Biraz zamanda yolculuk yapacak olursak bir zamanlar Google’ın gerçekten de geliştirilmesi gereken bir tasarımı olduğu dönemleri hatırlamanız pek de zor olmayacaktır. Şirketin, endüstriyel tasarım programlarından oldukça uzak olduğu dönemlerde bu ihtiyacın farkına vararak yeni bir tasarım geliştirdi ve böylece tüm uygulamalar yeniden tasarlandı. Bu tasarımlı ilgili en etkileyici adımsa Google’ın bu tasarım dilini herkesin erişimine açmasıyla başladı. Peki bu ne anlama geliyor diyecek olursanız hemen açıklayalım. Google, bu sayede tasarım dilini geliştirmenize olanak sunuyordu.

Grafik Tasarımcıya İhtiyacımız Var
Grafik Tasarımcıya İhtiyacımız Var

Ancak her şey göründüğü kadar sorunsuz işlemiyordu. Tasarlanan bu dil ifade ve yaratıcılığa yeterince alan sağlamıyordu. Neyse ki birileri geç de olsa bu durumun farkına vardı ve neredeyse 10 yıl kadar sonra tasarımdan sorumlu başkan yardımcısı Matias Duarte geri dönüp dili incelediğinde eksiklikleri fark etti. Android 12’nin yaklaşan sürümüyle birlikte Google, Material You adlı yeni bir dönemi başlatacak.

Material You Lansman
Material You tanıtımı

Kişiselleştirilebilir Tasarımlar

Materyal You, her ne kadar Material Design’dan alışık olduğunuz beyaz alanı ve görsel sadeliği korumaya devam ediyor ancak standard simge ve ara yüzlerden bir nebze de olsa uzaklaşıyor. Her şeyden önemlisiyse piyasaya sunulmaya hazırlanan yeni Andorid kolaylıkla kişiselleştirilebilir olacak. Bu açıdan Material You’yu kodlanmış bir Google tasarım danışmanı olarak düşünebilirsiniz ancak kullanıcı olarak yaratıcı yönetici koltuğunda siz oturuyor olacaksınız.

Kişiselleştirilebilirlik ön plana çıkıyor
Kişiselleştirilebilirlik ön plana çıkıyor

Bu yeni sistemle birlikte metin ve simgelerin renk kontrastını, boyutunu ve çizgi genişliklerini dilediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Böylece ara yüzü kişisel tercihlerinize göre şekillendirebilirsiniz. Sistem aynı zamanda duvar kâğıdı tercihinize uygun olarak ara yüz tasarımlarınız için çeşitliliğe sahip bir renk paleti sunuyor.

“Cihazlarımızı ve uygulamalarımızı gün boyunca kullanıyoruz ve bize ayakkabılarımızdan, giysilerimizden ve gözlüklerimizden çok daha yakınlar. Öyleyse, özellikle bilgisayarlar bu denli iyi ve güçlüyken, onlar neden geride kalsın? Gerçekten her birey için kişisel tasarımlar sunabiliriz. Gelecekte, tasarım ve teknolojinin böyle iç içe olacağını düşünüyoruz. Ve olayları bu yönde ilerletmek için bir adım atmayı umuyoruz.”

-Duarte

Göründüğü Kadar Basit mi?

Özelleştirilebilir işletim sistemleri elbette yeni bir gelişme değil. Hatırlarsanız orijinal Macintosh, farklı duvar kağıtları ve yazı tipleri koleksiyonundan seçim yapmanıza izin veriyor. Windows’un ilk sürümleri, kullanıcı arabiriminin her öğesi için renkleri manuel olarak seçmenize olanak tanıyordu. Material You ise daha fazla nüans sunarak size canlı bir deneyim yaşatıyor.

Her öğenin statik bir görüntü öğesi olmadığı, ancak kolayca değiştirilebilen parametreler üzerine inşa edildiği bir kullanıcı ara yüz, Google’ın zaman içinde geliştirdiği esnekliğin ürünü olarak değerlendirilebilir. Duarte’nin açıklamalarına göre Google artık tasarım kıstaslarını statik belgeler olarak yazmak yerine onları kodluyor. Bu ifade arama motoru ara yüzünün giderek daha fazla bölümünü gerçek zamanlı olarak daha dramatik bir şekilde güncelleyebilmesine olanak tanıyor. Duarte, her bileşenin gerçek bir 3B nesne olduğu, gerçek ışıktan etkilendiği ve anında güncellenebilen parametreler üzerine inşa edildiği bir ara yüz oluşturulması gibi hayalleri olduğunu da ekliyor.

Erişilebilir Çözümler

Material You’nun en güçlü yanlarından biriyse görme engelli bireylerden her şeyi kişiselleştirmek isteyen kullanıcılara kadar herkesi kapsayan erişilebilir bir tasarım sistemi sunması diyebiliriz. Durumlar ne olursa olsun herkesin kendisi için mükemmel olan tasarım ayarlarına erişebiliyor olması amaçlanıyor. Kullanıcı deneyimini iyileştirme yolunda önemli bir adım olan bu yeni sistem, erişilebilirlik ilkesine sıkı sıkıya bağlanıyor. Tüm bunlara ek olaraksa, kişiselleştirilebilir deneyimler sunarak kendin yap kültürüne kapı aralamamıza da yardımcı oluyor.

Kaynak: Fast Company

Share:

administrator

Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi 4. Sınıf öğrencisi olan İrem; eğitim teknolojileri ve psikolojisi, sosyal psikoloji, dil öğreniminde teknolojinin etkisi gibi alanlarda öğrenime ve paylaşıma olan ilgisiyle beraber geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir