Google’a “demokrasi nedir” yazdığımızda “siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi.” tanımlamasıyla karşılaşıyoruz. Bu tanıma göre siyasi denetimin doğrudan veya dolaylı olarak bizim elimizde olması gerekiyor. Ancak, 21. yüzyıl dünyasında birçok ülkede bu sistemin kusurları örtülemeyecek seviyeye gelmiş durumda. 

Demokratik bir yönetim şekline sahip olan birçok ülke, halktan ve kendisini seçen kişilerden kopmuş iktidarların aldığı kararlar ile savaştan savaşa, krizlerden yoksulluğa sürünüyor. İktidar partilerinin yanı sıra muhalefet partilerinin iç düzenlerinde bile parti tabanlarının dinlenmediği görülüyor ve parti içi demokrasiler sorgulanıyor. 

Blockchain ile Katılımcı Demokrasi

Satoshi Nakamoto, 2008 yılında yayınladığı makale ile ekonomik düzeni kökten değiştiren bir peer-to-peer (eşten eşe) değer aktarımı sistemi yarattı. 3. partilere güvenme zorunluluğunu ortadan kaldıran bu sistemi blockchain (blok zinciri) ismiyle tanıyoruz. Blockchain ile birlikte insanların artık bir banka ve devlet gibi merkezi bir güce ihtiyaç duymadan birbirine veri-para aktarması mümkün hâle geldi.

Blockchain; önceden belirlenen kurallara göre, herhangi bir insan veya merkezi güç dahiliyeti olmadan, bilgisayarların gücünü kullanarak sistemin devamlılığını sağlayabilen bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Birçok farklı sektör blockchainden yararlanabilir ve blok zinciri üzerine kendi ekosistemini yaratabilir.

Antik Yunan çağından beri vaadi “katılımcılık” olan demokrasinin bugün ilk defa blockchain teknolojisi sayesinde bunu başarmaya yaklaştığını söylemek mümkün olabilir mi?

Blok zinciri teknolojisi ile değişecek siyasi partiler için iki farklı kavram kullanılıyor. Birisi Decentralized Autonomous Party (Merkeziyetsiz Otonom Parti – DAP), diğeri ise Decentralized Party (Merkeziyetsiz Part -i DP). Bugün herhangi bir kavram karmaşasından uzak durarak sadece merkeziyetsiz parti tamlamasıyla yolumuza devam edeceğiz. 

Merkeziyetsiz parti fikri; yazılımlar yoluyla sanallaştırılmış ve önceden belirlenmiş kurallar (akıllı sözleşmeler) etrafında tamamen bilgisayar tarafından faaliyetini yürütmeyi hedefliyor. Bu kurallar akıllı sözleşmeler ile adeta partinin ruhuna kazınmış oluyor ve bu da internette (aynı anda farklı ağlarda) saklanıyor. 

Tabii blok zinciri teknolojisinin sunduğu yenilikler bu kadarla sınırlı değil. Eğer daha detaylı şekilde irdelemek istersen akıllı sözleşmeler, p2p network ve NFT gibi kavramları araştırabilirsin.

Akıllı sözleşme nedir? 

“Anonim taraflar arasındaki işlemleri ve anlaşmaları güvenilir ve tutarlı bir şekilde yürütülebilen, geriye dönük değişimin mümkün olmadığı bilgisayar programlarıdır.”

Akıllı sözleşmeler aracı kurum ve kuruluşları ortadan kaldırdığı için hızlı ve düşük maliyetli olduğu gibi yazılımsal algoritmalar ile şifrelenip dağıtık defterlerde tutulduğu için ise yüksek güvenliğe sahiptir.

En önemlisi ise, belirli durumlar oluştuğunda, akıllı sözleşmeler otomatik olarak içerisinde tanımlanmış olan anlaşma koşullarının çalıştırılmasını sağlar.

Yeni merkeziyetsiz partilere giden yol 

Dijital dönüşümü öncelendiren ve robot haklarını savunan bir siyasi parti kurduğumuzu ve tüzüğünü yazdığımızı düşünelim. Parti tüzüğünde, “bir dönem boyunca ülkedeki iş gücünün en az %10’unun robotlara dönüşmesini sağlayamayan parti başkanları bir sonraki dönem için seçimlerde aday gösterilemez” gibi bir kuralımız var. Bu partiyi şu anki yollarla kurduğumuzu düşünürsek; bir sonraki seçim dönemi yaklaşırken parti başkanımız kişisel ağını kullanarak bu verileri manipüle edebilir ve iş gücündeki robot sayısını %15 gösterebilir veya dilerse kurallarda değişiklik yapmanın bir yolunu bulabilir. Ancak blockchain üzerine kurulu bir sistemde; zaten hâlihazırda sistemdeki tüm robotların herhangi bir aksama olmadan sürekli olarak kayıtlara geçirilmesi gerekir. Blok zincirine eklenen verilerin daha sonradan değiştirilememesinden dolayı da bu verilerin manipüle edilmesi bir hayli zor olacaktır.

Akıllı sözleşme gereği, seçim dönemi geldiğinde yazılımımız sistemdeki robot sayısına bakar ve eğer %10’luk gelişmeyi görmezse otomatik olarak parti başkanını seçim dışında bırakabilir. Bu noktada herhangi bir insanın veya grubun anlık karar almasına gerek kalmayacaktır. Bu ve benzeri küçük detayların parti içi demokrasiyi geliştireceği umuluyor. 

Akıllı Sözleşme örneği: 18 Haziran 2023 seçimlerinin kazanılması durumunda, DDRP ilk 3 ay içerisinde İşçi Hakları ve Robot Çalışanlar isimli tasarıyı yasalıştıracaktır. 18 Ağustos itibarıyla bu yasanın henüz Resmi Gazete’de yayınlanmamış olması durumunda parti merkezine ait DDRP coinlerin %5’i rastgele olacak şekilde partililere dağıtılacak, %5’i ise yakılacaktır. 

Katılımcı demokrasi

Yukarıda da söylediğimiz gibi, demokrasinin birinci kuralı katılımcılık olmalıdır. Ancak bugün ülkemizdeki partilerin çoğuna baktığımızda; liderlerinin uzun yıllardır aynı yüzler olduğunu ve parti içi kadrolaşmalar gerçekleştiğini görüyoruz. Binlerce üyesi bulunan siyasi partilerimiz, parti lideri ve kendisine yakın olan delegelerin istekleri doğrultusunda kararlar alarak temsiliyetçi demokrasi dediğimiz sistemi by-pass etmeyi başarıyor. 

Güncel ve herkese hitap eden bir örnek verelim: Geçtiğimiz haftalarda öğrendiğimize göre, Temmuz ayında sunulan, yanan orman alanlarının turizme açılması ile ilgili bir yasa tasarısına iktidar partileriyle birlikte muhalefet partileri de onay vermiş; onay vermeyen muhalif milletvekilleri ise oylamaya katılmamış. Ağustos ayındaki büyük yangınlarla birlikte gündeme gelen bu gerçek, tüm partilerin tabanında ciddi bir tepki ile karşılandı ve eleştirildi. Blockchain ile desteklenen bir yapıda; daha katılımcı bir sistem olacağı için, bu tasarıya evet/hayır deme konusunda parti içinde hızlıca bir oylama yapılabilir ve ortak karar alınabilirdi. 

“Merkezi dikey otorite, şimdiye kadar daha iyi bir alternatif olmadığı için toplumdaki ana örgütsel model haline geldi. Tarihte ilk kez, vatandaşlar artık üçüncü bir tarafın aracılığı olmaksızın kriptografik olarak doğrulanmış eşler arası prosedürler aracılığıyla küresel düzeyde fikir birliğine ve koordinasyona ulaşabilirler.” -Marcella Atzori

Siyasi Partiler ve Demokrasi: Neden?

Neden, bir siyasi parti blockchain üzerine sistem kursun, üstüne üstlük bir de halkın oyuna başvursun ki? 

Çünkü: para. 

Bizim kurduğumuz dijital dönüşüm ve robot odaklı partinin ana amacı gerçek demokrasiyi yaşatmak ancak her parti demokrasiyi bu kadar umursamıyor olabilir. Bu durumda onlardan “hadi halka da fikrini soralım” diyerek bir sisteme geçiş yapmalarını bekleyemeyiz. Ancak, ciddi bir maddi kaynak oluşacaksa ve parti tabanında memnuniyet yaratacaksa biraz demokrasiden kimseye zarar gelmez diyerek geçiş yapmaları söz konusu olabilir.

Bir sistem blokckhain üzerine kurulduğunda; token yani kripto para sahibi de olabiliyor. Biz Dijital Dönüşüm ve Robot Partisi’ni kurduğumuzda ve belirli kuralları akıllı sözleşmelere yazdığımızda bu sistemin devamlılığını sağlayabilmek ve teşvik modeli oluşturabilmek için bir de $DDRP isimli bir kripto para yaratacağız. Bu kripto paraya sahip olan insanlar sayesinde bu akıllı sözleşmenin ‘meşruluğu’ kanıtlanacak ve kripto paramız da kendi pazarını yaratacak.

