel Çevrim İçi Gençlik Davranış Araştırması

Microsoft tarafından yürütülen Küresel Çevrim içi Gençlik Davranış Araştırması’na göreyse Hindistan‘da 8-17 yaş arasındaki çocukların %53’ü siber zorbalığa maruz kalıyor. Siber zorbalık vakalarının çoğu sosyal medya kullanımından kaynaklanıyor ve %60 kadar büyük bir çoğunluğu Facebook üzerinde gerçekleşiyor. Kalan %40’lık dilimiyse cep telefonları ve çevrim içi sohbet odaları dolduruyor. Dahası, birçok sosyal platform çocukların sahte profiller oluşturmasıyla yetişkin içeriklerine erişebilmesi sonucu yaş doğrulama mekanizmasını düzgün kullanamaz hale geliyor.

Siber Riskler Çeşitlilik Gösterse de Hedef Yine Çocuklar

Siber riskler ve tehditler ağımızı biraz daha genişletecek olursak Amerika’da gerçekleştirilen bir çalışmaya göz atabiliriz. Çocukluk ve yetişkinlik dönemi arasında sıkışıp kaldığımız ergenlik dönemimizi hatırlayalım. O dönemlerde her birimizin birbirinden farklı şikayetleri olurdu. Bu şikayetlerimiz özellikle de fiziksel özelliklerimizle ilgili olduğunda dışardan gelebilecek her türlü yoruma karşı çok daha hassas hissedebiliyorduk. Tıpkı bizim tecrübe ettiğimiz gibi ergenlik dönemindeki birçok birey “naming” olarak adlandırılan lakap takma gibi nahoş durumlarla karşılaşabiliyor.

Bunun siber tehditlerle ne ilgisi var diye düşünmeye başlamış olabilirsin ama şimdi bağlantısını çözeceğiz. Özellikle akıllı telefonların kullanım yaşının düşmesi ve sosyal medyanın hızlı yükselişiyle birlikte siber tehdit ve risklerin de nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleştiği gibi parametreler de değişti. Yapılan araştırmaya göre Amerika’da yaşayan gençlerin %42’si çevrim içi ortamlarda kötü hitaplara maruz kalıyor. Bu tür isim/lakap takma durumları en yaygın taciz türlerinden biri haline geldi desek pek yanlış sayılmaz.

Ek olarak, gençlerin yaklaşık üçte biri (%32’si) birilerinin internette kendileri hakkında yanlış söylentiler yaydığını belirtirken, %25’i kendilerine istemedikleri halde müstehcen görüntüler gönderildiğini ifade ediyor. Gençlerin diğer %21’lik kısmıysa sürekli olarak nerede ve ebeveynleri dışında kiminle olduklarına ve neler yaptıklarına dair sorular aldıklarını söylüyor. Tüm bunlara ek olarak, gençlerin %16’sı çevrim içi fiziksel tehditlerin oluyor. Bazı zamanlarda ise izinleri dışında kendi özel görüntüleri internette yayınlanıyor ve gençlerin yaklaşık %7’si bu duruma maruz kalıyor.

Amerika’da gerçekleştirilen bir siber risk araştırmasının sonuçları
Amerika’da gerçekleştirilen bir siber risk araştırmasının sonuçları

Rakamlar azımsanamayacak kadar yüksek, çocukların maruz bırakıldığı durumlarsa göz ardı edilemeyecek kadar ciddi. Geleceğimizi şekillendirecek olan çocukları bu denli rahatsız edici durumlara maruz bırakmanın onlar üzerinde yaratacağı etkileri öylece yabana atamayız. Gerek ebeveynler gerekse okullar bu durumların en yakın takipçisi olmalı ve çocuklara en güvenli dijital dünyayı sunmaya çalışmalı. 

Aslında bakacak olursak yalnızca ebeveynler ve öğretmenler değil toplumun her bir parçası bu durumu değiştirmek adına bir şeyler yapmalı ve çocukların çevrim içi güvenliği ve siber risklere karşın korunması bir etik haline gelmelidir. Özellikle dijital platformlarda hedef kitlesi çocuklar olan yapılar bu etik çerçevesinde hareket etmeli. Hatırlarsanız daha önce birçok çocuğun ciddi şekilde etkilenmesine ve hatta ölüme varan durumlara sebep olan bir bilgisayar oyunu tehlikesiyle tanışmıştık. Sanal ölüm tuzağı olarak adlandırılan bu oyun siber tehlike ve risklerin en açık örneğini oluşturmanın yanı sıra durumun ciddiyetini de ortaya koyuyor.

Fark Yaratabilirsin!

Çocukların siber güvenliği konusunda atılabilecek adımlara ortak olarak ve bu farkındalığı sosyal fayda açısından benimseyerek fark yaratmak senin elinde. Çocukları siber pandemi tehlikesinden korumak adına atılabilecek birkaç adımı şöyle sırayabiliriz:

  • Sosyal medya, oyun, telekom ve elektronik şirketleri, çocukların çevrim içi -güvenliğini temel iş ilkesi olarak benimsemeli
  • Şirketler siber tehlikelerle mücadele amacıyla okullarla iş birliği yapmalı
  • Ebeveynler çocuklarının siber risklere maruz kalma olasılıklarını azaltacak önlemler almalı
  • Kullanılan websitelerinin güvenli olduğundan emin olunmalı
  • Kişisel bilgiler korunmalı
  • Güvenli kullanım kontrolü yazılımları kullanmalı

Çocuklarımızın güvenli bir internet deneyimi sürdürmeleri dijital okuryazarlıklarını ve üst düzey bilişsel becerilerini geliştirmelerine olanak sunar. Onlara yaratıcılıklarını özgürce kullanabilecekleri, daha çok araştırarak hayal ettiklerinden fazlasını gerçekleştirebilecekleri bir öğrenme ortamı sunmak varken çocuklarımızı nasıl siber pandeminin ortasında bırakabiliriz?

Kaynak: DQ Institute, Pew Research, Child Protection India, Safewise

Share:

administrator

Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi 4. Sınıf öğrencisi olan İrem; eğitim teknolojileri ve psikolojisi, sosyal psikoloji, dil öğreniminde teknolojinin etkisi gibi alanlarda öğrenime ve paylaşıma olan ilgisiyle beraber geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir