Avrupa Birliği teknoloji devi şirketlerin veri toplama ve işleme hacmini genişleterek piyasada üstünlük kurmasından endişeli.

Nesnelerin interneti her gün daha fazla üründe karşımıza çıkıyor ve akıllı asistanlar birçok ürünle entegre hale geliyor. Alıştığımız elektrikli süpürgelerin yerini robot süpürgelere bıraktığı, beyaz ev aletlerinin cep telefonları ile kumanda edilebilir hale geldiği günümüzde, bu eşyalardan muazzam büyüklükte veri aktarımı gerçekleşiyor. Özellikle sektörü domine eden Amazon, Google ve Apple gibi teknoloji devi şirketler akıllı ev aletleri, nesnelerin interneti ve kişisel akıllı asistanlar ile veriyi anlamlı ve bütünsel şekilde toplayabiliyor.

Teknoloji devi şirketler tekelleşme riski taşıyor

Tüketici alışkanlıkları, alışveriş deneyimi, evde geçirilen rutin aktiviteler gibi birçok kişisel veriyi depolayan teknoloji devi şirketlerin, piyasada haksız rekabete yol açarak tekelleşme riski taşıdığı düşünülüyor. Bu şirketler ayrıca yeni fikirler üzerine çalışan birçok girişimi de satın alarak bünyesine kattığından, piyasada rekabet ortamını yok etme gücüne sahip oluyor.

Endişe duyulan bir diğer nokta ise akıllı ev eşyaları ve asistanların farklı markalar ile entegrasyonu. Bu konuda en katı politikalara sahip olan Apple, kendi ürünleri arasında entegrasyon sağlıyor ve bu durum alıcılar açısından genellikle çok büyük bir sorun teşkil etmiyor.

Konu akıllı ev eşyaları olduğunda ise uyumluluk açısından durum biraz daha farklı, mevcut durumda bir akıllı ev eşyası aldığınızda bunu her marka ve modele uyumlu cep telefonunuz ile entegre edebilmek istersiniz. Satın alacağınız ürünü kullanabilmek için evdeki diğer ürünlerin aynı markadan olma zorunluluğu olsa, bu tüketicinin özgürlüğünü kısıtlayıcı bir etmen olurdu. Akıllı asistanların akıllı ev eşyaları ile birlikte dakika dakika kullanıcının hayatında yer almaya başlamasıyla, şirketlerin kendilerine özel sistemler inşa ederek yakın gelecekte sunacağı yeni özellikler için belirli ürünlerin kullanımını mecburi kılması endişesini yaratıyor.

Avrupa Komisyonu teknolojiler üzerine çeşitli anketler yapıyor

Bu gibi endişeler üzerine hazırlanan çalışmada Avrupa Komisyonu, akıllı ev teknolojileri, giyilebilir teknoloji ve dijital asistanlar üzerine çalışan işletmelere veri toplama politikaları ve farklı ürünlerle entegrasyon yeteneği hakkında anketler gönderiyor. 2021 yılının bahar ayında ön inceleme raporunu sunmayı planlayan Komisyon, yapılacak detaylı incelemeler sonrası gereken hukuki altyapının hazırlanabileceğini ifade ediyor.

Avrupa Birliği benzer soruşturma süreçlerini daha önce de uyguladı, Google’ın akıllı saat üreticisi Fitbit adlı şirketi 2,1 milyar dolara satın almayı planlaması üzerine başlatılan inceleme sürecinin 20 Temmuz’da sonlanması bekleniyor.

Bu satın alma talebinde ne gibi bir sorun olabilir derseniz, akıllı saatler aracılığı ile kişinin çok kapsamlı sağlık verilerine ulaşmak mümkün ve bu hassas bilgilerin Google tarafından izinsiz şekilde işleneceği endişesi mevcut. Uyku düzeni, kalp ritmi, hareketlilik düzeyi gibi birçok sağlık verisini işleyerek kullanıcılar hakkında detaylı profiller yaratarak bunu pazarlama ve reklam kampanyalarında kullanmak, Google’ın piyasada orantısız bir güç elde etmesine imkan sağlarken kişisel verilerin güvenliğini de tehlikeye atıyor. Bu konu ile ilgili Avustralya Rekabet ve Tüketici Hakları Komisyonu da endişelerini dile getirerek yeni girişimlerin önünü kesecek tekel bir güç inşasına yol açacağını belirtmişti.

Görsel: Fitbit

2020 yılı ilk çeyreğinde giyilebilir teknojiler market payında Apple %29,3 ile ilk sırada yer alıyor. Xiaomi, Samsung ve Huawei’in ardından %3 ile Fitbit geliyor. Bu sıralamaya bakıldığında, markette Apple egemenliğini zayıflatmak amacıyla Google’ın Fitbit’i bünyesine katarak pazarda kendine yer edinmek istemiş olması muhtemel.

Bırakınız Yapsınlar diye Türkçeleştirilen Laissez Faire kavramı, özel sektöre devlet müdahalesini gereksiz gören bir anlayıştır. Adam Smith‘in bahsettiği Invisible Hand (Görünmez El) ise piyasaların kendi haline bırakıldığında dengeyi bulacağını açıklayan bir terimdir, ancak tekelleşme ile piyasa dengelerini manipüle etme gücüne erişen şirketlerin önlenebilmesi için Laissez Faire yaklaşımından uzak durmak gerekli. Aksi takdirde çok uluslu dev şirketler ulusların ve devletlerin geleceğini yönlendirebilecek tehlikeli süper güçler haline gelecektir.

Kaynak: The Verge

Share:

administrator

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu Öykü, gastronomiye ve mutfak sanatlarına meraklı, ekonomi ve politikaya ilgili ve aynı zamanda veri çağında geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.