Geçtiğimiz günlerde Paribu ve Fenerbahçe iş birliği ile ortaya çıkan Fenerbahçe Token (kripto para), 30 saniye içerisinde Fenerbahçe’ye 15 milyon TL kazandırdı. Siyasi partilerin (özellikle yeni kurulmuş muhalif olanların) devlet ödeneği beklemeden kendi parasını kazanma ihtimali varken, neden beklesin? İşte DeFi böyle bir şey. 

DeFi nedir? 

Bankalar, borsalar ve devlet düzenlemeleri ile oluşan ekonomik sisteminin verimsizliğini ortadan kaldırmak iddiasıyla karşımıza çıkan Merkeziyetsiz Finans (Decentralized Finance) kavramı, sıradan insanların da finansal düzende söz hakkı sahibi (hissedar) rolüyle yer almasını sağladı. Akıllı sözleşmeler notere olan ihtiyacı ortadan kaldırırken NFT ise tasarımcılar ve müzik sanatçılarının kendi eserlerinde söz hakkına sahip olmasını sağladı. 

Kontrat blockchainde aktif hâle geldikten sonra kimse oylama olmadan değişiklik yapamaz

Bugün merkeziyetsiz siyasi partilere dair hiçbir örneğimiz bulunmuyor ancak merkeziyetsiz özerk organizasyonlara (DAO – Decentralized Autonomous Organization) dair birçok örnek bulunuyor. Ticari amaç güden bu organizasyonların oluşturduğu operasyon şemasının, siyasi partiler tarafından da kullanılmaması için hiçbir sebep bulunmuyor. 

DAO nedir? 

DAO, insan ön yargılarını ortadan kaldırarak daha adil bir organizasyon kurmaya hazırlanıyor. Çoğu şirkette CEO’lar veya daha üst düzey yöneticiler, tüm şirketi etkileyen kararları tek başına alıyor. DAO, önemli kararlarda yatırımcıların da CEO’lar kadar söz sahibi olabilmesi için akıllı sözleşmelere ve oylamalara başvuruyor. Oy hakları genellikle her üyenin sahip olduğu DAO tokenlarının sayısına göre dağıtılıyor.

DAO’nun Özellikleri: 

  • Hiyerarşik olmayan yapı 
  • Şeffaflık 
  • Demokratik değişiklikler 
  • Akıllı sözleşmelerle yönetilen yürütme 
  • Gerektiğinde 3. parti şirketleri işe katma becerisi. (Veri ihlali kaygısı olmadan başka şirketlere iş verebilme)

“Akıllı telefonunuza bir uygulama indirerek, kurallarınızı, tercih ettiğiniz tahkim yöntemini seçebilir, akıllı bir sözleşme yazabilir ve evlenebilirsiniz, arazinizi tapulandırabilir, bir vasiyetname onaylayabilir, bir şirket kurabilir, sağlık sigortası alabilir ve daha pek çok şeyi birkaç dakika içinde birkaç dolar ile yapabilirsiniz. Bir kimlik ve itibar sistemi tarafından desteklendiği gibi; anlaşmazlık çözümü ve insanların kendin yap yönetişim uygulamalarını yükleyip paylaşabilecekleri veya satabilecekleri bir uygulama kitaplığı da sağlamakta.” -bitnation-blog.com, 2015

Sonuç

Gerek sıradan vatandaşlarının fikirlerinin meşru bir şekilde yöneticilere ulaşabilmesi, gerek parti içi demokrasinin korunabilmesi, gerek gençlerin ülkesel sorunlara dahil olabilmesi için yenilikçi insanların kurduğu, blockchain tabanlı siyasi partileri bir çözüm yolu olarak düşünmemiz mümkün.

Bu tarz bir dönüşümün bir günde gerçekleşmeyecek olması aşikâr olsa da; özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için en büyük fırsatlardan birisi teknoloji girişimcilerine fırsat vermek ve yapay zekâ, sanal gerçeklik, 3D yazıcı ve blockchain gibi yıkıcı teknolojileri benimsemek olabilir. 

Kaynaklar ve ileri okuma için sitemizdeki yazıyı ziyaret edebilirsin. 

Kaynaklar ve ileri okuma: Entrepeneur, E2Analyst (DAP), E2Analtyst (DAO), Cointelegraph, Marcella Atzori

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir