Bu yıl altın senesini yaşayan Amazon’un özellikle mart ayından itibaren nasıl bir talep patlamasıyla karşı karşıya kaldığını anlatmıştık. Şirket dünya çapında artan talebi karşılamak için büyümeye devam ederken, yenilikçi çözümlere yöneliyor. Dronelar ve otonom kuryeler gibi çarpıcı fikirler ile dağıtım kanallarını çeşitlendiren Amazon, klasik depo çözümlerine de yaratıcı alternatifler üretti. Amerika’nın en büyük alışveriş merkezi sahiplerinden olan ve toplamda 22 milyon metre karelik 325 mülkü yöneten Simon Property Group, Amazon ile yeni bir girişimde bulunacaklarını duyurdu.

Mayıs ayında konkordato ilan eden ve ardından Haziran ayında 154 mağazasını kapatma kararını duyuran J.C. Penney ile 96 mağazasını kapatma kararı alan Sears gibi dev zincirlerin ayrılmasıyla atıl kalacak mağazalar, Amazon tarafından depo ve teslimat noktası olarak değerlendirilecek.

Bu tür bir anlaşma iki taraf için de oldukça makul olacaktır. Mülk sahipleri ve AVM yöneticileri açısından ilk etki kapanan mağazalardan kaynaklanan kira geliri kaybı olarak yaşanacak. İkinci ve dolaylı etki ise toplam müşteri sayısındaki düşüş ve küçük mağazaların bundan dolaylı olarak olumsuz etkilenmesi sonucu yaşanan kayıplar olacak. Amazon açısından bakıldığında Amazon Delivery Service Partners veya Amazon Flex gibi kendi kargo dağıtım iştirakleri ve girişimlerine yatırım yapan bir şirket için ara depo noktalarının artması ve teslimat alternatiflerinin çoğalması oldukça kritik gözüküyor.

Amazon teslimat süresini kısaltmak istiyor

Geçtiğimiz aylarda Trump yönetimi, Amazon’un Amerikan Posta Servisi USPS‘in hacminin daralmasından ve zarar görmesinden sorumlu olduğunu iddia etmişti. UPS, FedEx, USPS gibi taşımacılık şirketlerinin Amazon lojistik işlemlerindeki yüzdesi azaltıldı ve ağırlık Prime ve Amazon Flex gibi Amazon’un sahip olduğu alternatiflere kaydırıldı. Amazon’a yönelik ücret tarifesinin yükseltilmesini isteyen Trump, Amazon’un karşı hamlesiyle pek de hedefine ulaşamadı.

Amazon teslimatlarını yapan şirketlerin yıllara göre oransal değişimi  Veri: Rakuten Intelligence
Grafik: Axios Visuals

Geçtiğimiz yılın ortasında yapılan tahminlere göre, Amazon Amerikan hane halkının %72’sine azami bir gün içerisinde teslimat yapabilir kapasitede faaliyet gösteriyor. Bu teslimat süresini iyileştirmek ve yüzdeyi yükseltmek isteyen Amazon, bir alıcının mağazaya gidip alışveriş yapıp dönme süresine denk bir süre içerisinde teslimat yapabilir seviyeye gelmek istiyor.

Geleneksel ticaretten e-ticarete

Teslimat konusunda, Türkiye’de, HepsiBurada‘nın yenilikçi çözümleri var. Bu liste üzerinden çeşitli AVMlerde yer alan teslimat noktalarına ulaşabilirsiniz. Amazon gibi AVMlerde yer alan teslimat noktaları ile daha fazla insana ulaşmayı hedefleyen hepsiburada, kargo teslim saatlerinde evde olamayan veya çalışma saatleri uygun olmayan kişiler için oldukça faydalı bir alternatif sunuyor.

E-ticaretin pazardaki payı giderek artıyor, satıcılar yüksek giderli ve riskli geleneksel ticaret seçeneklerinin yerine e-ticarete yöneliyor. Ülkemizde de yükselen bir trend haline gelen online alışveriş, küçük esnafın da HepsiBurada, Trendyol vb. platformlar aracılığıyla bu sektöre girmesini cazip kılıyor. Bu denli büyük bir alışveriş ağının lojistik süreçlerinde geleneksel kargo taşımacılığının hantallığı ciddi bir sorun teşkil ediyor. Alternatif kanallara yönelmek, gelecekte müşteri memnuniyetini artırırken bir yandan da birim maliyetleri düşürmek için belki de zorunlu bir durum haline gelebilir.

Kaynak: Forbes

Share:

administrator

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu Öykü, gastronomiye ve mutfak sanatlarına meraklı, ekonomi ve politikaya ilgili ve aynı zamanda veri çağında geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.