Akıllı telefonlar, 2010’lu yıllarda doğan çocuklar için varsayılan bir uzuv haline gelmek üzere. Sabah kalktığımızda henüz tek gözümüzü açmadan Facebook, Twitter, Instagram ve Whatsapp’ı kontrol ediyor, gereken yerlere fav bıraktıktan sonra kalkıp yüzümüzü yıkamak için hazır olduğumuzu düşünüyoruz. Gün içerisinde işimizi yaparken, sinemadayken, tuavaletteyken ve özellikle yolda telefonlarımızla vakit geçiriyor birkaç saat çevrimdışı kalmak zorunda olduğumuzda yüzlerce mesaj aldığımızı, gündemi kaçırdığımızı hissediyoruz.

The Washington Post’ta yayınlanan bir içerikte editor, teknoloji alanında iş yapan ve akıllı telefonlarından kurtulmayı çok isteyen birkaç kişiden bahsetmiş. Daha önce biz de bu bağımlılıktan nasıl kurtulacağımıza dair bir içerik paylaşmıştık.

“Umarım, toplum olarak bir adım geri atabilir ve telefonlarımızı vücudumuzun uzantısı şeklinde kullanmaktansa, olması gerektiği gibi bir araç olarak kullanabiliriz”

Bunlardan birisi Maya Oren. Akıllı telefona olan bağlılığından yavaş yavaş kurtulmak için yeni bir telefon almış. Sadece arama yapılabilen ve herhangi bir uygulama indiremeyeceği veya fotoğraf çekemeyeceği son derece basit bir telefon. Ancak iPhone’undan da tamamen kurtulmayı şu an için düşünmüyor.

“Sabah kalkıyorum ve kalbim çok hızlı atıyor. Instagram’ımı kontrol ediyorum. Kaç takipçi gelmiş? Kaç takipçi kaybetmişim? Bugün ne paylaşacağım?”

2015’te Kickstarter projesi olarak başlayan Light Phone, insanların mevcut telefon numaralarını kullanarak ikinci, daha ilkel ve daha az zaman çalan bir telefon olarak karşımıza çıktı. Şık tasarımı ve sadece arama özelliği sunmasıyla teknoloji buhranında olan insanlar için çok çekici bir alternatif olan bu telefonu Oren de kullanmaya başladı. Yani Oren yanında hem iPhone hem de Light Phone ile gezecek ancak aramalarını Light Phone’dan gerçekleştirecek, bu sayede telefonu kapattıktan sonra gözü Instagram’a takılmayacak. Veya kafasını dinlemek istediğinde yanına sadece Light Phone’u alacak, böylece herhangi bir bildirim onu meşgul edemeyecek.

Toplumun teknoloji ile ilişkileri üzerine araştırmalar yapan psikolojist Larry Rosen, akıllı telefon çukurunun, asla kaçamayacağımız kadar olmasa da, çok çok daha derinleşeceğini düşünüyor.

Hence, Maya, Yoste ve Oren gibi birçok isim bu ‘trans’ halinden kurtulmak için çözüm yolu arıyor.

24 yaşında Oxford’da proje yöneticisi olan Will Yoste telefonundan Facebook uygulamasını sildi.

52 yaşındaki, Silikon Vadisi’nde satış yöneticisi olarak çalışan Kay Rhind, gece 11’den itibaren interneti kapatıyor ve indirdiği bir uygulama sayesinde çocuklarının telefonlarını kullanmasını da engelliyor.

Washington’da bir kütüphanede araştırmacı olan Andrew Martin ise kızlarını 7 günlük bir ekransız meydan okumaya zorlamış. Ve sonrasında kızlar, ebeveynlerinin de aynısını yapması konusunda ısrar etmiş. çünkü bu 7 günlük süreç oldukça faydalı hissettirmiş. 

“Bu gerçekten cebimizdeki ekranların ne kadar sinsi olduğunu fark etmemizi sağladı. Eğer 30 saniyeden daha fazla boş vaktiniz varsa telefonunuza ulaşmak için seğiriyorsunuz”

Eski bir Apple çalışanı olan ve iPod’un geliştirilmesinde katkısı bulunan Tony Fadell ise “Cihazların kendisi bağımlılık değil. Bu, buzdolabının bağımlılık olduğunu söylemek gibi. Hayır, olay içindeki yiyecekler. Cihazlar bağımlılık değil ancak ulaştırdıkları içerik bağımlılık yapabilir.” diyor. Aslında diğerlerinden farklı bir bakış açısı değil, zaten akıllı telefondan kurtulmak uygulamalardan kurtulmakla başlıyor.

Fadell’in en büyük oğlu iPhone’un tanıtımından birkaç hafta önce doğmuş. Fadell, çocuklarından telefonu aldığında onların ne kadar üzüldüğünü görmüş. Ve aslında yetişkinlerin de aynı şekilde üzüldüğünü fark etmiş. Sonrasında, ailede “Ekransız Pazar” diye bir uygulamaya başlatmışlar ve pazar sabahları telefon kullanmak yasaklanmış. Ancak bu pek de yeterli gelmemiş; Fadell, teknoloji firmalarının telefonlara akıllı telefon kullanımını yönetmek için özellikler koymasını istiyor. ”Eğer bir telefon adımlarımızı sayıyorsa sosyal medyada kaç dakika harcadığımızı da sayabilir? Ve bildirimleri eleyebilir?”

Bir zamanlar Google’da “Teknoloji etiği uzmanı” olarak görev alan Tristan Harris şu sıralar Time Well Spent isminde, kâr amacı gütmeyen bir topluluğu yönetiyor. Bu topluluk; akıllı telefonların beyinlerimizi çılgına döndürdüğünü düşünüyor ve teknoloji şirketleriyle devletlere yeni regülasyonlar konusunda baskı yaparken bir yandan da kişilerin daha az telefon kullanması için yöntem önerilerinde bulunuyor.

Psikolog Rosen, bizi telefonu kontrol etmeye iten güdünün sadece eğlence veya araç gereksinimi değil aynı zamanda zorunluluk da olduğunu düşünüyor. “Eğer bana yazarsan ve ben sana hemen dönüş yapmazsam, sen “Acaba bana kızgın mı?” gibi şeyler düşünmeye başlarsın. Asla karşıdakinin meşgul olduğunu düşünmüyoruz” diyen Rosen, kısa bir süre için teknolojik detoks yapmanın pek faydalı olmayacağını çünkü detoks sonrasında birkaç e-mail yerine yüzlerce bildirimle karşılaşıp yine zaman kaybedeceğini söylüyor.

Bu konudaki tüm yazılar ve tavsiyeler aynı sonuca varıyor. “Yatmadan 1 saat önce telefonunu kullanmayı bırak”, “Telefonunu yatak odanda şarj etme”, “Sabah gözünü açar açmaz sosyal medyayı kontrol etme” ve “Sosyal medya uygulamarını sil”. Hepsi de sağlam bir irade gerektirmesi dışında oldukça güzel tavsiyeler. Ancak, eğer bunları yapabilecek sağlam bir irademiz varsa biz neden buradayız?

Rhind, “Eğer herkes bağımlıysa kimse sana onun bağımlılık olduğunu söylemez. Bir gereklilik olduğunu söyler” diyor ve çocukları için kullandığı OurPact uygulaması çalışırken, yani çocukları telefondan uzak kalırken kendisinin hala telefonunu kullanıyor olmasını “İş için” diyerek açıklıyor ancak “kendimi haklı çıkarıyorum” diyerek itirafta bulunmaktan da kaçınmıyor.

Maya Oren, her ne kadar telefonundan kurtulmak için uğraşsa da, dijital pazarlama görevini, yaşam standartlarını karşılamak için yaptığından dolayı telefonunun sahip olduğu özelliklerle mutlu. Akıllı telefonla savaş konusunda bebek adımlarıyla ilerlemeye çalışıyor, geleneksel bir alarmlı saat almış ve sabahları telefonunu uzakta tutuyor, böylece kalktığında telefonunu kontrol etmiyor. Yürüyüşe çıktığında ise telefonunu çantasında tutuyor ve böylece yine sık sık kontrol etme hastalığından kendisini uzak tutuyor.

Bugün sadece telefonlarla başa çıkamıyoruz ve psikolojimizi bozmasına izin veriyoruz. Birkaç yıl sonra sahip olacağımız akıllı saatlerden, akıllı şemsiyelerden veya akıllı arabalardan alacağımız bildirimlerle nasıl bir psikolojiye sahip olacağımızı merak ediyorum. Daha önce paylaştığım yapay zeka teknolojiyi görünmez kılacak ‘kehanetindeki’ gibi bir hayata sahip olmazsak, ciddi sorunlarla karşılaşabiliriz. Zira; biraz yalnız kalıp yürüyüş yapmak istediğimizde ayakkabımızın titreşim göndermesi ve mesajın kimden geldiğini görememiz; tüm yürüyüş keyfimizi bitirebilir ve eve dönene kadar o bildirimin kimden geldiğini merak edebiliriz. Ancak eğer hayal ettiğimiz yapay zekaya kavuşursak; asistan yapay zekamız bizim için gerekli olmayan bildirimleri göndermeyecektir böylece ciddi bir şey olmadıkça titreşimlerle keyfimiz kaçmayacaktır. Yakın gelecek için çok farklı evhamlara sahibiz; robotlarla savaş, bizim psikolojik olarak asırlardır sahip olduğumuz savaş pskiolojisinden dolayı bizi çok etkilemeyecektir ancak bildirimlerle savaş; fazla alışabildiğimiz bir savaş yöntemi değil.

Kaynak: The Washington Post

Share:

administrator

1997’de Nevşehir-Ortahisar’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde Basım Teknolojileri eğitimi görüyor. Gazeteciliğe ve doğru bilgi alma hakkına inanan Hasan, bir Onaran olarak sosyal inisiyatifin ve eğitimin gücüne inanıyor, geleceğin nerede olduğunu araştırıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir