Teknolojinin gelişimine paralel olarak insanlığın da gelişiyor olduğunu varsaymak ne yazık ki günümüz dünyasında ütopik bir bakış açısını temsil ediyor. Çünkü insanlık gelişen teknolojiyi doğru amaçlar için kaynak olarak değerlendirmek yerine, sakıncalı faaliyetler için kullanmayı tercih edebiliyor. Uzay çağında yaşıyor olmamıza rağmen hâlâ tartışıyor olmaktan utandığımız bu faaliyetlerin başında ırkçılık geliyor. Başta yapay zekâ olmak üzere ileri teknolojilerin, ırkçı faaliyetler için kullanıldığına çokça şahit olduk. Bu sefer durum daha ulusal bir boyutta yankı buldu.

İddiaya göre, Çin Hükûmeti Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerini tespit edip tutuklamak için yapay zekâyı kullanıyor. Daha önce, Uygur Türklerini tespit eden kameralar satışa sunulduğu için eleştiri oklarının hedefi haline gelen Çin Hükûmeti bu sefer yapay zekâ destekli güvenlik kameralarıyla azınlıkların yaşadığı şehirlerin hemen her bölgesinde keyfi tutuklamalar yaptığı ve Huawei de bu ırkçılığa ortak olduğu için eleştiriler daha geniş çapta yankı buldu.

“Ulus tipi: Uygur”

Çinli elektronik izleme ekipmanları üreticisi Zhejiang Dahua şirketi, yüz tanıma teknolojisi destekleyen yapay zekâ yazılımına bazı eklemeler yaptı. Yeni yazılımda, Uygur Türklerini hedef alan etnik tanımlayıcı bir kod bulunuyor. South China Morning Post gazetesinde yapılan haberde Almanya’da yaşayan Serge Bazanski adlı Yazılım Güvenliği Mühendisi’nin kişisel Twitter hesabından yapılan paylaşıma yer verildi. Bazanski şirketin elektronik izleme ekipmanlarını destekleyecek yazılımlar üretilmesi için internete yüklediği açık kaynaklı yazılım geliştirme paketi içinde “Ulus tipi: Uygur” ibaresinin olduğu kod satırları bulunduğunu ileri sürdü.

Bazanski, ekran görüntüsünü paylaştığı kod satırlarında Ulus Tipi olarak ifade edilen tanımlayıcı bir kategori olduğundan bahsediyor. Yazılım yüzleri bu kategori altındaki Bilinmeyen, Uygur, Diğerleri ve Tanımlanamayan başlıklarına göre gruplandırmak üzere tasarlanmış. Bazanski yazılıma bu kadar detaylı bir tanımlama işleminin eklenmiş olmasının hata ya da tesadüf olamayacağını söylüyor.

“Şirketlerin yapay zekâ yazılım geliştirme paketleri taşa yazılmış gibidir. Hiçbir şey yanlışlıkla ya da öylesine konulmuş olamaz.” –Serge Bazanski

Zhejiang Dahua, daha önce ABD hükûmetinin yapay zekâ ve izleme teknolojisi alanında faaliyet yürüten 11 ırkçı Çin şirketi arasında yer almıştı. Bazanski’nin tweetinin ardından sosyal medyada geniş yankı uyandıran konu şirketi de harekete geçirdi. Dahua şirketi, iddiaların ardından dijital Github platformuna ve kendi web sitesine yüklediği yazılım geliştirme kodlarını silerek etnik tanımlamanın çıkarıldığı haliyle yeniden yükledi. Yapılan açıklamada ise etnik tanımlama odaklı hiçbir yapay zekâ ürünü satmadıkları söylendi.

Konuya ilişkin görüşlerini dile getiren İsrailli Siber Güvenlik Araştırmacısı Ran Locar, bir kök kod niteliğindeki bu şablonun başka tanımlamalar eklenerek geliştirilebileceğine dikkat çekerek, bu yazılımlarca desteklenen izleme ekipmanlarının etnik fişleme için kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.

Bu İlk Değil

Çin’in en büyük özerk bölgesi olan Sincan tutuklamaların en yoğun olduğu yerlerden biri olarak göze çarpıyor. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi, dünyada en çok güvenlik kamerasının olduğu şehirler arasında yer alıyor. Yapay zekâ, Sincan sokak ve caddelerine yerleştirilen güvenlik kameralarına bağlanıyor, şüpheli davranışlarda bulunanlar bu yolla tespit ediliyor. Daha önce Amerika Birleşik Devletleri merkezli sivil toplum örgütü İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Kırgızistan sınırındaki 2 binden fazla Doğu Türkistanlı’nın bilgisayar programı yoluyla tutuklandığını, söz konusu verilerin Çin polis raporlarının sızdırılması sonucu elde edildiğini açıklamıştı. Açıklamaya göre, “Bayan T” kod adlı bir Uygur kadını, Çin Hükûmeti tarafından “hassas” olarak değerlendirilen bir ülkede yaşayan kız kardeşiyle telefon aracılığıyla bağlantı kuruyor. Ailesi, bu sebeple gözaltına alınıp tutuklanan kadından o günden beri haber alamıyor.

Tutuklamalar için önceden yurt dışındaki yakınlarınızla telefon bağlantısı kuruyor olmanız yeterliydi. Şimdi ise ırkçılık bir üst boyuta taşınarak, yolda yürürken yüz tanımlama teknolojisiyle desteklenen yapay zekâ yazılımı etnik kökenizi tespit edip sizi tutuklatabiliyor. HRW raporuna göre, tutuklanan birçok Uygur Türkü ve diğer müslüman azınlıklar mesleki eğitim adı altında toplama kamplarına alınıyor. HRW bu sebeple, Müslüman bölge halkının sürekli telefon numaralarını değiştirdiğini, cep telefonlarını kapalı tuttuğunu ve geçici adreslerde ikamet ettiklerini ifade ediyor.

Huawei de Eleştiri Oklarının Ucunda

Dahua şirketinin ırkçı yapay zekâ uygulamasıyla gündeme geldiği şu günlerde, Huawei de benzer bir skandala imza attı. Huawei’nin Çin’in Doğu Türkistan Bölgesi’nde kullanılmak üzere Dahua şirketiyle benzer bir yapay zekâ geliştirdiği iddiası ortaya atıldı.

Washington Post’un araştırma şirketi IPVM’nin yaptığı habere göre Huawei 2018 yılından bu yana yürüttüğü çalışmalarla, bölgede kullanılmak üzere bir yüz tanıma sistemi geliştirdi. Söz konusu kamera sisteminin Doğu Türkistan’da kullanıldığı ve yapay zekâ ile Uygurlar’a ait tahmini bilgileri listelediği ifade edildi. Yapay zekâ eğer Uygur olduğu tahmin edilen bir kişiyi tespit ederse Çin polisini alarma geçiriyor.

Bu teknolojilerin bölgede son yıllarda kullanım sıklığının arttığı bilinse de Huawei’nin bunda oynadığı rol ilk kez gözler önüne seriliyor. Üstelik Huawei’nin göz ardı edilebilecek bir rol oynamadığı, bölgedeki asimilasyon politikalarında Çin Hükûmeti’ne kapsamlı ve aktif bir şekilde destek verdiği belirtiliyor.

Antonie Griezmann Instagram’da yaptığı paylaşımda ırkçı yapay zekâ uygulamasıyla gündeme gelen Huawei ile iş birliğini sonlandırdığını duyurdu

Çin kapalı rejiminin baskı ve asimilasyon politikası Uygurlar başta olmak üzere bölge halkına yapılanlar konusunda düşündürüyor. Çin rejimi toplama kamplarının amacını “aşırıcılığı önleme, mesleki eğitim ve kültürel faaliyet” olarak nitelendirse de toplama kamplarında işkence, tecavüz, toplu katliam gibi insan hakları ihlallerinin yaşandığı söyleniyor.

Birleşmiş Milletler, Sincan kamplarında tutulan 1 milyon Müslümanın zorla çalıştırıldığına dair inandırıcı raporlar olduğunu belirtiyor. Bölgedeki insan haklarının ihlali yeterince endişe vericiyken, ırkçı yapay zekâ yazılımıyla durum daha da korkutucu görünüyor. Huawei gibi popüler bir teknoloji markasının küresel imajını hiçe sayarak böylesi bir skandalda rol alması, ırkçılık cüretkarlığının sınırları açısından endişe veriyor.

İnsan hakları ihlali iddialarını sürekli yalanlayan Çin Hükûmeti kimsenin içine su serpmiyor ve konuya netlik kazandırmıyor olsa da daha önceki yazılarımızda tartıştığımız “Yapay zekâdan mı insan zekâsından mı korkmalıyız” sorusu hâla geçerliliğini koruyor.

Share:

administrator

Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan İpek, organizasyonların çalışma yapılarını inceleyen projeler içinde yer almayı seviyor. Ayrıca yeni tarifler denemekten ve bunları paylaşmaktan büyük keyif alıyor. Paylaşmak demişken, Gelecek Burada'da hem kendisi öğreniyor hem de öğrendiklerini ve düşündüklerini çoğaltmak için yazıyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir